Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.Ten wspaniały meksykański naród ma problem z bronią przewożoną z północy, przez granicę.
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.Αυτό το σπουδαίο έθνος, το Μεξικό, αντιμετωπίζει πρόβλημα με την εισαγωγή όπλων από τα βόρεια σύνορά του.
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.Великая страна, Мексика, страдала от поставок оружия с севера, через границу.
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.И тази велика нация, Мексико, има проблема, че ръцете идват от север през границата.
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.למדינה הגדולה הזאת, מקסיקו, יש בעיה של נשק שמגיע מהצפון
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.هذه الامة الكبيرة, المكسيك عندها مشكلة الاسلحة التي تعبر من الشمال
Bu büyük Meksika devletinin kuzeyden, sınırlarını aşıp gelen silahlar konusunda problemi var.武器が北から国境を越えて入ってきている問題を抱えています これは止める必要があります
Bu cebabire ilk olarak Osmanlı devleti zamanında çıktı.Diese Tyrannen erschienen zuerst während des Osmanischen Reiches.
Bu cebabire ilk olarak Osmanlı devleti zamanında çıktı.Para penzalim ini.. ..pertama kali muncul pada zaman pemerintahan/empayar Ottoman.
Bu cebabire ilk olarak Osmanlı devleti zamanında çıktı.Quesi tiranni, sono apparsi prima durante l'Impero Ottomano.
Bu cebabire ilk olarak Osmanlı devleti zamanında çıktı.Эти тираны сначала появились во времена Османской Империи.
Bu da finansal piyasalardaki gerilimin arttığı her seferde devletin piyasalara girmesi.A to je když do toho vláda vstupuje pokaždé, když dojde k nějakému finančnímu tlaku.
Bu da finansal piyasalardaki gerilimin arttığı her seferde devletin piyasalara girmesi.それはいくつかの金融ストレスがあるでしょう。 これらの全ての人がリスクを取り、彼らは既にその報酬を得た。
Bu da nihayet M.Ö. 612'de oldu, Ninova şehri fethedildi ve yeni-Asurlular devletinin sonu geldi.Dat gebeurde uiteindelijk in 612 v.C in de stad Nineveh, en het neo-Assyrische Rijk was ten einde.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey. Bu uygun değil.С това правителството казва, че е нормално да храним децата си.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey. Bu uygun değil.良いわけがない わかりますよね ダメです
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.C'est ce que le gouvernement dit que l'on peut donner à manger à nos enfants.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Cu asta este guvernul de-acord sa ne hranim copiii.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Đó là những gì chính phủ cho rằng có thể cho trẻ em ăn.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.E' ciò a cui il Governo dice sì come cibo per i nostri ragazzi.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.É isto que o governo acha bom para alimentar crianças.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.El gobierno dice que está bien alimentar a nuestros chicos con estas cosas.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Ez az, amivel a kormány szerint táplálhatjuk a gyerekeket.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Hiervan zegt de overheid dat het oké is om onze kinderen te geven.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.이것들이 정부가 우리아이들에게 먹여도 괜찮다고 허용한 식품들입니다.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Rząd uważa, że można tym karmić dzieci.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Und das hält die Regierung für angebrachte Kost für unsere Kinder.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Za to hrano vlada pravi, da je dovolj dobra za naše otroke.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.Все это правительство разрешило для питания наших детей.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.זה אוכל שהממשלה אומרת שהוא בסדר לילדנו.
Bu, devletin çocuklarımızı beslemek için uygun gördüğü şey.هذا ما تقول الحكومة بأنه ليس من المضر اطعامه لأبناءنا
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Deze dialoog moet rationeler en begrijpelijker worden, met inbegrip van de stappen die de regering neemt.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Dobbiamo rendere questo dialogo più razionale e comprensibile, e deve includere le scelte del governo.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.이 대화를 보다 현명하고 보다 이해하기 쉽게 만들어 정부의 참여를 유도해야 할 필요가 있습니다.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Potřebujeme, aby se dialog vedl stále věcněji a srozumitelněji. Aby takové byly i kroky, které podniká vláda.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Potrebujeme, aby tento dialóg bol racionálnejší a zrorumiteľnejší, vrátane krokov podniknutých vládou.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Precisamos que este diálogo seja mais racional, mais compreensível, incluindo as medidas que o governo toma.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Ο διάλογος πρέπει να έχει περισσότερη λογική και κατανόηση, να συμπεριλαμβάνει τα μέτρα που παίρνει το κράτος.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.Мусимо вести раціональний і зрозумілий діалог. Тут йдеться і про кроки, що їх здійснює уряд.
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.עלינו לקיים את הדיאלוג באופן יותר הגיוני, יותר מובן כולל הצעדים הננקטים על ידי הממשלה
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.نحتاج للدخول في هذا الحوار بعقلانية أكثر، أكثر مفهومية ، حوار , وتشمل الخطوات التي تأخذها الحكومة .
Bu diyaloğu daha anlaşır daha rasyonel kılmamız lazım, devletin de attığı adımları hesaba katarak.それには政府が採るステップも含まれます これは非常に重要な願い事であり 必ず成し遂げられると思っています
Bu güç sahibi artık bu gücünü devleti - devlet demokratik olsun ya da olmasın- etkilemekte kullanabilir.Což je také využito k ovlivňování vlády
Bu güç sahibi artık bu gücünü devleti - devlet demokratik olsun ya da olmasın- etkilemekte kullanabilir.Ils peuvent aussi influencer le gouvernement
Bu güç sahibi artık bu gücünü devleti - devlet demokratik olsun ya da olmasın- etkilemekte kullanabilir.Вони можуть також використати це, щоб впливати на уряд.
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınDans ce cadre, chaque État membre de l'UE-15 doit remplir un objectif différencié : certains doivent
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınEzen belül a 15 tagállam mindegyikére differenciált
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınInden for dette har de enkelte EU-15-medlemsstater differentierede reduktionsmål: Nogle skal reducere
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınInnerhalb dieser Vorgabe wurden für die einzelnen Staaten unterschiedliche
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınInom detta har varje EU-15-medlemsstat ett eget mål för utsläppsminskning: vissa ska minska
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınL’UE a 15 ha un obiettivo comune ai sensi del protocollo di Kyoto.
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınNeste contexto, cada Estado-membro da UE-15 tem uma meta de redução diferenciada: alguns devem
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınV okviru tega cilja pa ima vsaka država članica EU-15 lastno ciljno zmanjšanje:
Bu kapsamda, her AB-15 Üye Devletinin farklılaşmış bir azaltma hedefi vardır: bazılarınınΗ ΕΕ-15 έχει έναν κοινό στόχο να επιτύχει σύμφωνα με το Κιότο.
Bu kız çocuklarının yüde 45'i devletin sağlık ocak ve merkezleri tarafından tedavi görmüyor.Почти 45% из них не получают никакого лечения от государственных медицинских учреждений и клиник.
Bulunduđumuz nokta ţöyleydi; devletin elindeki deliller, iddianame ne derece kuvvetli bilmiyorduk.Nhưng trở thành một tội phạm?<br/>Đối mặt với án tù?
Bulunduđumuz nokta ţöyleydi; devletin elindeki deliller, iddianame ne derece kuvvetli bilmiyorduk.Voilà la situation. Aucune information que ce soit sur le dossier ou les preuves du gouvernement.
Bulunduđumuz nokta ţöyleydi; devletin elindeki deliller, iddianame ne derece kuvvetli bilmiyorduk.Ето къде сме:ние нямаме никакво откритие, никакво доказателство за каквото и да е
Bulunduđumuz nokta ţöyleydi; devletin elindeki deliller, iddianame ne derece kuvvetli bilmiyorduk.ها نحن هنا، ليس لدينا أي اطلاع، أي دليل بأي نوع عن ما هي القضية التي تبنيها الحكومة
Bulunduđumuz nokta ţöyleydi; devletin elindeki deliller, iddianame ne derece kuvvetli bilmiyorduk.証人もいない。 そして弁護士がこうしろと求めてくる