Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Disseram a um grupo de estudantes que um pequeno país democrático tinha sido invadido e pedia ajuda aos EUA.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Grupie studentów powiedziano, że mały demokratyczny kraj został zaatakowany i poprosił USA o pomoc.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.한 무리의 학생들에게 어떤 작은 민주 국가가 침략받아서 미국에 도움을 요청한다고 얘기해 줬죠.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Một nhóm sinh viên được dạy rằng một nước dân chủ nhỏ bị xâm lược và đã yêu cầu Mĩ giúp đỡ.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Se le dijo a un grupo de estudiantes que un pequeño país democrático fue invadido y pedía ayuda a EE.UU.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Skupině studentů bylo sděleno, že malá demokratická země byla napadena a požádala o pomoc Spojené státy.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.Казали на група студенти, че в една малка демократична страна има нашествие и тя е помолила САЩ за помощ.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.לקבוצת סטודנטים נאמר שפלשו למדינה דמוקרטית קטנה והיא מבקשת סיוע מארה"ב.
Bir grup öğrenciye küçük demokratik bir ülkenin istila edildiği ve Amerika'dan yardım istedikleri söylendi.アメリカに助けを求めたという課題を出し 彼らは何をすべきなのか
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIAZ UNIÓ DEMOKRATIKUS MŰKÖDÉSE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIAZ UNIÓ DEMOKRATIKUSMŰKÖDÉSE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDE LA VIDA DEMOCRÁTICA DE LA UNIÓN
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDEMOKRATIAN TOTEUTUMINEN UNIONISSA
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDEMOKRATIAN TOTEUTUMINENUNIONISSA
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDEMOKRATICKÝŽIVOT UNIE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDEMOKRATICKÝ ŽIVOT V UNII
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIDEMOKRATIČNO ŽIVLJENJE UNIJE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIHET DEMOCRATISCH BESTEL VAN DE UNIE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMILA VIE DÉMOCRATIQUE DE L’UNION
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMILA VITA DEMOCRATICA DELL’UNIONE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMILA VITA DEMOCRATICADELL’UNIONE
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIUNIONENS DEMOKRATISKA LIV
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIVIAŢA DEMOCRATICĂ A UNIUNII
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIVIAŢA DEMOCRATICĂA UNIUNII
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIVIDA DEMOCRÁTICA DA UNIÃO
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIŻYCIE DEMOKRATYCZNE UNII
BİRLİK’İN DEMOKRATİK YAŞAMIΟ ∆ΗΜΟΚΡΑΤΙΚΟΣ ΒΙΟΣ ΤΗΣ ΕΝΩΣΗΣ
Bir sürü muhafazakar ve bir o kadar da ılımlı insan var... Hollywood'daki Cumhuriyetçiler, DemokratlarHay mucha gente conservadora, mucha gente moderada, republicanos y demócratas en Hollywood.
"Biz demokratik bir ülkeyiz.“Siamo una nazione democratica.
"Biz demokratik bir ülkeyiz."Somos un país democrático.
"Biz demokratik bir ülkeyiz.«Мы демократическая страна.
Biz onu BMI olarak biliyoruz. Ve BMI sanatta çok daha demokratikti.בי-אם-איי היו הרבה יותר דמוקרטיים באשר לאמנות
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.E isto é uma coisa que uma sociedade democrática também tem de fazer.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.En dit is overigens wat een democratische gemeenschap ook moet doen.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.E questo è il procedimento che, incidentalmente, anche una società democratica deve seguire.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.És ez az, amit egy demokratikus társadalomnak is tennie kéne.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Et, en fait, ceci est une chose que doit aussi faire une société démocratique.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Ini sesuatu yang juga seharusnya dilakukan komunitas demokrasi.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.이것은, 어쨌거나, 민주사회가 해야만 하는 어떤것이기도 합니다.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Przy okazji, tym samym musi się zajmować społeczeństwo demokratyczne.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Și asta e, apropo, ceva ce ar trebui să facă și o societate democratică. Deci cum funcționează?
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Und das ist nebenbei etwas, das eine demokratische Gesellschaft auch tun muss.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Và nhân tiện, điều tôi vừa nói cũng chính là cái mà một xã hội dân chủ phải thực hiện.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Y esto es algo que una sociedad democrática también debe hacer.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Αυτό, παρεμπιπτόντως, είναι κάτι που πρέπει να κάνει μια δημοκρατική κοινωνία.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Замечу, что именно эту задачу решает и демократическое общество.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.Това, между другото, е нещо, което едно демократично общество също трябва да прави.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.וזה, אגב, משהו שגם על קהילה דמוקרטית לעשות.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.وهذا بالمناسبة ما يتوجب على المجتمع الديمقراطي القيام به.
Bu arada bu, demokratik toplumların da yapması gereken şeyin kendisi.これがどう機能するかというと
Bu bir diktatörlük değil Ne de demokratik olduğunu.Ce n'est pas une dictature, ce n'est pas non plus démocratique.
Bu bir diktatörlük değil Ne de demokratik olduğunu.Não é uma ditadura nem uma democracia.
Bu bizi ikinci önemli oyun değiştiriciye götürür; bu da önlemenin demokratikleşmesidir.Eso nos lleva al segundo cambio importante: la democratización de la prevención.
Bu bizi ikinci önemli oyun değiştiriciye götürür; bu da önlemenin demokratikleşmesidir.이것은 우리의 두번째 중요한 전환점으로 이어지는데요. 바로 예방의 민주화입니다.
Bu bizi ikinci önemli oyun değiştiriciye götürür; bu da önlemenin demokratikleşmesidir.כל זה מוביל אותנו לשלב השני החשוב; זהו, דמוקרטיזציית המניעה.
Bu demokratik bir ülkede asla olmaması gereken bir şey.C'est quelque chose qui ne devrait pas arriver dans un pays démocratique !
Bu demokratik bir ülkede asla olmaması gereken bir şey.Coś takiego nie może się dziać w demokratycznym kraju
Bu demokratik bir ülkede asla olmaması gereken bir şey.E ceva ce nu se poate intampla intr-o tara democrata!
Bu demokratik bir ülkede asla olmaması gereken bir şey.Es ist etwas, das nicht stattfinden kann in einem demokratischen Land.
Bu demokratik bir ülkede asla olmaması gereken bir şey.Ini adalah hal yang tidak bisa dilakukan di negara demokrasi.