Ne yakaladığımızı şimdi anlıyorum, denizin dibini yakaladık.То, что мы выловили, как я теперь знаю, было морским дном.
Ne yakaladığımızı şimdi anlıyorum, denizin dibini yakaladık.עכשיו אני יודע שהדברים שדגנו היו קרקעית הים.
Ne yakaladığımızı şimdi anlıyorum, denizin dibini yakaladık.ما أمسكنا به، أعرف الآن، هو أسفل المحيط.
Ne yakaladığımızı şimdi anlıyorum, denizin dibini yakaladık.海の底だったのです 引き上げた内の
Nokta büyüklükleri artıyor. Sarı bir denizin ön plana çıktığını göreceksinizOs tamanhos dos pontos vão crescer, vão ver um mar de amarelo começar a dominar.
Nokta büyüklükleri artıyor. Sarı bir denizin ön plana çıktığını göreceksinizUkuran titik akan meningkat. kamu akan melihat lautan warna kuning mengambil alih.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.A ki egymaga feszítette ki az egeket, és a tenger hullámain tapos.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Dibentangkan-Nya angkasa tanpa bantuan; diinjak-injak-Nya punggung naga lautan
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Egli da solo stende i cieli e cammina sulle onde del mare
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Er breitet den Himmel aus allein und geht auf den Wogen des Meeres.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.han udspænder Himlen ene, skrider hen over Havets Kamme,
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.hän yksinänsä levittää taivaat ja tallaa meren kuohun kukkuloita;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Hij strekt de hemelen uit en loopt over de hoge golven van de zee.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.honom som helt allena spänner ut himmelen och skrider fram över havets toppar;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.그가 홀로 하늘을 펴시며 바다 물결을 밟으시며
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.ktorý sám rozťahuje nebesia a šliape po výšinách mora;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Một mình Ngài trải các từng trời ra, Và bước đi trên các ngọn sóng biển;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Một_mình Ngài trải các từng trời ra , Và bước_đi trên các ngọn sóng biển ;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Numai El întinde cerurile, şi umblă pe înălţimile mării.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.On razprostira nebo sam in hodi po valovih morja.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.On roztahuje nebe sám, a šlapá po vlnách mořských.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.On sam rozpościera niebiosa, i depcze po wałach morskich.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.o que sozinho estende os céus, e anda sobre as ondas do mar;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Por sí solo extiende los cielos y camina sobre las ondas del mar
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Seul, il étend les cieux, Il marche sur les hauteurs de la mer.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.som alene utspenner himmelen og skrider frem over havets høider,
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Αυτος μονος εκτεινει τους ουρανους και πατει επι τα υψη της θαλασσης.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Он один распростирает небеса и ходит по высотам моря;
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.Той сам простира небесата, И стъпва на морските вълни.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.נטה שמים לבדו ודורך על במתי ים׃
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.الباسط السموات وحده والماشي على اعالي البحر.
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.他 獨 自 鋪 張 蒼 天 、 步 行 在 海 浪 之 上
Odur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.他 獨自鋪張蒼 天 、 步行 在 海浪 之上
Okuma odası denizi görebilmelidir.A sala de leitura devia conseguir ver a água.
Okuma odası denizi görebilmelidir.De leesruimte zou uitzicht moeten hebben op het water.
Okuma odası denizi görebilmelidir.열람실에서는 바다가 보이도록 했죠.
Okuma odası denizi görebilmelidir.La sala de lectura debería ver el agua.
Okuma odası denizi görebilmelidir.La sala di lettura dovrebbe permettere di vedere l'acqua.
Okuma odası denizi görebilmelidir.La salle de lecture devrait voir le plan d'eau.
Okuma odası denizi görebilmelidir.Sala de lectură ar trebui să permită vederea spre apă-
Okuma odası denizi görebilmelidir.Z czytelni winniśmy widzieć zbiornik wody.
Okuma odası denizi görebilmelidir.З читального залу має бути видно воду.
Okuma odası denizi görebilmelidir.Из читального зала должен открываться вид на воду.
Okuma odası denizi görebilmelidir.Читалнята трябва да може да вижда водата.
Okuma odası denizi görebilmelidir.מחדר הקריאה צריך לראות את המים.
Okuma odası denizi görebilmelidir.غرفة القراءة يجب ان تكون مطلة على الماء
Okyanusun kimyasını değiştiriyor, denizi daha asitli hâle getiriyor.海の状態にも大きく影響しているのです これは酸素を作り出すプランクトンやサンゴ礁にとって
Okyanusun kimyasını değiştiriyor, denizi daha asitli hâle getiriyor.바다의 화학 성분을 변화시키고 바다를 더욱 산성으로 만들고 있습니다.
Okyanusun kimyasını değiştiriyor, denizi daha asitli hâle getiriyor.También está cambiando la química de los océanos, haciendo el mar mas ácido.
Okyanusun kimyasını değiştiriyor, denizi daha asitli hâle getiriyor.אלא גם משנה את הכימיה של האוקיינוס, הופך את הים ליותר חומצי.
Okyanusun kimyasını değiştiriyor, denizi daha asitli hâle getiriyor.لكنه أيضاً يغير كيمياء المحيطات، جاعلاً البحار أكثر ملوحةً.
Olaganustu ol! -- Yunan kahramanlari gibi, Argonauts ile denizi asan veLégy elszánt! -- mint a görög hősök, mint Iaszón, aki tengereket szelt át hogy megszerezze az aranygyapjút.
Olaganustu ol! -- Yunan kahramanlari gibi, Argonauts ile denizi asan veКато гръцките герои, като Язон, който прекосил морето с аргонавтите и донесъл златното руно.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Ils sont aussi au fond de la mer, ces courants.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Noi le chiamiamo correnti, ed anche loro si trovano sul fondo del mare.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Τα ονομάζουμε ρεύματα, αλλά είναι στον βυθό της θάλασσας, αυτά τα ρεύματα.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.הם עוברים בקרקעית הים, הזרמים האלה.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Elvittem őket a Japán-tengerhez. ahol egy hatalmas medúzával találkoztak.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Eu levei-os para o Mar do Japão, onde eles encontraram medusas gigantes.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.I-am dus în Marea Japoniei, unde s-au întâlnit cu meduze gigant.