Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.Keď boli vyrobené prvé tlačiarenské lisy, povedali si " Dobre, vytlačme bibliu.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.Kiedy pojawiły się prasy drukarskie powiedziano "Drukujemy Biblię.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.첫 번째 인쇄가 나왔을 때 그들은 말했습니다. "좋아. 성경은 인쇄했어. 그다음엔 뭐할까?"
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.عندما بدأوا الطباعة فى أول الأمر قالوا "حسنا سنطبع الإنجيل، ماذا بعد؟"
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.A veces se trata del legado del barrio como el jazz en Morrisania.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Czasem mówi o spuściźnie sąsiedztwa, jak w Morrisania, o historii jazzu.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Dan terkadang ini tentang peningggalan lingkungan itu seperti Morrisania, tentang sejarah musik jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Đôi khi là về di sản của khu dân cư, hay như ở Morrisania, chúng nói về lịch sử nhạc jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.E por vezes tem a ver com o legado do bairro, como em Morrisania, acerca da história do jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Et parfois, il s'agit d'un héritage du quartier, comme à Morrisania, sur l'histoire du jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Néha ez a környék öröksége, mint Morrisania jazztörténelme.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Někdy je to dědictví okolní čtvrti, jako jazzová historie v Morrisanii /Jižní Bronx/.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Niekedy ide o dedičstvo oblasti, ako v Morrisianii (južný Bronx), kde šlo o históriu jazzu.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Qualche volta è un'eredità del vicinato, come a Morrisania, sulla storia del jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Soms gaat het over de nalatenschap van de buurt, zoals in Morrisania, over de jazzgeschiedenis.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Und machmal geht es um das Erbe der Wohngegend, wie in Morrisania um die Geschichte des Jazz.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Uneori ţine de moştenirea zonei, ca în Morrisania, despre istoria jazzului.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Μερικές φορές το θέμα είναι η κληρονομιά της γειτονιάς, όπως στη Μορισάνια είναι η ιστορία της τζαζ.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Иногда я беру сюжеты из наследия местности, например, в Морризании - это история джаза.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Іноді я беру сюжети зі спадщини місцевості, як наприклад, в Моррізаніі - це історія джазу.
Bazen bir mahallenin sahip olduğu miras ele alınıyor. Caz tarihi dendiğinde Morrisania.Понякога, това е наследството на квартала, както е с Морисания и историята на джаза.
Bazen buna iso-bütilsiklopentan ya da 2-metilpropilsiklopentan dendiğini de görebilirsin. .Asi znáte tuto sloučeninu jako iso-butylcyklopentan nebo 2-methylpropylcyklopentan.
Bazen buna iso-bütilsiklopentan ya da 2-metilpropilsiklopentan dendiğini de görebilirsin. .Иногда вы можете видеть, что это называется: изо-бутилциклопентаном или 2-метилпропилциклопентаном.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY.Acum, să presupunem că XZ este egal cu ZY și punctele sunt coliniare.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY.Ahora vamos decir que sabemos, nos han dicho que ZY es igual a XZ
Bize dendi ki XZ eşittir ZY.Ora facciamo finta di sapere che XZ è uguale a ZY.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY. O zaman hepsi doğrusal.Lad os nu sige, at vi får, at XZ er lig med ZY, og de er kolineære.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY. O zaman hepsi doğrusal.Povedzme, že máme dané, že XZ sa rovná ZY, a že sú kolineárne.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY. O zaman hepsi doğrusal.Řekněme, že nám bylo řečeno, že XZ = ZY a všechny jsou kolineární.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY. O zaman hepsi doğrusal.Teraz załóżmy, że odcinki XZ i ZY są równe i że są współliniowe.
Bize dendi ki XZ eşittir ZY.Stel nu dat we weten, we zijn verteld dat XZ gelijk is aan ZY
Bize dendi ki XZ eşittir ZY.자 그럼 우리가 XZ와 ZY가 같다고 알고 있고
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.E' stato chiamato una versione acellulare.
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.Genannt die azelluläre Version.
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.Het heette de niet-cellulaire versie.
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.Niekomórkową wersję.
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.Que foi chamada de versão acelular.
Bu aşıya, *hücresiz versiyon*, dendi.Se llamó versión acelular.
Bu da onlara neden yarı metal dendiğini açıklıyor. aDlatego nazywa się je metalami poprzejściowymi lub (część z nich) - półmetalami.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Appeler cette variable n est simplement une convention.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Chiamare questa variabile 'n' è solo una consuetudine.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Csak megszokásból hívom n-nek ezt a változót.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Llamar a esta variable "n" es solo una convención.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Nazywanie tej zmiennej n to tylko konwencja.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.이 변수를 n이라 부르는 것은 관례일 뿐입니다.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Numele N dat variabilei e doar o convenţie.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Quy ước gọi biến số này là n
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Название переменной n — условность.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.Наричайки тази променлива n е просто установена практика.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.לקרוא למשתנה הזה n זו פשוט מוסכמה.
Bu değişkene genelde böyle dendiği için n dedim.أما تسمية المتغير بالحرف "n" هي مجرد عادة.
Buna geometride ne dendiğini unuttum. Belki başka bir sunumda buna bakarım.Так вот, стороны, которые не являются для них общими, равны между собой.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Eu esqueci como chamam isso em geometria.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Ho dimenticato come chiamiamo questo nel corso di geometria.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Když se ale podíváme na ty dvě strany, které spolu nesdílejí, zjistíme, že jsou stejné.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.기하 수업시간에 이걸 뭐라 부르는지 잊어 버렸네요
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Måske har den her regel et navn.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Zabudol som ako sa to v geometrii nazýva.
Buna geometride ne dendiğini unuttum.Забравих как казвахме на това в училище
Buna GREENBACK dendiDen kaldtes "The Greenback".