Çoğu zaman yüzdeliklerle uğraşırken yaklaşık değerler elde etmeyi deniyorsunuz.Und häufig möchte man beim Prozentrechnen tatsächlich nur eine grobe Abschätzung haben.
Çoğu zaman yüzdeliklerle uğraşırken yaklaşık değerler elde etmeyi deniyorsunuz.И много пъти, когато правиш проценти сте всъщност само се опитват да намерят Ballpark.
Çoğu zaman yüzdeliklerle uğraşırken yaklaşık değerler elde etmeyi deniyorsunuz.実際には、約数を取得しようとします。 有効桁数は常に重要なことではありません。
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Au spus ca trebuie sa ma tarasc, dar ma straduiesc.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Dicono che devo migliorare molto, ma ci sto provando.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Dom sa att jag måste krypa upp, men jag försöker.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Họ nói mình phải bắt đầu từ đầu, nhưng mình đang cố gắng.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Ils disent que je dois me traîner par terre mais je vais essayer quand même.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Mereka bilang aku harus kerja dengan keras supaya bisa berhasil, tapi aku masih mencobanya.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Mówią, że muszę sporo nadrobić, mimo to spróbuje.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Povedali mi, že sa musím zlepšiť, ale snažím sa.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Sie sagten, ich werde mich einschleimen müssen, aber ich versuche es.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Ze zeiden dat ik naar boven moet kruipen, maar ik probeer het uit.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Είπαν ότι θα πρέπει να συρθώ για να πιάσω κορυφή, αλλά θα το δοκιμάσω.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Всички да се приготвят. Започваме.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.Они говорят, что у меня нет опыта, но я стараюсь.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.הם אומרים שאין לי ניסיון אבל אני מנסה.
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.يقولون بأنه يجب علي الزحف و لكن سوف أحاول ذلك
Çok çabalamam gerektiğini söylediler, ben de deniyorum.だから あんた達と ご飯食べに行くのも難しそうなんだ お客さんがいない時 急いで食べなきゃならないし
Cole tutkulu bir şeyler deniyor.A zde se Cole pokoušel o něco více ambiciózního.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.제 시도는 시각적인 도구를 만드는 건데 만들기만 하는 건 아니고, 다른 걸 해보죠
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Moim zadaniem jest tworzyć narzędzia wizualne.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Pentru că eu încerc să creez instrumente vizuale, nu doar să fac -- voi încerca un alt lucru.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Porque mi intención es hacer instrumentos visuales no sólo hacer... probaré otra cosa.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Weil mein Versuch, visuelle Instrumente zu bilden, nicht nur bilden - Ich versuche noch eine weitere Nummer.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Не просто создать — я попробую ещё кое-что
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.Понеже моето желание е да направя визуални инструменти, не само да направя -- ще опитам нещо друго.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.כי אני מנסה ליצור כלים ויזואליים, לא רק ליצור -- אני אנסה דבר אחד נוסף.
Çünkü ben görsel araçlar yapmayı deniyorum, aslında sadece yapmak değil -- şimdi başka birşey deneyeceğim.لان محاولتي هي جعل الادوات مرئية ليس فقط لفعل...سـ أحاول تجربة واحدة اخرى
Çünkü hidrojenin tüm elektronlarını çalmış. Böyle çiziliyor, buna hidrojen bağı deniyor.En dit wat dit toestaat is in essentie een geleiding van elektriciteit.
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veFör Koranen är väldigt tydlig när den säger att du kommer att bli
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veFor Koranen er ret tydelig, når den siger, at man vil være
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veKarena Al-Quran cukup jelas saat berkata bahwa anda akan menjadi
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" ve꾸란은 다음과 같은 부분에서 상당히 분명하게 말하는데, 꾸란에서 너희들이 "천국의 새 창조물이 될 것이다"라는 부분과
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veKoraani on kovin selkeä sanoessaan, että ihmisestä tulee
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veParce que le Coran est très clair quand il dit que vous serez
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePentru că, Coranul este destul de clar când spune că vei fi
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePerché il Corano è piuttosto chiaro quando dice che sarete
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePonieważ Koran jest w zasadzie jasny mówiąc, że będziesz
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePorque el Corán es muy claro cuando dice que se sufrirá
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePorque o Corão é bastante claro quando diz que seremos
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" vePretože Korán je dosť jednoznačný, keď hovorí, že budete
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veProtože Korán mluví úplně jasně, když říká, že v ráji budete
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veUgyanis a Korán elég egyértelmű, mikor azt mondja
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veWant de Koran is heel duidelijk als hij stelt dat je
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veWeil der Koran ziemlich klar sagt, dass du
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veΔιότι το Κοράνιο είναι ξεκάθαρο όταν λέει πως θα είσαι
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veПотому что Коран вполне конкретен, говоря, что вы будете
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veТому що Коран є абсолютно чітким, кажучи, що ти будеш
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veТъй като Коранът е съвсем категоричен, когато казва, че ще бъдете
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veכי הקוראן די ברור כשהוא אומר שאתה תהיה "יצירה חדשה בגן עדן"
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" veلأن القرآن الكريم واضح تماما عندما يقول لك أنك ستكون خلقاً جديداً في الجنة
Çünkü Kuran'da gayet açık bir şekilde şöyle deniyor: "hepiniz cennette yeniden yaratılacaksınız" ve天国にて生まれ変わることは その人の知らない別の何かに 生まれ変わることであると
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››Albowiem Pismo mówi: Wołowi młócącemu nie zawiążesz gęby; i: Godzien jest robotnik zapłaty swojej.
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››Car l`Écriture dit: Tu n`emmuselleras point le boeuf quand il foule le grain. Et l`ouvrier mérite son salaire.
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››For Skriften sier: Du skal ikke binde munnen på en okse som tresker. Og en arbeider er sin lønn verd.
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››성경에 일렀으되 곡식을 밟아 떠는 소의 입에 망을 씌우지 말라 하였고 또 일군이 그 삯을 받는 것이 마땅하다 하였느니라
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››Lebo písmo hovorí: Mlátiacemu volovi nezaviažeš úst, a: Robotník je hoden svojej mzdy.
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››Mert azt mondja az Írás: A nyomtató ökörnek ne kösd be a száját; és: Méltó a munkás a maga jutalmára.
Çünkü Kutsal Yazıda şöyle deniyor: ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlama›› ve ‹‹İşçi ücretini hak eder.››Nebo praví Písmo: Volu mlátícímu nezavížeš úst. A hodenť jest dělník své mzdy.