der ile cümle
der kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bugün derse gelemez.Tom can't make it to class today.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat o derinlerde üzgündü.Tom behaved like he was happy, but deep inside, he was very sad.
Tom on iki yaşında iken trombon derslerine başladı.Tom began trombone lessons when he was twelve years old.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.Tom acted happy, but deep inside he was sad.
Tom'la yakından ilgilenin ve onun başını derde sokmadığından emin olun.Keep a close eye on Tom and make sure he doesn't get into any trouble.
Tom ne kadar sıklıkta Fransızca dersleri alır?How often does Tom take French lessons?
Tom çok çalışsa bile derste başarısız oldu.Even though Tom studied very hard, he failed the class.
Tom, sanırım Mary'ye yardım etmemiz gerekiyor. Onun başı dertte gibi görünüyor.Tom, I think we need to help Mary. It looks like she's in trouble.
Dersten sonra Tom Mary ile konuştu.Tom talked to Mary after class.
Tom Mary'yi derhal tanıdı.Tom recognized Mary immediately.
Tom Mary'ye onun yardımı için son derece minnettar.Tom is extremely thankful to Mary for her help.
Tom Mary'ye derinden âşık.Tom is deeply in love with Mary.
Tom Mary'yi ukelele dersleri alması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to take ukulele lessons.
Tom dergiden Mary'nin resmini kesti.Tom cut Mary's picture out of the magazine.
Tom Mary'ye onun İngilizce ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her English textbook.
Tom ve Mary derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love.
Tom ve Mary birbirlerine derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love with each other.
Ders on ile başlayacağız.We're going to begin with lesson ten.
O içeri girdiğinde, o iki saattir ders anlatıyordu.He had already spent two hours lecturing when she came in.
Tom günün çoğunu yerel bir dergi için bir makale yazarak geçirdi.Tom spent the better part of the day writing an article for a local magazine.
Tom hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum, ne dersin?I don't suppose you know anything about Tom, do you?
Benim köyümde, bir dere üzerinde küçük, dar bir yaya köprüsü vardır.In my village, there is a small, narrow footbridge over a brook.
Dere geçerken at değiştirilmez.You mustn't change your horse when crossing a river.
Dert etmeyin. O sizin sorununuz değil.Don't worry about it. It's not your problem.
Gençler arasında müthiş derecede popülerler.They are extremely popular among teenagers.
Patronunun bürosuna girmeden önce derin bir nefes aldı.He took a deep breath before entering his boss's office.
Bu, Japonya'daki en derin göldür.This is the deepest lake in Japan.
Tom nehrin ne kadar derin olduğunu merak etti.Tom wondered how deep the river was.
Mary ne derse desin Tom gidecek.Tom will go, no matter what Mary says.
Tom deri ve kemikten başka bir şey değildi.Tom was nothing but skin and bone.
Tom, Mary'nin derhal buraya gelmesini istiyor.Tom wants Mary to come here right away.
Tom Mary'ye onu derhal yapmasını söyledi.Tom told Mary to do it immediately.
Tom, haftada iki kez tepinme dansı dersleri alır.Tom takes tap dancing lessons twice a week.
Ton sorunu derhal halletti.Tom tackled the problem immediately.
Tom Mary'ye başını derde sokmayacağına söz verdi.Tom promised Mary that he wouldn't get into trouble.
Tom bugün son derece meşgul.Tom is extremely busy today.
Tom son derece yakışıklı bir adam.Tom is an extremely good-looking man.
Tom tek bir ders kaçırmadı.Tom hasn't missed a single class.
Tom balinalarla ilgili çok sayıda dergi makalesi yazdı.Tom has written many magazine articles on whales.
Mary ne derse desin Tom kabul eder.Tom goes along with whatever Mary says.
Tom baştan sona kadar derginin sayfalarını çevirdi.Tom flipped through the pages of the magazine.
Tom son derece borçlu olduğunu kimsenin bilmesini istemiyordu.Tom didn't want anyone to know that he was deeply in debt.
Tom derhal gitmemizi istedi.Tom demanded that we leave at once.
Tom ders sırasında uyanık kalamadı.Tom couldn't stay awake during class.
Tom kesinlikle dersini almış gibi görünüyor.Tom certainly seems to have learned his lesson.
Tom dersten sonra bana geldi ve bana birkaç soru sordu.Tom came up to me after class and asked me a few questions.
Tom sanat tarihi ile son derece ilgilenmeye başladı.Tom became deeply interested in art history.
Tom, sanat tarihiyle derinden ilgilenmeye başladı.Tom became deeply interested in art history.
Tom ve Mary çadırlarını dere kenarında kurdu.Tom and Mary pitched their tent near the stream.
Bu Tom'un şimdiye kadar gördüğü ilk yıkım derbiydi.This was the first time Tom had ever seen a demolition derby.
Tom başını tekrar derde sokmadan önce, o sadece zaman meselesidir.It's just a matter of time before Tom gets into trouble again.
Tom'un bütün istediği Mary'nin onu derhal terketmesiydi.All Tom wanted was for Mary to leave him alone.
Dergilerin sayfaları kıvrılmıştı.The magazines were dog-eared.
Ben ne dersem deneyeyim, ben sigarayı bırakır gibi görünemiyorum.No matter what I try, I can't seem to give up smoking.
Zil çaldığında öğretmen dersi sonlandırdı.When the bell rang, the teacher ended the class.
Ben "Merhaba dostum." derim.I say "Hi, friend.".
O, derse katılmadı.He didn't go to class.
Monika çok ders çalışıyor.Monica does study a lot.
Monica çok ders çalışmaz.Monica doesn't study a lot.
Bir derse ihtiyacım yok.I don't need a lecture.