derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bitki köklerinin, toprağın derinliklerine gitmesi sağlanır.Confía sus granos a la tierra.
Gölün en derin bölgesi 33,3 metre, derinlik ortalaması ise 7,6 metre'dir.La profundidad máxima del lago es 33.3 m, y el promedio es 7.6 m.
6, 8, 10, 12 ve 16 bit renk derinliği desteği.Soporta profundidades de color de 6, 8, 10, 12 y 16 bits por componente.
Havzası derindir.La fosa es profunda.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Después de elogiarlos por su devoción mutua, Harry le dice a la pareja que son libres de irse.
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.Nuestra solidaridad con las familias de los fallecidos y personas afectadas.
Dizide daha derine gidip daha detaylı bir şekilde bu dünyayı keşfedebileceğiz" demiştir.En la serie seremos capaces de explorar más a fondo este increíble mundo».
İki kat halinde bulunmaktadır; Superficial (Yüzeyel) kat Derin kat.Ambos se encuentran arrodillados, mirando hacia el altar.
Side tarihin derin izlerini taşıyan bir kenttir.Una ciudad que ha tenido siempre profundas raíces taurinas.
Körfezin en büyük derinliği 1500 metre civarındadır.La profundidad máxima de la bahía es de unos 1500 m.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Debido a la distancia de Plutón con la Tierra, el estudio en profundidad de Plutón desde la Tierra es difícil.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.A partir de este planteamiento, se dedica a meditar sobre una serie de interrogantes hasta que cae dormido.
Dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur.Entre las montañas hay hondas cuencas y valles.
Çukurlar derin olmalıdır.Las hojas están serradas profundamente.
Şiirleri derin bir genel kültüre ve yüksek bir entelektüelliğe dayanan, lirik ve felsefi şiirlerdir.Sus poemas tienen gran distinción lingüística, profundidad filosófica y elegante sobriedad.
Bu alana netlik derinliği denir.Yo llamo a esto la Web invisible.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Al igual que muchos cefalópodos de aguas profundas, el calamar vampiro carece de depósitos de tinta.
Fakat kesin olan gölün çok derin olmasıdır.El lago más grande es Pitkäjärvi.
St. John's limanında deniz derindir.Entrada al puerto de aguas profundas de San Antonio.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.También se creía que si el niño gemía o bajaba la cabeza, moriría.
Kürtlerin geçmişteki ve şimdiki sorunlarına derinlemesine yer verdi.Perls se centró en el aquí y el ahora.
Hırvatistan'ın en büyük ve en derin mağaraları buradadır.Tiene las cuevas más grandes y profundas de Croacia.
Aralarında derin bir aşk doğar.Porque entre ellos nacerá el amor.
7000 metreye kadar derinlikte yaşayabilirler.Pueden vivir en profundidades de hasta 800 m.
Başlıca kuyu derinliği 360 metre'den fazla ve uzunluğu 45 kilometredir.Su profundidad de pozo principal es de más de 360 metros y su longitud es de 45 kilómetros.
Bu buluntular bölge incelemelerinin sanıldığından çok daha derin boyutları olduğunu göstermektedir.Se sugiere que son mucho más vastos que lo que se ven.
Cuniza ona karşı duyduğu derin aşk dolayısıyla çok üzgündur (arya: Oh, chi torna l'ardente pensiero).Ofelia le recuerda el poder eterno del amor (Dubita pur che brillino).
"Sabanca Gölü'nün derinlik haritası ve morfometrisi".«Nuevos datos morfométricos para el Lago de Sanabria».
Daha önceleri ortalama 160 cm olarak ölçülen göl derinliği, 1993’te 100 cm olarak tespit edilmiştir.La profundidad máxima en 1993-94 fue descrita como «de unos 30 cm de profundidad».
Gölün derinliği 1 ila 3 metre arasında değişmektedir.La profundidad del lago varía de 1 a 3 m.
Derinlik ile draft arasındaki farka eşittir.La diferencia entre juicio y proposición es importante.
Doğu Akdeniz Havzası, Batı Akdeniz Havzası'ndan daha derindir.La orilla sureste es más árida que la orilla septentrional.
Yağmurdan hemen sonra killi toprakta hayvanların otlatılması, toprakta derin çukurlar oluşturur.En ocasiones, la lluvia es tan violenta, que los animales acaban destrozados en el suelo.
Tefsiri Kur'an ayetlerinin derin anlamlarını açıklamaktadır.Destaca entre sus obras el cuento La propia.
Derin mağaralarda yaşarlar.Vive en cavernas.
2006 yılı kazılarında 8 metre derinlikte 19 tabaka açığa çıkmıştır.En septiembre de 2006 se reportó una profundidad mínima de 10,8 m.
Derinden incindim.Enferma gravemente.
Özgürlük varlığın temelsin köküdür, her şeyden daha derindir.El hombre es libre desde lo más profundo de su ser.
Suları çok berrak ve derindir.Sus aguas son limpias y profundas.
Mısırlılar kedilerinin ölümleri üzerine derin bir yasa girdiler.Los egipcios tenían un ritual para sacrificios marcado por rígidos preceptos.
Derin suları tercih ettikleri görülür.Parecen tener preferencia por aguas más bien cálidas.
MK-84 bombası 15.2 m genşlinde ve 11 m derinliğinde bir krater oluşturabilir.La bomba Mark 84 es capaz de formar un cráter de 15,2 m de diámetro y de 11 m de profundidad.
Eyerin en derin kısmına yerleşmek önemlidir.Está ausente en la parte más profunda.
Cüce ispermeçet balinaları derin suları tercih ederler, ama pigme türünden daha çok kıyılarda bulunurlar.El cachalote enano prefiere las aguas profundas, pero más cerca a las costas que el cachalote pigmeo.
Derin sularda ak pelikanlar genellikle yalnız başlarına avlanırlar.Los de mayor tamaño suelen cazar en solitario.
"Derinkuyu'nun heykelcisi öldü".«Ha muerto el conde de los Andes».
Tüm her şey ikilinin birbirine çok değer verip derin bir sevgi beslediklerini göstermektedir.Parece evidentemente que ambos quieren algo más, es una relación muy pasional de amor y odio.
Tom nehrin ne kadar derin olduğunu merak etti.Tom si chiedeva quanto fosse profondo il fiume.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.Tom si comportava come se fosse felice, ma dentro di sé era triste.
Tom derin uykudaydı.Tom dormiva profondamente.
Derin karda yürümek bize zor geldi.È stato difficile per noi camminare nella neve alta.
Gözlerinde derin bir uçurumun karanlığı vardı.Nel profondo dei tuoi occhi c'era uno scuro abisso.
Şimdi, derin bir nefes al.Adesso fai un respiro profondo.
Bu saklı derinliğidir.”Questa è la profondità nascosta.”
Gençleri kıyıya yakın ergin olanları derinlerdedir.(EN) When Hearts Are Young, su Silent Era.
Kendini hafif, dünyayı derin düşün."Pensate leggermente di voi e profondamente del mondo".
Onun kökleri çok derindedir.Le sue radici sono profonde.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.I progressi nella microscopia hanno prodotto un profondo impatto sul pensiero biologico.
Bîc'in üst kısımlar Codri Tepeleri 'nde derin bir kanyon oluşturur.Il flusso superiore del Bîc scava un profondo canyon nelle Colline Codri.
Neden bize bu derin bakışları verdin?Perché non hai studiato a fondo i movimenti?