"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."có thể đã cung cấp một cảnh báo sớm của sự cố trước."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."미래에 문제의 소지가 될 수 있습니다" 라는 딱지를 붙여 경고한다.
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."korán figyelmeztethettek volna a későbbi problémára."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."måske havde givet en tidlig varsling af problemer forude."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."misschien een vroegtijdige waarschuwing voor gevaar hadden kunnen zijn."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."mohly poskytnout včasné varování před nadcházejícími problémy."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."mungkin menjadi peringatan awal akan masalah di masa depan."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."nás mohli včasne varovať pred hroziacim nebezpečenstvom."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."olisivat voineet antaa varoituksen tulevista ongelmista."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."podiam ter constituído um alerta precoce de problemas futuros".
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."podrían haber brindado una alerta temprana de futuros problemas".
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."puteau fi un avertisment timpuriu pt problemele ce aveau să urmeze."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor.To historie z prostej nauki, sprzed 20-30 lat.
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."vielleicht ein erstes Warnsignal für künftige Probleme gewesen wären".
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor." ίσως να παρείχαν μία έγκαιρη προειδοποίηση των προβλημάτων που θα εμφανιζόταν προσεχώς. "
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."возможно, могли бы заблаговременно предупредить о надвигающейся угрозе".
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."можуть служити раннім попередженням лиха, що трапиться в майбутньому".
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor."יכלו לספק אתראה מוקדמת לבעיות בעתיד."
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor.ربما كانت قد أعطت تحذير مبكر للمشكلة القادمة
"ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların bir habercisi olabilirdi" deniyor.ここまでの話は20−30年前の
İletişim kurmayı deniyorlar. Bağlanmayı deniyorlar.De prøver at kommunikere.
İletişim kurmayı deniyorlar. Bağlanmayı deniyorlar.つながろうとしているんです。
İletişim kurmayı deniyorlar.De försöker kommunicera.
İletişim kurmayı deniyorlar.(Domn) (Energie electrică) (Flash) ( Sting); (Scânteie)
İletişim kurmayı deniyorlar.Eles estão tentando se comunicar.
İletişim kurmayı deniyorlar.Ellos están intentando comunicarse. Ellos están intentando conectarse.
İletişim kurmayı deniyorlar.-Etincelle
İletişim kurmayı deniyorlar.He yrittävät kommunikoida.
İletişim kurmayı deniyorlar.Kommunikálni próbálnak.
İletişim kurmayı deniyorlar.Mereka mencoba untuk berkomunikasi.
İletişim kurmayı deniyorlar.Nur um dann wieder allein zu sein. ???
İletişim kurmayı deniyorlar.Próbuję się komunikować.
İletişim kurmayı deniyorlar.Stanno cercando di comunicare.
İletişim kurmayı deniyorlar.Они пытаются общаться.
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -문제에서 3바퀴를 도는데에 1분이 소요된다고 했습니다.
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -Quindi prima di tutto, ci dicono 3 rivoluzioni al minuto, giusto?
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -Итак, сказано, что совершается 3 оборота каждую минуту, так?
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -На първо място, са дадени 3 оборота на всяка минута, нали?
İlk önce "beyaz evlilik" deniyordu, şimdi ise "kara birliktelik".D’abord, ils l’ont appelé “mariage blanc”. Maintenant, c’est “accouplement noir”.
İlk önce "beyaz evlilik" deniyordu, şimdi ise "kara birliktelik".Primeiro chamavam-lhe de "casamento branco". Agora chamam-lhe "união negra."
İlk önce "beyaz evlilik" deniyordu, şimdi ise "kara birliktelik".Primero lo llamaron «matrimonio blanco». Ahora «unión en negro».
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.C'est impossible évidemment, de voir ses propres yeux, mais on dirait que les yeux essaient quand même.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Det är förstås omöjligt för ögonen att se sig själva men de verkar försöka.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Dĩ nhiên, việc mắt bạn tự quan sát chính nó là điều không thể, nhưng chúng đang cố gắng làm như vậy.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.E imposibil, bineînţeles, ca ochii să se vadă pe ei înşişi, dar ei tot încearcă.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.E' impossibile, ovviamente, per i vostri occhi vedere se stessi, ma semba che ci provino.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.É impossível, é claro, os nossos olhos verem-e a si mesmos, mas parecem tentar.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Es imposible, claro, que sus ojos puedan verse a sí mismos, pero parece que lo intentan.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Es ist natürlich für die Augen unmöglich, sich selbst zu sehen, aber sie scheinen es zu versuchen.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Het is natuurlijk onmogelijk, je ogen kunnen zichzelf niet zien, maar het lijkt of ze het proberen.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.물론 눈이 그 자신의 눈을 보는 것은 불가능합니다. 하지만 그들은 보려고 노력하는 것 같습니다.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Mustahil, tentu saja, bagi mata anda untuk melihat mata itu sendiri tetapi mereka terlihat berusaha.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Oczywiście, jest niemożliwe aby Twoje oczy się sobie przyjrzały, ale wydaje mi się, że próbują.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Persze teljes képtelenség, hogy a szemünk látná önmagát, de úgy látszik, azért megpróbálják.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Конечно, глаза не могут увидеть сами себя, но ощущение такое, будто они пытаются это сделать.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.Невъзможно е, разбира се, очите ви да се видят, но изглежда, че се опитват да го постигнат.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.זה בלתי אפשרי, כמובן, שהעיניים שלך יראו את עצמן, אבל נראה שהן מנסות.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.بالطبع انه من المستحيل على عينيك ان ترى نفسها، لكنها يبدو انها تحاول.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.でも見ようとしてる感じがするんだ。 これでもうちょっと個人的な体験に近づいてきたでしょ。
İnsanlara senden kendini tarif etmeni istediklerinde, deniyorsun ve bunun yalan olduğunu hissediyorsun.Quand les gens te demandent de te décrire, lorsque tu essayes, tu sens que c'est des mensonges.