Ana içeriğe geç
Sözlük

derinlemesine ile cümle

derinlemesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
6
HECE
8
ORT. KELİME
John kazayı derinlemesine araştırdı.John investigated the accident thoroughly.
Başarısızlığımızı derinlemesine düşünmeliyiz.We must reflect on our failure.
Sorunu derinlemesine düşündüm.I reflected on the problem.
Mesele derinlemesine tartışıldı.The question was discussed in detail.
Mutlu okul günlerimi derinlemesine düşündüm.I reflected on my happy school days.
O derinlemesine uyudu.She slept deeply.
Bu nedenle atılan her hamle derinlemesine bir düşünceyi gerektirmektedir.Further, the offense considered as a whole must be aggravated.
Savunması derinlemesine siperlerden oluşuyordu.Their opponents were adopting defense in depth.
Sadece tek bir tıklama ile ulaşabileceğiniz derinlemesine analizleri düşünün...Imagine the insights you can have with just one click.
Burada kısa bir süre içinde derinlemesine bir konuşma yapalim mi?Should we have an in-depth conversation in awhile?
Derinlemesine öğrenme bu mu?"Is this deep learning?"
Varlığını daha derinlemesine anlama özgürlüğün var mı?How free you are to discover more about your existence?
Şimdi biraz daha derinlemesine bakalım.So let's take a deeper look.
Öğretmenler "Bu derinlemesine öğrenme mi?" diye sordular.The teachers said, "Is this deep learning?"
Derinlemesine değişim budur.That's the profound switch.
Lean LaunchPad müfredatını derinlemesine anlayacaksınız.You will gain a deep understanding of the Lean LaunchPad curriculum.
Ve park yeri özellikle apartmanların altındaki derinlemesine boşlukta yer alıyor.And essentially the parking is sort of occupying the deep space underneath the apartments.
Diğer videolarda bunu daha derinlemesine açıklayacağım.I will explain that more in depth in other videos
Bizim burada tartıştığımız her konu, çok daha derinlemesine işlenebilir.Every single thing that we discuss here could be pursued at greater depth.
Yerin altını derinlemesine kazmak zorunda değilsiniz.You don't have to dig deep down underground.
Yine böyle bir istasyon yapmak için yerin altını derinlemesine kazmak zorunda değilsiniz.Again, you don't have to dig deep down underground to make a station like that.
Dahası, algılarınızı yaptıklarınızla derinlemesine değiştiriyor.And moreover, it profoundly changes your perceptions by what you do.
- Bu konuda daha derinlemesine bilgi için parametrik fonksiyon videolarını seyredebilirsiniz. -Watch the parametric functions videos if you want a little bit more depth on that.
Ve aynı cevabı Derinlemesine Arama (Depth First Search) için verin.And give me the same answer for Depth First Search.
Derinlemesine bir bakalım.Let's look into it.
Bu konuya biraz daha derinlemesine bakıcaz.Because I go into this in a little bit more detail.
Herşeyi biraz daha derinlemesine düşünmek.To think a little more deeply about things.
Kendi özünüzün içine derinlemesine dalabilirseniz, zaten ruhunuza çok yaklaşmışsınız demektir.You can go deep into your being and you are already very close to your soul.
Son biraç videoda toplam talepten derinlemesine bahsettik.Narrator:
Bir sonraki videoda bu durumu daha derinlemesine inceleyeceğim.I'll think about that a little bit deeper in the next video
Şimdi size bir ödev, bunu iyice düşünün derinlemesine, ne anlama geldiğini anlatmaya çalışın.Now your homework assignment is to really think about this, to contemplate what it means.
Bunun nerede olduğunu anlamak için beyni derinlemesine incelemeye çalışıyoruz.So what we're trying to do is bore into the brain to see where all this happens.
Bu konu başlıkları ilerideki konferanslarda derinlemesine tartışılacak.These topics will be discussed in-depth at future conferences.
SETimes anketi: okurlar en çok Balkan haberlerinden memnunlar, derinlemesine haberler istiyorlarSETimes survey: readers mostly pleased with Balkans coverage, want in-depth reports
Ülkemiz AB'ye katılmak istiyorsa bu meseleyi derinlemesine araştırmak akıllıca olacaktır."If our country wants to join the EU, it would be wise to investigate this matter in full."
Aynı zamanda binadaki bolca oyulmuş raflar hakkında da derinlemesine yazdı.He wrote in depth about richly carved shelves.
Etiğin, dini etiğe derinlemesine dayanan bir tarihi olduğu için.As there is a historical with ethics being deeply rooted in religious ethics.
Yapraklar derinlemesine dar, parmak benzeri loblara bölünmüştür.[2]The leaves are deeply divided into narrow, fingerlike lobes.
İlk derinlemesine fonolojik tanımı 1931'de Nikolai Trubetzkoy tarafından gerçekleştirildi.Its first in-depth phonological description was provided by Nikolai Trubetzkoy in 1931.
Konsept olarak, üyeler dönemin dövüş müziğini derinlemesine araştırdı.At conception, members deeply researched martial music of the period.
Koruma sorumluluğu, insani müdahalenin doğasını daha derinlemesine kapsar.The responsibility to protect covers more in depth the nature of humanitarian intervention.
Ekonomik teoriler, endüstrileri daha derinlemesine gruplandırarak ekonomik sektörlere ayırır.Economic theories group industries further into economic sectors.
Birçok farklı mikrofauna belirtileri daha ortaya çıkarıldı ancak bunlar derinlemesine incelenmedi.Signs of various microfauna have also been uncovered but not studied in-depth.[2]
Başkalarının giremeyeceği yeni matematiksel alanları derinlemesine keşfetmesine imkan sağladı.It permitted him to explore in depth new mathematical territory where others could not enter.
Luis'in ayrıca daha derinlemesine detaylandırılması amaçlanmıştır.Luis is also meant to be elaborated more in-depth.
İber-Amerika ve İberik alanında derinlemesine eğitim diploması vardır.Relations entre identités culturelles dans l'espace ibérique et ibéro-américain.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Debido a la distancia de Plutón con la Tierra, el estudio en profundidad de Plutón desde la Tierra es difícil.
Kürtlerin geçmişteki ve şimdiki sorunlarına derinlemesine yer verdi.Perls se centró en el aquí y el ahora.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Da diversi anni si sta dedicando alla divulgazione della matematica.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Большое расстояние Плутона от Земли сильно усложняет его исследование.
Bu nedenle atılan her hamle derinlemesine bir düşünceyi gerektirmektedir.تبعاً لذلك، ينبغي الحفاظ عليه من أي عار يستدعي اللوم.
Ancak 'çelimsiz görünümlü' savcı, yönlendirmelerden etkilenmez ve olayı derinlemesine araştırmaya karar verir.لكن "الخلايا الرمادية الصغيرة" لبوارو غير مقنعة بهذا ويقرر التحقيق في القضية لاكتشاف خفاياها.
Konu derinlemesine incelendiğinde çok yönlü bir karmaşık yapı karşıya çıkmaktadır.Mas se você olhar mais profundamente, existe uma diferença crucial.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Levou vários anos para completar seus estudos acadêmicos.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Po dwóch latach zmienił kierunek studiów na matematykę.
Savunması derinlemesine siperlerden oluşuyordu.Man hade dock byggt ut försvaret i djupet.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Оскільки він знаходиться дуже близько до Нептуна, його дуже важко спостерігати з Землі.
Konu derinlemesine incelendiğinde çok yönlü bir karmaşık yapı karşıya çıkmaktadır.Складність під'йому на неї цілком визначається складністю перевалу Затяжний.
Derinlemesine uzun yolculukları boyunca kendilerine düşen parçacık halindeki maddelerin dökülmesinden oluşur.K jeho oddálení je schopna rozkmitat ocas, čímž se prodlouží doba strávená nad hladinou.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Plutos avstand fra jorden gjør undersøkelser i dybden vanskelig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod