Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.달리 말하면, 물리학의 그 성가신 법칙들 덕분에, 지속적이지 않게 될 때, 그것들은 멈춥니다.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.Met andere woorden, dankzij die vervelende natuurwetten: als dingen niet duurzaam zijn, stoppen ze.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.Nói cách khác, theo những định luật vật lý khó chịu, khi vật không bền vững, nó sẽ ngừng.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.Por outras palavras, graças às malditas leis da física, quando as coisas não são sustentáveis, elas param.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.Toisin sanoen, noiden ikävien fysiikan lakien takia, kun asiat eivät ole kestäviä, ne loppuvat.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.С други думи, благодарение на тези досадни закони на физиката, когато нещата не са устойчиви, те спират.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.במילים אחרות, בזכות חוקי הפיזיקה המעצבנים האלה, כאשר דברים אינם ברי-קיימא, הם נפסקים.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.بعبارة أخرى، بفضل قوانين الفيزياء المزعجة تلك، حين لا تكون الأشياء مستدامة، تتوقف.
Diğer bir deyişle, o sinir bozucu fizik kanunlarına göre, bir şey sürdürülemez ise, durur.持続可能でなければ停止してしまうということです 「ありえない」と思うかもしれません
Diğer bir deyişle pozitif kökü kullanıyoruz da denebilir. 4'ün 2 tane kökü vardır.그냥 양의 제곱근이라고 봐도 무방하지요
Diğer bir deyişle pozitif kökü kullanıyoruz da denebilir.Jak mamy ten symbol pierwiastka tutaj, to on oznacza arytmetyczny pierwiastek, czyli dodatni pierwiastek.
Diğer bir deyişle pozitif kökü kullanıyoruz da denebilir.这表示正的平方根
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.Autrement dit, le parloir est si loin de la cuisine et l'atelier.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.Eli salin on niin kaukana keittiöstä ja työpaja.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.단어의 응접실은 부엌과 워크샵에서까지입니다.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.Nói cách khác, phòng khách cho đến nay từ nhà bếp và hội thảo.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.Oznacza to, że salon jest tak daleko od kuchni i warsztacie.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.Worten, die Stube so weit von der Küche und Werkstatt.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.מילים, בסלון עד כה מהמטבח הסדנה.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.الكلمات ، وصالون حتى الآن من المطبخ ورشة العمل.
Diğer bir deyişle, salonu, mutfak ve atölye şimdiye kadar.ディナーでもよく、ディナーのみの寓話です。
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Anders gesagt, wir suchen die Nadel im Heuhaufen.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Cu alte cuvinte, căutăm un ac în carul cu fân.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Dengan kata lain, kami mencari jarum di tumpukan jerami.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.En d'autres termes, on cherche une aiguille dans une botte de foin.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.En otras palabras, estamos buscando una aguja en un pajar.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.In altre parole, è come stessimo cercando un ago in un pagliaio.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Innymi słowy, szukamy igły w stogu siana.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Inými slovami, hľadáme ihlu v kope sena.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.다시 말해 건초 더미에서 바늘을 찾고 있다고 할 수 있겠군요.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Más szóval, tűt keresünk a szénakazalban.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Met andere woorden: we zoeken naar een speld in een hooiberg,
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Nói cách khác, chúng ta đang mò kim trong đống rơm
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Ou seja, procuramos uma agulha num palheiro.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Vi søger altså nålen i høstakken.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Με άλλα λόγια, ψάχνουμε για μια βελόνα στα άχυρα.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Можно сказать, что мы ищем иголку в стогу сена.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.С други думи, търсим игла в купа сено.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.במילים אחרות, אנו מחפשים מחט בערמת שחת.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.بمعنى اخر ، نحن نبحث عن ابره في كومه قش
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.干し草の山の大きさは分かっています 銀河です
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Autrement dit, au moment d'acheter, nous pourrions faire un choix empreint de compassion.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Cu alte cuvinte, in momentul achizitiei, putem sa facem o alegere bazata pe compasiune.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Dengan kata lain, pada saat pembelian, kita mungkin dapat membuat sebuah pilihan yang berbelas-kasih.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.En otras palabras, al momento de comprar, quizás podamos hacer una elección compasiva.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.In altre parole, al momento dell'acquisto, potremmo essere in grado di fare una scelta compassionevole.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Innymi słowy, być może w momencie kupowania będziemy w stanie dokonać odpowiedzialnego wyboru.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Jinými slovy, ve chvíli nákupu, možná budeme schopni učinit soucitnou volbu.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.다른 말로 하면, 구매자의 관점에서, 우리는 좀 더 동정심에 기반한 선택을 할 수 있다는 것이지요.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Más szavakkal, a vásárlás helyén képesek lehetünk együttérző döntést hozni!
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andra ord, när vi köper något, skulle vi kunna göra ett medkännande val.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andre ord, på købstidspunktet, kunne vi være i stand til at tage det medfølende valg.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Mit anderen Worten könnten wir zum Zeitpunkt des Kaufs eine aus Mitgefühl motivierte Wahl treffen.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Nói cách khác, ngay lúc mua hàng, ta đã có thể có một lựa chọn hợp lí.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Oftewel: bij de aankoop zouden we een keuze kunnen maken vanuit medeleven.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Ou seja, em qualquer ponto de venda, é possível fazer uma escolha com base na compaixão.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Другими словами, в момент покупки у нас будет возможность проявить сострадание.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Іншими словами, у точці покупки ми можемо робити доброчинний вибір.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.С други думи - при покупка може да сме в състояние да правим състрадателен избор.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.במלים אחרות, בנקודת הרכישה, נוכל לבחור מתוך חמלה.