deyi ile cümle

deyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Deyişin kaynağı kesin olarak tespit edilememiştir.Ou seja, a fonte não quer ser identificada.
Başka bir deyişle, fetal iyi beslenememe, hayat boyu süren bağışıklık sistemi zayıflığına neden olabilir.O subdesenvolvimento do feto pode também ter como consequência deficiências imunitárias ao longo da vida.
Başka bir deyişle belli sınırlar içinde ayarlanabilir.De lá ele pode ser ressuscitado sob certas circunstâncias.
2. Aytışmak: Karşılıklı konuşmak, deyişmek (Ayıtmak/Aytmak: Konuşmak).63a): Onde alguns se reúnem, espalham; onde se espalham, se reúnem!
Quo vadis, Nereye gidiyorsun? anlamına gelen Latince bir deyiştir.Quo vadis? is Latijn en betekent Waarheen gaat gij?
Genellikle deyimleri yanlış söyler.Hij spreekt namen vaak verkeerd uit.
Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.Het resultaat kan men een "ontworpen ecosysteem" noemen.
Ayrıca husun (iyi) ve kubuh (kötü) deyimlerinin de bu konuda bir anlamı yoktur."Ook wat betreft mensen geeft dat een slechte indruk en het is onfatsoenlijk'.
"Demir leblebi (Başa çıkılması güç kimse)" deyişi. ^Ivoren van Genoelselderen
Yeremya'nın kehanetleri sıkça aynı kelimler, deyişler ve betimlemeler kullanılarak tekrarlanmaktadır.Jeremia's profetieën zijn opmerkelijk door de frequente herhaling van dezelfde woorden en beelden.
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.Dat wil zeggen dat verleden, heden en de toekomst hetzelfde zijn.
Başka bir deyişle anti-aliasing denilebilir.Dit staat bekend als anti-aliasing.
Creatio ex nihilo "yoktan var etmek/yaratmak" anlamına gelen Latince deyiş.Creatio ex nihilo is Latijn voor schepping uit het niets.
Rote Kapelle deyişi RSHA'dan kaynaklanır.De inwoners van Rhône heten Rhodaniens.
Ecce Homo - "İşte (bakın) İnsan" anlamına gelen Latince deyiş.Ecce Homo (Latijn) staat voor Zie de mens.
Diğer bir deyişle, çok kısa mesafe.Zeer accuraat zelfs op lange afstand.
Başka bir deyişle 1 googol, 1 rakamına yüz sıfır ekleyerek yazılır.Googol is een synoniem voor een 1 met honderd nullen.
Sezar en ünlü deyişi olan 'Veni, Vidi, Vici' (geldim, gördüm, yendim) sözünü bu vesileyle söylemiştir.Een geijkt voorbeeld is Caesars Veni, vidi, vici ("Ik kwam, ik zag, ik overwon").
Latince deyişler listesiVoor de Latijnse tekst
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.Dit blijkt vooral op te gaan voor expressies van angst.
Başka bir deyişle kendimize ve başkalarına sorduğumuz sorulara cevap verebilmeye çalışmaktır.Ze deed het om te kunnen antwoorden op vragen die haar gesteld konden worden in het parlement.
Gerçek anlamındaki deyimler ise çevrilebilir.De verschillende betekenisgebieden van het woord waarheid kunnen eenvoudig door elkaar lopen.
Diğer bir deyişle cadılık bir uygulamadır.Met andere woorden: een daad van hekserij is een psychische daad.
Bir başka deyişle atmacacılıkta ilk aşamadır.Achter de naam staat tussen haakjes het jaar van introductie.
Metal para bastırmak karşılığında kullanılan "sikke kestirmek" deyimi buradan gelmektedir.Het is onbekend waar de benaming "gerstebroden" voor de penningen op het wapen vandaan komt.
Sık sık ikilemeler, atasözleri ve deyimler kullanılmıştır.Zwaarden komen vaak voor in spreekwoorden en gezegden.
Hızir Ilyas (Yerel deyimle Hıdır Ellez) Şenlikleri .Tot de zijrivieren behoort de Rila.
Başka bir deyişle ∆U = W olur.Ya'ol'wa = Wat is er aan de hand?
Onun en bilinen deyişi ; "Hi, I'm Troy McClure.Hij zei, "Hallo, ik ben Patrick Cassidy".
Başka bir deyişle Sezar'ın son yıllarıdır.Mozarts laatste jaar.
Bu sözleşme kendi deyimiyle onun son sözleşmesiydi ve bunda da oldukça kararlıydı.De aldus verwelkomde was geheel van streek; zwaar drukte het hem.
In situ, "yerinde" manasına gelen Latince bir deyiştir.De term 'in situ' is Latijn voor 'op zijn plek'.
"Bir Kadına mı Kaldık Deyip O Birikimi Erittiler".Een enkele vrouw - dat blijft een excuustruus."
Ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz.Deze werd echter minder succesvol dan Love on my mind.
Bir başka deyişle İsis’in adının ideogramı tahttır.In Europa zou de naam Suzuki Ideal worden.
Ekmek deyince akla mısır ekmeği gelir.Waar de naam kippenstaartbrood vandaan komt weet niemand.
Başka bir deyişle tümevarım yanılgısıdır.Een pleonasme is niet per definitie fout.
Kendi deyimiyle muhteşem bir çocukluk geçirmiştir.Hierdoor beleefde hij naar eigen zeggen een verwarrende kindertijd.
Diğer bir deyişle birinde diğerinde olmayan hiç öge olmaması gerekir.Het zou met andere woorden dan niet mogelijk zijn dat het een zonder het ander voorkomt.
Geniş apaz, bir denizcilik deyimi olup, yelkenli teknelerin seyirlerinden biridir.De high-aspectfok is een term uit de zeilvaart, waarmee een van de zeilen van een zeilschip aangeduid wordt.
Bir başka deyişle, olmadan kullanmakta.Ongebruikt, zonder iets over te doen.
Şey deyip durma ya!Hou nou eens op met je gedinges!
Ben şimdi 13 yıldır Dubai'deyim.Ik ben nu 13 jaar in Dubai.
Ayrıca husun (iyi) ve kubuh (kötü) deyimlerinin de bu konuda bir anlamı yoktur."Przywilej nie wspomina ani o wójcie (zasadźcy), ani o wolniźnie.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Jeśli pademelony znajdą obfite źródło pożywienia, korzysta z niego zgodnie kilku osobników.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Fragmenty te poprzedzała krótka przedmowa tłumaczki.
Bu sözleşme kendi deyimiyle onun son sözleşmesiydi ve bunda da oldukça kararlıydı.Wydawane przez niego decyzje (psak din) były wiążące w danej sprawie.
Hızir Ilyas (Yerel deyimle Hıdır Ellez) Şenlikleri .O Shi Shi, który jadał lwy (chin. upr.
Başka bir deyişle, Güneş rüzgârları hem negatif elektronlar, hem de pozitif iyonlar içerir.Innymi słowy, wiatr słoneczny składa się zarówno z ujemnie naładowanych elektronów, jak i kationów.
"John Doe" kimliği belirlenemeyen veya adı olmayan erkekler için kullanılan bir deyimdir.John Doe – nazwisko używane w USA dla określenia mężczyzny o niezidentyfikowanej lub ukrytej tożsamości.
Sanılanın aksine deyiş Hipokrat yemininde geçmez.Przysięga, zwana przysięgą Hipokratesa, nie jest bowiem jego autorstwa.
"Stockton to Malone" ("Stockton`dan Malone`a pas") tümcesi bir deyim halini aldı.Większość z asyst Stocktona było rezultatem podań do Malone’a.
Diğer bir deyişle: zaman yolcuları geçmiştedir, bu da onların daha önceden de geçmişte olmalarını gerektirir.Zamiast tego, musisz pozostać w maszynie tak długo, jak długo chcesz podróżować w przeszłość.
"Bana kurban deyin"."Oczyść me imię").
Bir başka deyişle doktora bilimsel yeterlilik derecesidir.Wyższym stopniem naukowym jest stopień naukowy doktora habilitowanego.
Hakuna Matata "Hiç üzülme" ve "Hiç sorun yok" anlamlarına gelen Svahili dilindeki bir deyimdir.Ich motto brzmi Hakuna Matata, co znaczy „nie martw się”.
Bu onun deyimiyle ilk performanslarıydı.Scudda Hay! – były to jej pierwsze role mówione.
Veni, vidi, vici ünlü Latince deyiş.Vistula – łacińska nazwa Wisły.
Başka bir deyişle bir an için ölüp geri dirilirler.Po chwili odnajdują ją jednak ponownie, martwą.
Her bölümün başında Oyuncak Dünyası deyimiyle ile başlamaktadır.Każdy odcinek rozpoczyna się czołówką pod tytułem All Around The World.

İlgili Sayfalar