demokratîk ile cümle

demokratîk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Het democratiseert en maakt grote voorwaarden aan voor vrijheid van meningsuiting.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Het democratiseert en maakt grote voorwaarden... aan voor vrijheid van meningsuiting.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Il démocratise et favorise la liberté d'expression.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Je demokratická a vytváří skvělé prostředí pro svobodu a vyjadřování se.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.이는 민주화와 발언의 자유를 위한 밑거름이라 할 수 있습니다.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Nó dân chủ hóa và tạo ra điều kiện tuyệt vời cho tự do ngôn luận.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Se edustaa kansanvaltaa luoden loistavat ehdot sananvapaudelle.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Tworzy dobre warunki dla wolności słowa.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Δημοκρατικοποιεί και δημιουργεί μεγάλες προϋποθέσεις... για την ελευθερία του λόγου.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.- Демократичен е. Създава добри условия за свобода на словото.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.Это демократизирует и создает большие условия для свободы слова.
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.יוצר דמוקרטיה ותנאים מעולים .לחופש הדיבור
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.إنه كنظام ديمقراطي يخلق شروط حرية التعبير
Düşünce özgürlüğünü demokratikleştiriyor ve buna harika yeni alanlar açıyor.著作物に関しては?
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.10월경에, 콩고민주공화국에서 잠시 지낸 적이 있었습니다.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Di bulan Oktober, saya tinggal beberapa saat di Republik Demokrasi Kongo, negara terbesar kedua di Afrika.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Em Outubro, passei algum tempo na República Democrática do Congo, que é o [segundo] maior país de África.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.En octubre estuve un tiempo en la República Democrática de Congo, el segundo país más grande de África.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Im Oktober verbrachte ich eine Weile in der Demokratischen Republik Kongo, dem (zweit)größten Land Afrikas.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.În octombrie, am fost în Republica Democrată Congo, a doua țară ca mărime din Africa.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.In oktober verbleef ik enige tijd in de Democratische Republiek Congo, het [tweede] grootste land van Afrika.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.I oktober så var jag ett tag i Demokratiska republiken Kongo som är det [näst] största landet i Afrika.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Lokakuussa vierailin Kongon demokraattisessa tasavallassa, joka on Afrikan [toiseksi] suurin valtio.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Oktobra sem nekaj časa preživela v Demokratični republiki Kongo, ki je druga največja afriška država.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.Vào tháng mười, tôi trải qua một khoảng thời gian ở Cộng Hòa Dân Chủ Công Gô, đất nước lớn [thứ hai] châu Phi.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.V říjnu jsem strávila nějaký čas v Demokratické republice Kongo, což je [druhá] největší země v Africe.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.W październiku spędziłam trochę czasu w Kongo, które jest drugim co do wielkości krajem w Afryce.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.В жовтні, я провела деякий час в Демократичній Республіці Конго, що є другою за розміром країною Африки.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim. Afrika'daki en büyük ülke.В октябре я побывала в Демократической Республике Конго, это вторая по величине страна Африки.
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.En Octobre, j'ai passé du temps en République Démocratique du Congo,
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.Októberben a Kongói Demokratikus Köztársaságban jártam,
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.באוקטובר ביליתי זמן מה ברפובליקה הדמוקרטית של קונגו,
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.خلال شهر أكتوبر الماضي، أمضيت أياماً في جمهورية الكنغو الديمقراطية،
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.コンゴはアフリカで2番目に大きな国です
Ekim'de, Kongo Demokratik Cumhuriyetin'nde biraz zaman geçirdim.今年10月,我去咗剛果民主共和國
- Evet, iyi. - Demokratik olarak seçilmişti.É, então tá...
- Evet, iyi. - Demokratik olarak seçilmişti.- Tak, jasne - Został demokratycznie wybrany,
- Evet, iyi. - Demokratik olarak seçilmişti.- Избран е демократично.
- Evet, iyi. - Demokratik olarak seçilmişti.- そうですが
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Dar contrar acestor aspiraţii democratice experienţa de zi cu zi era foarte diferită, mai ales în Egipt.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Jednakże tym demokratycznych aspiracjom towarzyszyło jakże odmienne życie codzienne, zwłaszcza w Egipcie.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.이와 같이 민주주의를 열망하는 분위기에서 매일 생활하는 것은 매우 독특한 경험이었는데 이집트의 경우 더욱 그러했습니다.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Mais pressé contre ces aspirations démocratiques le vécu au quotidien était très différent, surtout en Egypte.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Nhưng đè nén những mong muốn dân chủ này là một trải nghiệm rất khác qua từng ngày, đặc biệt là ở Ai Cập.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.V tísni těchto demokratických aspirací byla však každodenní zkušenost velmi odlišná, zejména v Egyptě.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Але день у день демократичні прагнення арабів придушували, особливо у Єгипті.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Но стремление к этим демократическим идеям было другим каждодневным опытом, особенно в Египте.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Но съпротивата срещу тези демократични аспирации беше твърде различна в ежедневния живот, особено в Египет.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.אבל בניגוד לשאיפות הדמוקרטיות האלה היתה חוויית החיים היומיומית בעיקר במצרים
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.لكن في مواجهة هذه الطموحات الديمقراطية كانت هناك تجربة يومية مختلفة جدا، خاصة في مصر.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.日々の状況は全く異なっていました 特にエジプトでは 民主化を強く求める一方で
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,Det som hände i Guatemala var att en demokratiskt vald president i 1950, Jacobo Arbenz ...
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,Houve um líder democraticamente eleito em 1950, Jacobo Avens.
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,Lo que pasó en Guatemala fue que un presidente elegido democráticamente en 1950, Jacobo Arbenz...
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,To co się zdarzyło w Gwatemali
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,Yang terjadi di Guatemala Ada presiden yang terpilih secara demokratis pada 1950, Jacobo Arbenz,
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,Что же произошло в Гватемале?
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,מה שקרה בגוואטמלה הוא שהנשיא שנבחר בבחירות דמוקרטיות ,בשנת 1950, יאקובו ארוונז
Guatemala'da olanlar 1950'de demokratik olarak seçilmiş bir başkan vardı, Jacobo Arbenz,ニューディールのような 一連の改革を提起し
Günümüzde piyasaları küreselleştirdik ama demokratik kurumlarımızı küreselleştirmedik.Astăzi am globalizat pieţele, dar nu şi instituţiile noastre democratice.
İlgili Sayfalar