O!" derdi.¡Eso sí!"
O!" derdi.Ez igen!"
O derdi ki: " İnsanlara hizmet edin, onları besleyin.""Servite la gente, nutrite la gente".
O!" derdi.Nó đó!"
O!" derdi.To jest to!".
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.아빠는 이렇게 말하곤 했죠. "맙소사, 당신은 저 애한테 여자가 되는 방법을 가르치고 있는거야."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.le estás enseñando a ser una mujer."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.lui diceva: "Ah, lo stai trasformando in, gli stai insegnando a essere una donna".
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."Oh, bà đang biến nó thành,... bà đang dạy nó cách làm đàn bà mất."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."Oh, estás a transformá-lo, a ensiná-lo a ser uma mulher."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."Oh mais tu vas le faire devenir une femme si tu lui apprends comment en être une."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."Oh, was machst du mit ihm, du bringst ihm bei, eine Frau zu sein."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."O, je bent hem aan het leren hoe hij een vrouw moet zijn."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."О, ти го превръщаш в... учиш го как да бъде жена."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi."Ти ж перетворюєш... Ти його вчиш, як бути жінкою".
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.Ты его учишь, как быть женщиной".
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.הוא היה אומר "או, את הופכת אותו לאישה, את מלמדת אותו כיצד להיות אישה".
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.كان يقول: "إنك ستحولينه إلى إمرأة، إنك تعلمينه كيف يكون امرأة."
"Off onu, şeye çeviriyorsun, kadın gibi olmayı öğretiyorsun" derdi.女にする教育をしている」 母は言いました「誰かがやらなきゃいけないことよ」
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Dovete risolvere questi 10 problemi", alla classe questo ragazzino cicciottello diceva, "Ce ne dia altri 10".
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Estão aqui 10 problemas", este rapaz gorducho dizia:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Hier zijn 10 vraagstukken", er nog 10 bij vroeg.
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi.Na słowa nauczyciela: " Rozwiążecie 10 zadań " , ten mały grubasek mówił: " Poprosimy jeszcze 10 " .
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Тут є 10 задачок", сказав, цей маленький товстий хлопчик сказав би:
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››그러므로 내일 일을 위하여 염려하지 말라 내일 일은 내일 염려할 것이요 한 날 괴로움은 그 날에 족하니라
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Ne skrbite torej za jutri; kajti jutrišnji dan bo skrbel sam zase. Dosti ima vsak dan svojega zla.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Nu vă îngrijoraţi dar de ziua de mîne; căci ziua de mîne se va îngrijora de ea însăş. Ajunge zilei necazul ei.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Protož nepečujte o zítřejší den, nebo zítřejší den pečovati bude o své věci. Dostiť má den na svém trápení.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Vậy , chớ lo_lắng chi về ngày_mai ; vì ngày_mai sẽ lo về việc ngày_mai . Sự khó_nhọc ngày nào đủ cho ngày ấy .
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Vậy, chớ lo lắng chi về ngày mai; vì ngày mai sẽ lo về việc ngày mai. Sự khó nhọc ngày nào đủ cho ngày ấy.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Оце ж не журіть ся про завтра; бо завтра журити меть ся само про своє. Доволї в кожного дня лиха свого.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››לכן אל תדאגו ליום מחר כי יום מחר הוא ידאג לעצמו ודיו ליום צרתו׃
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››فلا تهتموا للغد. لان الغد يهتم بما لنفسه. يكفي اليوم شره
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››所 以 不 要 為 明 天 憂 慮 . 因 為 明 天 自 有 明 天 的 憂 慮 . 一 天 的 難 處 一 天 當 就 彀 了
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››所以 不 要 為 明天 憂慮 . 因為 明天 自 有 明天 的 憂慮 . 一 天 的 難處 一 天 當 就 彀了
Öncelikle insanların esas derdinin bir hedefe, bir zirveye ulaşmak, olduğunu gösteriyor.Naznačuje to, že pro nás má význam dosažení konce, vrcholu.
Onlara kağıtlari dağıtırdım. Beş dakika bittiğinde, derdim ki,Rozdal jsem jim čistý papír a když uplynulo pět minut, řekl jsem:
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.A ony jsou naše rodina."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Ele sunt familia noastră."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Ellos son nuestra familia".
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.E loro sono la nostra famiglia."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Ils sont notre famille."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.그분들은 우리의 가족이야"라고 어머니께서는 말씀하셨습니다.
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Sie sind unsere Familie."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Zij horen bij onze familie."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Они наша семья".
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.Те са от нашето семейство."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.הם המשפחה שלנו."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.انهم عائلتنا."
Onlar bizim Ailemizdir" derdi.もちろん時には 訪問したときにお菓子やお小遣いなどの
Onların gözleri derdi kiA ich oči vraveli:
Onların gözleri derdi kiA jejich oči říkaly:
Onların gözleri derdi kiDan mata mereka akan berkata,
Onların gözleri derdi kiE i loro occhi dicevano,
Onların gözleri derdi kiEn hun ogen zeiden:
Onların gözleri derdi kiE os olhos deles diziam:
Onların gözleri derdi kiEt leurs yeux disaient,
Onların gözleri derdi kiIar ai lor spuneau:
Onların gözleri derdi kiIch oczy odpowiadały:
Onların gözleri derdi kiJa heidän silmänsä sanoivat: