den ile cümle

den kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İki yıldır Mildred'den haber almadık.We haven't heard from Mildred for two years.
Berbat bir deneyim yaşadım.I had a terrible experience.
Ben altı aylıkken den beri biz arkadaşız.We've been friends since I was 6 months old.
Denizde bir sürü balık var.There are a lot of fish in the sea.
Lütfen benim için Chopin'den bir şey çal.Please play something by Chopin for me.
Bu mucize merhemi deneyin.Try this miracle ointment.
Öğretmen birçok fizik deneyleri gösterdi.The teacher demonstrated many physics experiments.
Öğretmen pek çok fizik deneyleri gösterdi.The teacher demonstrated many experiments in physics.
Üyeler dönüşümlü olarak garip deneyimi anlattı.The members told us about the strange experience in turns.
Tom Mary'yi öpmek istedi fakat denemek için cesareti yoktu.Tom wanted to kiss Mary, but he didn't have the nerve to try.
Bazıları 2.Ramses'in altı kadına ve 100'den fazla çocuğa sahip olduğunu söylüyorlar.Some say that Ramses II had six women and more than 100 children.
Onu ilk önce hanginiz deneyecek?Which of you will try it first?
Okuldayken gerçekten denemeler yazmaktan nefret ederdim.When I was in school, I really hated writing essays.
Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.Usually, seagulls make long-lasting couples.
Onun çok fazla öğretmenlik deneyimi var.He has a lot of teaching experience.
AKB'den söz ederken, ilk çıkışlarından önce iki defa canlı performanslarına gittim.Speaking of AKB, I went to their live performances twice before their debut.
O tüm yolları deneyerek ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting close to her using every means possible.
Lütfen bu kahveyi deneyin. Ben onun gerçekten lezzetli olduğunu düşünüyorum.Please try that coffee. I think it's really delicious.
Lütfen o kahveyi içmeyi deneyin. Ben onun çok iyi tadı olduğunu düşünüyorum.Please try drinking that coffee. I think it tastes very good.
Korsan, monoküleriyle denize gözlüyorduThe pirate was observing the sea with his monocular.
Ona herkes tarafından Jeff denir.He is called Jeff by everyone.
Keki dene.Try the cake.
Benim bir deniz evim yok.I don't have a beach house.
Tom Mary'den sigarayı bırakmasını rica etti.Tom asked Mary to quit smoking.
Tom Mary'den bir kredi istedi.Tom asked for a loan from Mary.
Jane'den sadece iki yaş daha büyük.He's only two years older than Jane.
Bu çok ilginç deney senin mesleki kişiliğini meydana çıkarmaktadır.This very interesting test reveals your professional personality.
Deneyeceğim ama sinemaya gelip gelemeyeceğimden emin değilim.I'll try, but I'm not sure if I'll be able to come to the movie theater or not.
Açık havada, Estonya kıyısı Helsinki'den görülebilir.During clear weather, the coast of Estonia is visible from Helsinki.
Yabancı yatırımcılar paralarını ABD'den çekti.Foreign investors withdrew their money from the United States.
O, Mary'den daha akıllı fakat onun kadar güzel değil.She's smarter than Mary, but not as beautiful.
O, Mary'den daha akıllı ama Mary kadar güzel değil.She's smarter than Mary, but not as beautiful as Mary.
Mary'nin saatlerce hareketsiz oturduğu ve denize baktığı zamanlar vardır.There are times when Mary sits still for hours and looks at the sea.
Mary bazen saatlerce hareketsiz oturur ve denize bakar.Mary sometimes sits still for hours and gazes at the sea.
Mary'den bahsetmişken, uzun zamandır onu görmedim.Speaking of Mary, I haven't seen her for a long time.
Sen dengesizsin.You are deranged.
Tom Mary'den John'un telefon numarasını istedi.Tom asked Mary for John's telephone number.
Mike'den başka herkes partideydi.Everyone but Mike was at the party.
Bu büyük memeliye fil denir.That huge mammal is called an elephant.
Çıkmış yeni bir konsol var. Ona Nintendo 64 deniyor!There's a new console out. It's called the Nintendo 64!
Deniz haşin bir metrestir.The sea is a harsh mistress.
Mary meditasyon yaparken bir beden dışı deneyim yaşadı.Mary had an out-of body experience while meditating.
O ona hamile olduğunu söylediğinde Tom Mary'den ayrılmak üzereydi.Tom was about to break up with Mary when she told him that she was pregnant.
Hiç Çin yemeği denemedim.I've never tried Chinese food.
Ben yeni yastığımı denemek için heyecanlıyım!I'm excited to try my new pillow!
Su, deniz seviyesinde 100 santigrat derecede kaynar.Water boils at 100 degrees Celsius at sea level.
Nüfusun yüzde 20'den fazlasının kendi arabası var.More than 20% of the population owns a car.
Deneyimden çok şey öğrendik.We learn a lot from experience.
Fırtına sonrası deniz sakindi.The sea after the storm was calm.
Pin pona aynı zamanda masa tenisi de denir.Ping pong is also called table tennis.
Tom ve Mary deniz kuvvetlerine katıldılar.Tom and Mary joined the navy.
Japonya 1912'den beri Olimpiyatlara atletler gönderiyor.Japan has been sending athletes to the Olympics since 1912.
Ürdün Nehri Ölü Deniz'e akan tek nehirdir.The Jordan River is the only river flowing into the Dead Sea.
Bazı nedenlerden dolayı başarısız olursam, tekrar denerim.If for some reason I failed, I'd try again.
Kazara başarısız olursam, tekrar denerim.If by some chance I failed, I'd try again.
Her denemesinde başarısız oldu.She failed every time she tried.
Lütfen tekrar deneyin.Please try again.
Galiba denememek daha iyi.I think it's better not to try it.
Ne kadar çok denersem deneyeyim onu nasıl yapacağımı hatırlayamıyorum.No matter how hard I try, I can't remember how to do it.
Komik bir şey deneme.Don't try anything funny.

İlgili Sayfalar