Tom bir deniz anası tarafından sokuldu.Tom got stung by a jellyfish.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.I've taken them to the Sea of Japan, where they met giant jellyfish.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Like an amoeba, or jellyfish, at the dawn of life.
Alt türler, deniz anası gibi...The lower orders such as the jellyfish...
Bu bir çeşit deniz anası.This is a sort of a jelly fish.
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi.The lights of the stage could be that jelly fish.
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.We live there. But at night time, we light up just like the jelly fish.
Alt türler, deniz anası gibi...Le forme pių basse di vita come le meduse...
Alt türler, deniz anası gibi...le monde des espèces inférieures...
Alt türler, deniz anası gibi...Низших организмов, таких как медузы...
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.Ma di notte, ci accendiamo proprio come la medusa.
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.Mais la nuit, on s'illumine comme une méduse.
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.Ζούμε εκεί. Αλλά τη νύχτα, φωτίζουμε σαν τις μέδουσες.
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.Но ночью мы светимся как медузы.
Ama gece vakti, aynı deniz anası gibi ışıklanıyoruz.אבל בלילה, אנו נדלקים כמו אותה מדוזה.
Ama şimdi okyanustaki bu karanlık dünyaya girdiğimizde, harika yaşamlar buluyoruz. Bu bir çeşit deniz anası.Ma ora quando entriamo in quel mondo oscuro dell'oceano, troviamo forme di vita fantastiche.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Come un'ameba, o una medusa, nella loro venuta al mondo.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Comme le premier organisme vivant.
Amip gibi, ya da deniz anası, hayatın doğuşunda.Такие как амебы, медузы на заре жизни.
Bu bir çeşit deniz anası.Voici une espèce de méduse.
Bu bir çeşit deniz anası.Αυτό είναι ένα είδος μέδουσας.
Bu bir çeşit deniz anası.Это что-то типа медузы.
Bu bir çeşit deniz anası.זאת מין מדוזה. אורכה הוא רק כ-20 ס"מ
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Elvittem őket a Japán-tengerhez. ahol egy hatalmas medúzával találkoztak.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Eu levei-os para o Mar do Japão, onde eles encontraram medusas gigantes.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.I-am dus în Marea Japoniei, unde s-au întâlnit cu meduze gigant.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Ich reiste mit ihnen ins japanische Meer, wo sie Riesenquallen trafen.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Ik ben met hen naar de Japanse Zee geweest, waar ze reuzenkwallen tegenkwamen.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Je les ai emmené en mer du Japon, où nous avons rencontré une méduse géante.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.또 일본해(동해)로 데려갑니다. 거기서 이들은 대왕 해파리를 만나게 됩니다.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Li ho portati nel Mar del Giappone, dove hanno incontrato la medusa gigante.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Los he llevado al mar de Japón, donde conocieron a medusas gigantes.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Tôi có thể đưa chúng qua vùng biển Nhật Bản, nơi chúng có thể gặp những con sứa biển khổng lồ.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Vzal jsem je do Japonského moře, kde potkali obrovskou medúzu.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Zabrałem ich do Morza Japońskiego, gdzie spotkali gigantyczną meduzę.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Водил съм ги в Японско море, където са срещнали гигантска медуза.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.Я отправлял их в Японское море, где они встретили огромную медузу.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.לקחתי אותם לים של יפן, שם הם פגשו מדוזות ענק.
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.واحياناً أأخذهم الى بحر اليابان حيث يقابلون قنديل بحر كبير
Onları Japon Denizi'ne götürdüm, orada dev deniz anası ile tanıştılar.巨大クラゲがいっぱいでしたね カリフォルニアの海藻の森にも連れて行きました
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi. Kocaman bir hayvan!Да, это огромное животное!
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi. Kocaman bir hayvan!אורות הבמה יהיו התאורה של המדוזה. חיה ענקית!
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi.Le luci del palco potrebbero essere quella medusa.
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi.Les spots de la scène pourraient être cette méduse.
Sahnenin ışığı, bu deniz anası olabilirdi.Τα φώτα στη σκηνή θα μπορούσαν να είναι αυτή η μέδουσα.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.A proteína verde fluorescente, que, curiosamente, vem de uma alforreca bioluminescente, é muito útil.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Groen fluorescerend eiwit, dat eigenaardig genoeg afkomstig is van een lichtgevende kwal, is zeer bruikbaar.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.생체 발광 해파리로 부터 많이 얻을 수 있는 녹색 형광 단백질은 매우 유용합니다.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.La proteína verde fluo, que por extraño que parezca viene de una medusa bioluminiscente, es muy útil.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.La protéine fluorescente verte, qui assez bizarrement vient d'une méduse bioluminescente, est très utile.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Proteina verde fluorescentă, care, nu-i de mirare, vine de la o meduză bioluminiscentă, e foarte utilă.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Tento zelený fluorescenčný proteín, ktorý prekvapivo pochádza z bioluminiscentnej medúzy, je veľmi užitočný.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.To zielone białko fluorescencyjne, które pochodzi od meduzy świecącej, jest bardzo przydatne.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Zelená fluorescenční bílkovina, která kupodivu pochází z bioluminiscenční medúzy, je velice užitečná.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Зеленият флуоресцентен протеин, който, странно, се получава от медуза, е много полезен.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Зелёный флуоресцентный белок, который добывают из биолюминесцентных медуз, оказался очень полезным.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.החלבון הפלורסנטי הזה, שמקורו ממדוזה בעלת יכולת הארה ביולוגית (ביולומיניסנציה) מאוד מועיל,
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.الآن، البروتين الأخضر المضيء وهو، من الغرابة بمكان، يأتي من قنديل البحر المضيء هو مفيد جداً.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.なんと発光クラゲから採取でき 至極便利です GFPの遺伝子を取り出し
Yani söylemeliyim ki deniz anasının vahşi yaşam ortamında bu kadar uzun süre yaşaması olası değil.Ale trzeba pamiętać, że prawie żadna meduza nie przeżyłaby tak długo na wolności.