derim ile cümle
derim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Plaats jezelf uit je eigen schoenen, en in de schoenen van een ander."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Provate ad uscire da voi stessi e mettervi nei panni di un'altra persona. "
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Sálganse de sus zapatos, pónganse en los del otro".
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Szállj ki a kis világodból és képzeld magad a másik helyébe."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Tretet heraus aus euren Fußstapfen, und tretet in die Fußstapfen einer anderen Person."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Vyzuj se z vlastních bot, a obuj se do bot jiného člověka."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Vyzujte sa so svojích topánok, a obujte sa do topánok niekoho iného."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Zrezygnuj ze swojego punktu widzenia i postaw się w czyjejś sytuacji."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Βγες από τον εαυτό σου και μπες στη θέση ενός άλλου ανθρώπου."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Забудьте на минуту о себе, и посмотрите на происходящее с точки зрения другого человека".
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.Събуй си обувките и обуй обувките на друг човек."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.תוציאו את עצמכם מהנעליים שלכם, שימו את עצמכם בנעליו של אדם אחר."
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.تأخذ نفسك خارج مكانك ، ضع نفسك في مكان شخص آخر .
Kendin olmaktan çıkıp, başka bir insanın yerine geç." derim.他の人の立場になってみることです 例を挙げてみましょう
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Bõrünk, mint a kemencze, megfeketedett az éhség lázától.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Da chúng tôi nóng như lò lửa, Vì cơn đói thiêu đốt chúng tôi!
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Da chúng_tôi nóng như lò lửa , Vì cơn đói thiêu_đốt chúng_tôi !
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Kami menderita kelaparan, sehingga kulit kami membara seperti perapian
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.주림의 열기로 인하여 우리의 피부가 아궁이처럼 검으니이다
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Koža naša je začrnela kakor peč zavoljo vroče lakote.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Kůže naše jako pec zčernaly od náramného hladu.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.La nostra pelle si è fatta bruciante come un forno a causa degli ardori della fame
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Meidän ihomme halkeilee kuin uuni nälän poltteiden takia.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Naša koža je vypálená jako pec od horúčosti hladu.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Ne arde pielea ca un cuptor, de frigurile foamei.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Nossa pele está abraseada como um forno, por causa do ardor da fome.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Notre peau est brûlante comme un four, Par l`ardeur de la faim.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Nuestra piel se ha ennegrecido como un horno, a causa de los ardores del hambre
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Onze huid voelt heet aan, we hebben koorts door de honger.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Skóra nasza jako piec zczerniała od srogości głodu.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Unsre Haut ist verbrannt wie in einem Ofen vor dem greulichen Hunger.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Vår hud är glödande såsom en ugn, för brännande hungers skull.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Vår hud brenner som en ovn av hungerens luer.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Vor Hud er sværtet som en Ovn af Hungerens svidende Lue.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Το δερμα ημων ημαυρωθη ως κλιβανος, απο της καυσεως της πεινης.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Кожа наша почернела, как печь, от жгучего голода.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.Кожата ни почервеня като пещ Поради върлуването на глада.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.עורנו כתנור נכמרו מפני זלעפות רעב׃
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.جلودنا اسودّت كتنور من جرى نيران الجوع.
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.因 飢 餓 燥 熱 、 我 們 的 皮 膚 就 黑 如 爐
Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.因 飢餓 燥熱 、 我們 的 皮膚 就 黑 如 爐
Mesela derimiz.Ada kulit kita.
Mesela derimiz.Es gibt unsere Haut.
Mesela derimiz.Jest skóra.
Mesela derimiz.Je to naše kůže.
Mesela derimiz.우리의 피부입니다.
Mesela derimiz.Nuestra piel.
Mesela derimiz.Ott van a bőrünk.
Mesela derimiz.Наша шкіра.
Mesela derimiz.העור שלנו.
Mesela derimiz.يوجد هناك الجلد
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."감독님은 감독님께서 무얼 하시려는지 아시잖아요." 저는 말하죠 "물론 알지."
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."Lei sa cosa deve fare, signore" E io dico "Certo"
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."Ştiţi ce veţi face, domnule." Eu spun "Bineînţeles că ştiu."
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."Ξέρετε τι πάτε να κάνετε, κύριε." και απαντώ "Και βέβαια ξέρω."
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."Ви знаєте, що робитимете, сер?" Я відповідаю," Звісно, що знаю".
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."אתה יודע מה עליך לעשות, אדוני". ואני אומר "כמובן, אני יודע".
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim."أنت تعرف مالذي ستقوم به يا سيدي،" وأجيب "أكيد."
"Ne yapacağınızı biliyorsunuz efendim." der. Ben de "Elbette biliyorum." derim.スタジオの重役たちはこう言うでしょう
‹‹O benim sığınağım, kalemdir›› derim RAB için, ‹‹Tanrımdır, Ona güvenirim.››(90:2) говорит Господу: „прибежище мое и защита моя, Бог мой, на Которого я уповаю!"