Dolayısıyla bu durumda, altı demek için heks- dersiniz, yani bu heks-. .Dus in deze situatie neem je hex- voor 6, Dus dit is hex-,
Dolayısıyla bu durumda, altı demek için heks- dersiniz, yani bu heks-. .Então neste caso, usa-se hex- para seis, e temos hex-,
Dolayısıyla bu durumda, altı demek için heks- dersiniz, yani bu heks-. .Všechno jsou jednoduché vazby. V této situaci je "hex-" pro 6, takže toto je "hex-".
Dolayısıyla bu durumda, altı demek için heks- dersiniz, yani bu heks-. .Поэтому в данной ситуации, так мы приняли "гекс" для шести, это будет "гекс".
Dolayısıyla bu durumda, altı demek için heks- dersiniz, yani bu heks-. .حتى في هذه الحالة، يمكنك اتخاذ ست عشري-لستة، لذلك هذا هو hex-.
- Domates, tamam, buna ne dersin?BALAZO
- Domates, tamam, buna ne dersin?COUP DE FEU
- Domates, tamam, buna ne dersin?- Er tut verdammt nochmal so als sei er tot!
- Domates, tamam, buna ne dersin?- Han lütsas fÜr fan att han är dÜd!
- Domates, tamam, buna ne dersin?- Predstiera, že je mŕtvy!
- Domates, tamam, buna ne dersin?- Se preface că e mort dracului!
- Domates, tamam, buna ne dersin?- Sta fottutamente fingendo di essere morto!
- Domates, tamam, buna ne dersin?ВЫСТРЕЛ
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››Bíli so me, porečeš, a ni me bolelo, tepli so me, nisem čutil. Ko se zbudim, bom nadaljeval, zopet ga poiščem!
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››Díš: Zbili mne, a nestonal jsem, tloukli mne, a nečil jsem; když procítím, dám se zase v to.
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››네가 스스로 말하기를 사람이 나를 때려도 나는 아프지 아니하고 나를 상하게 하여도 내게 감각이 없도다 내가 언제나 깰까 다시 술을 찾겠다 하리라
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››,,M'a lovit... dar nu mă doare!... M'a bătut... dar nu simt nimic! Cînd... mă voi trezi? Mai vreau vin!``
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››Rzeczesz:Ubito mię, a nie stękałem, potłuczono mię, a nie czułem. Gdy się ocucę, udam się zaś do tego.
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››Ütöttek engem, nékem nem fájt; vertek, nem éreztem! Mikor ébredek fel? Akkor folytatom, ismét megkeresem azt.
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››Удариха ме ще речеш , и не ме заболя; Биха ме, и не усетих. Кога ще се събудя за да го търся пак?
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››הכוני בל חליתי הלמוני בל ידעתי מתי אקיץ אוסיף אבקשנו עוד׃
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››يقول ضربوني ولم اتوجع. لقد لكأوني ولم اعرف. متى استيقظ. اعود اطلبها بعد
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››你 必 說 、 人 打 我 我 卻 未 受 傷 、 人 鞭 打 我 我 竟 不 覺 得 、 我 幾 時 清 醒 、 我 仍 去 尋 酒
‹‹Dövdüler beni ama incinmedim, Vurdular ama farketmedim›› dersin, ‹‹Yeniden içmek için ne zaman ayılacağım?››你 必說 、 人 打我 我 卻 未 受 傷 、 人 鞭打 我 我 竟 不 覺得 、 我幾時 清醒 、 我 仍 去 尋酒
Durun, yeni damatla biraz içki içmeliyiz. Ne dersin baba?Alors, et ce voyage ?
Durun, yeni damatla biraz içki içmeliyiz. Ne dersin baba? Doğru.Ах, са тежки!
Durun, yeni damatla biraz içki içmeliyiz. Ne dersin baba? Doğru.- שתהיה לך לילה טוב. - לילה טוב!
Durun, yeni damatla biraz içki içmeliyiz. Ne dersin baba? Doğru.- طاب ليلكم - طابت ليلتكم
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?A ben pensarci, cosa ne dite di Mustang, l'altro candidato al sacrificio?
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Agora que penso nisso, então e o Mustang, o outro candidato ao sacrifício?
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Ahora que lo pienso, ¿qué hay de Mustang, el otro candidato al sacrificio?
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Men... Mustang då, han var också kandidat att offras.
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Men ... Mustang var også offerkandidat.
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Skoro o tym mowa, co z Mustangiem, drugim kandydatem na ofiarę?
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Tarkemmin ajatellen, entä Mustang ja toinen uhriehdokas?
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Τώρα που το σκέφτομαι, η άλλη υποψήφια θυσία, ο Μάστανγκ;
Düşününce, diğer kurban adayı Mustang'e ne dersiniz?Кстати говоря, а как же Мустанг, второй кандидат в жертвы?
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Bố mẹ chúng ta dạy chúng ta rằng: Khen ngợi điều tốt, khiển trách điều xấu.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.I nostri genitori ci insegnano a: lodare il giusto, rimproverare l'errore.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.우리의 부모들이 그걸 가르쳤지요; 좋은것은 칭찬하고, 나쁜것은 꾸짖어라.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Naši rodiče nás učí, že se správným rozhodnutím přichází odměna a se špatným trest.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Nauczyli nas tego rodzice: chwal dobre, gań za złe.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Nos parents nous l'apprennent : louer le bien, réprimander le mal.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Nuestros padres nos enseñan que se alaba lo bueno y se regaña lo malo.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Onze ouders leren ons dat: wie zoet is krijgt lekkers, wie stout is de roe.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Orang tua kita mengajarkan: Memuji yang benar, menegur yang salah.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Os nossos pais ensinam-nos que se louva o bom, ralha-se ao mau.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Părinţii nostri ne învaţă că lauda este pentru bine, mustrarea pentru rău.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Szüleink tanítják ezt: dicséret jár, ha jók vagyunk, szidás, ha rosszak.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Unsere Eltern lehren uns: das Gute loben, das Böse schelten.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Οι γονείς μας μαθαίνουν: έπαινος στο καλό, επίπληξη στο κακό.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Научили сме го от нашите родители: похвала за доброто дело, смъмряне за лошото.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.Наши родители этому нас научили: возноси добро, поноси зло.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.הורינו חינכו אותנו לזה: דברי שבח על משהו טוב, נזיפה על משהו רע.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.أبوانا يعلماننا أن : الثناء مع الفعل الصائب ، والتأنيب مع الفعل الخاطئ.
Ebeveynlerimiz bize şunu öğretir: iyiyi yücelt, kötünün dersini ver.では 良し悪しはどう判断するのでしょう?
Eğer altyapının önemine inanıyorsanız "Ülke 1 Çin olmalı" dersiniz.Ha úgy gondoljuk, hogy az infrastruktúra fontos, akkor azt mondhatjuk, "Ország 1 Kína."
Eğer altyapının önemine inanıyorsanız "Ülke 1 Çin olmalı" dersiniz.Nếu bạn tin vào sự quan trọng của sơ sở hạ tầng, bạn sẽ nói rằng, "Quốc gia 1 phải là Trung Quốc.
Eğer altyapının önemine inanıyorsanız "Ülke 1 Çin olmalı" dersiniz.Om du tror att infrastruktur är avgörande så kommer du att svara "Land 1 måste vara Kina.
Eğer altyapının önemine inanıyorsanız "Ülke 1 Çin olmalı" dersiniz.Si son partidarios de la infraestructura, entonces dirán que,"País 1" debe ser China.