dengelemek ile cümle

dengelemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Birçok çalışan anneler ev ve iş hayatlarını dengelemek için mücadele ediyor.Many working mothers struggle to balance their home and work lives.
Tom şeyleri kafasında dengelemekle iyi.Tom is good at balancing things on his head.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.To reduce this risk, considerable efforts are spent to balance the turbine.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Balancing a pole is hard.
Havayı dengelemek için yeterli değil.Not enough to stabilize the climate.
Ülke bütçesinin dengelemek.Getting us to a balanced budget.
Herhangi bir şekilde ekosistemi tekrar dengelemek mümkün mü?So is there any way to rebalance the ecosystem?
Seviyelendirme vida ayarladıktan sonra kabarcık dengelemek en az 10 saniye bekleyinAfter adjusting the leveling screw, wait for at least 10 seconds for the bubble to stabilize
Dengelemek, olgunluk ve geleceğimiz için hayati bir öneme sahip.And it is essential to balance, to wisdom and to actually the future of all of us.
Doğrusu, gözünüze biraz fazla bakarlar, yalnızca o söylentiyi dengelemek için.Well guess what, they look you in the eyes a little too much just to compensate for that myth.
Ve de büyük ihtimalle hayatımı dengelemek için bir hobiye ihtiyacım olmalı.And I probably will need a hobby as a leveling mechanism.
Ve dengelemek için biraz daha fazla ödenir. -And you pay a little bit extra on that, to bring this value down.
Tüm bunlar AB'nin iki zorunluluğu dengelemek için elinden gelenin en iyisini yaptığını gösteriyor.All this suggests that the EU is doing its best to balance two imperatives.
Kosova'nın ticaret açığını dengelemek zorKosovo trade deficit hard to balance
Bu zıt güçleri dengelemekse hiç de kolaylaşmıyor.It is not becoming any easier to balance these contradictory forces.
Bu nedenle, kapalı bir ortamdaki nemi dengelemek için farklı çözleltiler kullanılabilirler.[4]Therefore, in an enclosed space, a solution can be used to regulate humidity.[4]
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Auf der anderen Seite wurde das aber mit Hilfe von Steuererhöhungen finanziert.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.Pour réduire ce risque, des efforts considérables sont faits pour équilibrer la turbine.
Âşık olduğu kişiyi korumak ve etrafındakilerle olan ilişkilerini dengelemek zorundadır.Склонен защищать тех, кто находится вокруг него.
Biraz da bunu dengelemek için işçilikten gelme Macar kökenli birini yönetime getirmişlerdi.Однажды к ним обратился с жалобой один пожилой человек, работающий уборщиком.
Handikap(H): Maçların oranlarını dengelemek için zayıf takıma verilen gol avansıdır.Victory : تحصل علي كأس ذهبي عندما تنهي اللعبة علي مستوي الصعوبة (Elite Difficulty).
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Hij probeerde dit te bereiken door het verhogen van de belastingen.
Öndelikli satranç: değişik güçteki oyuncuların oynadığı oyunu dengelemek için bazı değişiklikler uygulanır.Er zijn enkele variaties om de levende variant leuk te houden voor alle spelers.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Byla zavedena proto, aby se zvýšily daňové příjmy.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Pentru a finanța această nouă ordine taxele au trebuit să fie majorate.
Bu durum, Kızıl Ordu'nun çevik kuvvetler yönünden dezavantajını dengelemektedir.Pe de altă parte, aceste poziții erau ușor de încercuit de ofensiva Armatei Roșii.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Ennek ellátását csak az a adók növelésével tudták biztosítani.
Üretim süresi boyunca iş akışını dengelemek.Hän valvoo tuotantoa koko tuotantoprosessin ajan.
Asidik ortamda, genel reaksiyonu dengelemek için yarı-reaksiyonlara H+ iyonları ve su ilave edilir.Pada media asam, ion H+ dan air ditambahkan pada reaksi setengah untuk menyeimbangkan keseluruhan reaksi.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Để có tiền làm việc này, ông đã nâng cao mức thuế.
Üretim süresi boyunca iş akışını dengelemek.製作過程から飛行まで紹介している。
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.彼らは何とかしてその税を逃れる方法を探していた。
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.על מנת להתחיל לצמצם את הנזק יהיה צורך להקצות למקסיקו כמויות מים גדולות יותר.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Vláda sa rozhodla situáciu riešiť zvyšovaním daní.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.At balancere en pæl en svært.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.En een stok balanceren moeilijk.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Equilibrar um bastão é difícil.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Equilibrar una barra es difícil.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Garder une barre en équilibre est difficile.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.막대 균형을 잡는 건 어렵고요.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Menyeimbangkan tiang sulit.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Uravnotežiti palico je težko.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Utrzymywanie tyczki jest trudne.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Việc giữ thăng bằng chiếc cọc lại là việc khó khăn.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Η εξισορρόπηση μιας ράβδου είναι δύσκολη.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.А тримання палиці у рівновазі - важке.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Балансирането е трудно.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.Удержать в равновесии трость сложно.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.לשמור על שיווי-משקל של מוט זה קשה.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.وموازنة عمود أمر صعب.
Bir çubuğu dengelemek ise zor.平衡轆棍就難
Bir çubuğu dengelemek ise zor.怪我をしていながらも すごいことを—
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Hier zum Beispiel ist es leicht, ein Wasserglas zu befördern, aber schwierig, den Stab zu balancieren.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.În cazul acesta, transportarea paharului e ușoară, echilibrarea vergelei e grea.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.In questo caso, portare un bicchiere d'acqua è facile e tenere in equilibrio un'asta è difficile.
Bu durumda, bir bardak su taşımak kolaydır. Bir çubuğu dengelemek ise zor.Például az imént a pohár víz szállítása egyszerű volt, a pálca egyensúlyozása viszont nehéz.
Bununla beraber, bu tedbirler çamur çulluğu popülasyonunu dengelemek için yeterli değildir.Ces mesures ne suffisent toutefois pas pour stabiliser la population de barges.
Bununla beraber, bu tedbirler çamur çulluğu popülasyonunu dengelemek için yeterli değildir.I 2006 brugte man 1,2 mia. EUR under søjle I i Nederlandene, mens man brugte 83,2 mio. EUR under søjle II.
Bununla beraber, bu tedbirler çamur çulluğu popülasyonunu dengelemek için yeterli değildir.Men dessa åtgärder räcker inte för att stabilisera rödspovspopulationen.
Bununla beraber, bu tedbirler çamur çulluğu popülasyonunu dengelemek için yeterli değildir.No entanto, estas medidas não são suficientes para fixar a população de limosas.

İlgili Sayfalar