den ile cümle
den kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Somalia'ya Somali'de "Soomaaliya" denir.Somalia is called "Soomaaliya" in Somali.
Güney Afrika'ya Zulu dilinde "iNingizimu Afrika" denir.South Africa is called "iNingizimu Afrika" in Zulu.
Korecede Güney Kore'ye "Hanguk"denir.South Korea is called "Hanguk" in Korean.
Katalanca'da İspanya'ya "Espanya" denir.Spain is called "Espanya" in Catalan.
Baskça'da İspanya'ya "Espainia" denir.Spain is called "Espainia" in Basque.
Romanşça'da İsviçre'ye "Svizra" denir.Switzerland is called "Svizra" in Romansh.
Suriye'ye Arapçada "Suriyah" denir.Syria is called "Suriyah" in Arabic.
Ukrayna'ya Ukraynacada "Ukraina" denir.Ukraine is called "Ukraina" in Ukrainian.
İngiltere’ye İrlandacada "Ríocht Aontaithe" denir.The United Kingdom is called "Ríocht Aontaithe" in Irish.
Birleşik krallığa İrlandacada "Ríocht Aontaithe" denir.The United Kingdom is called "Ríocht Aontaithe" in Irish.
Birleşik Devletler'e Fransızcada " Etats-Unis" denir.The United States is called "Etats-Unis" in French.
O yeterli deneyime sahip değil.He doesn't have enough experience.
Onun yeterli deneyimi yok.He doesn't have enough experience.
O Türkiye'den giysiler ithal etmektedir.He imports clothes from Turkey.
Ayrıca uluslararası şirketlerde full-time çalışma deneyimi de var.He also has experience working fulltime for international companies.
İnanılmaz bir deneyim yaşadım.I had an amazing experience.
Genellikle pazartesi'den cuma'ya okula gidiyorsun.You usually go to school from Monday to Friday.
Berlin'den İstanbul'a uçak ile geldiler.They took an airplane from Berlin to Istanbul.
Tom dengeli bir diyet yemez.Tom doesn't eat a balanced diet.
Tom Mary'den daha fazla yiyecek yer.Tom eats more food than Mary does.
Çoğumuz dengeli yiyecek yemeyiz.Most of us don't eat a balanced diet.
Tom'un Mary'den hoşlanmadığını nasıl biliyorsunuz?How do you know that Tom doesn't like Mary?
Bir kitabı çevirmeyi hiç denemedim.I have never tried to translate a book.
Bu cümleyi çevirmeyi deneyebilirsin, çok kolay iş.You can try to translate this sentence. It's very easy.
Norveççe'den Almanca'ya çeviri yapabilir misin?Can you translate from Norwegian into German?
Modern İbranice, Eski İbranice'den daha kolaydır.Modern Hebrew is easier than Ancient Hebrew.
Kapıyı açmayı dene.Try to open the door.
Yıllar boyunca birçok farklı strateji denedik.Over the years we have tried many different strategies.
Tom yarım yenmiş böreği Mary'den kaptı ve onu yemeye başladı.Tom grabbed the half-eaten burrito from Mary and started eating it.
Beni durdurmayı dene.Try and stop me.
"Tom, Mary'den iki ev aşağıda yaşar." "Bu oldukça yakın.""Tom lives two houses down from Mary." "That's pretty close."
"Tom Mary'den hoşlanıyor." "Evet, biliyorum.""Tom likes Mary." "Yeah, I know."
"Tom gerçekten Mary'den ayrıldığını sana söyledi mi?" "Uzun uzadıya değil.""Did Tom really tell you that he was breaking up with Mary?" "Not in so many words."
"Tom Mary'den ayrıldı." "Bu kötü bir şey mi?""Tom broke up with Mary." "Is that a bad thing?"
"karbüratörü temizlememiz gerektiğini düşünüyorum." "Ben zaten denedim.""I think we should clean the carburetor." "I already tried that."
Çok seçici olma. Denizde o kadar çok balık yok.Don't be too picky. There aren't that many fish in the sea.
Haydi. Bir dene.Come on. Give it a try.
İş ve kişisel yaşam arasında bir dengeye nasıl ulaşabiliriz?How can we achieve a balance between work and personal life?
Onun denize yakın bir evi var.He has a house by the sea.
Tom asla Mary'den vazgeçmeyecek.Tom will never give up on Mary.
Tom esir olmaktan kaçınmayı denedi.Tom tried to avoid being captured.
Tom her zaman Mary'den bahsediyor.Tom talks about Mary all the time.
Tom koşmayı durdurdu ve onun nefesini yakalamayı denedi.Tom stopped running and tried to catch his breath.
Tom Mary'den söz etmedi.Tom didn't mention Mary.
Hodri meydan, beni durdurmayı dene!I dare you to try to stop me.
Tom, Mary'den asla bir sır saklayamadı.Tom never could hide a secret from Mary.
Bu sanat değil. Bu bir vagina dentata.That is not art. That is a vagina dentata.
Tom uzun bir zaman için Fransızca konuşmayı öğrenmeyi deniyordu.Tom has been trying to learn to speak French for a long time.
Tom denemekten asla vazgeçmeyecek.Tom is never going to give up trying.
Onları nerede denedin?Where did you try them on?
Tom anahtarı kontağa takmayı denedi.Tom tried to put the key in the ignition.
Onu denemek ister misin?Do you want to try it?
Tom'un pişirdiği keki denedin mi?Did you try the cake that Tom baked?
O şarkıyı gitarında çalmayı denedin mi?Did you try playing that song on your guitar?
Tom neden Mary'den nefret ediyor?Why does Tom hate Mary?
O tavşana tuzak kurmayı deneyeceğim.I'm going to try to trap that rabbit.
Asla denemekten vazgeçmeyeceğim.I'm never going to give up trying.
Onu evde deneme.Don't try that at home.
Başarana kadar denemeye devam etmeliyiz.We have to keep trying until we succeed.
İşe yarayan bir yöntem buluncaya kadar denemeye devam etmek zorundayız.We have to keep trying until we find a method that works.