demiş ile cümle
demiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
[10] demiştir.[1]
Sanatçı son olarak kariyerinin ilk EPsi "Mor" ile sevenlerine merhaba demiştir.Артистка нарешті випустила свій перший Мініальбом під назвою "Mor".
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.K čemu je dobré nebe nebo mukti préma bhaktům Pána?"
Buğday vermem sana. " demiş.Vždyť je to vaše pšenice."
Hatta single hakkında; "Bu benim için çok yeniydi ve gerçekten çok güzel bir deneyimdi" demiştir.Po dovršení této hranice uvedl: „Je úžasné dosáhnout trojciferného čísla.
Kolejde bu adamdan daha iyisi var mı gerçekten?" demiştir.Což není lepší dělat toto, než s vámi spravovat obec?""
Allah bize ömür versin, biz yaşayalım burada." demiştir.Bože, nech mě naživu!.
O şekiller ve silüetler tasarlamada usta olan Dior şöyle demiştir "Ben çiçek kadını tasarladım."Byl mistrem při vytváření tvarů a siluet; Dior je citován slovy: "Navrhoval jsem květinové ženy."
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.Ať se ti to líbí nebo NE!"
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”Avšak vy pravíte: V čem jsme tě oklamali?
Onun gibisi bir daha hiçbir zaman olmayacak." demiştir.Již nikdy to nebude jako dřív.“ .
14 Eylül 2003'teki referanduma göre, oy kullananların %56,1'i euroya 'hayır' demiştir.Referendum, které se konalo v roce 2003, navíc dopadlo 56,1 % hlasů proti přijetí eura.
Hatta bununla dans bile edebilirsiniz. " demiştir.Stejně bychom tam tancovali."
Daha farklı bir yoldan yürüyoruz." demiştir.Je snad nějaká jiná cesta?".
Ne kadar güzel demiştir.Je prý velmi krásná.
Yaşamımdaki dram bitti; artık sağlıklı ve mutlu bir hayatım var." demiştir.Ke skončení kariéry řekla: „Teď brečím, ale jsem šťastná, šťastná z toho, co jsem dosáhla“.
Özenle toplayıp derlediği kütüphanesinin değeri de çok büyüktür." demiştir.Písmena FS značí Full Scale, tedy plný rozsah (rozuměj převodníku).
Doktor ol." demiştir."Tady doktor Jones," řekl jsem.
Bu benim hayatımın dönüm noktasıymış gibi hissediyorum." demiştir."Toto vítězství bylo zlomem v mém životě," říkal.
Spielberg'e "Bu film için benden daha iyi bir besteciye ihtiyacın var." demiştir.Spielbergovi řekl: "Potřebujete lepšího komponistu než jsem já pro tento film." a on na to odpověděl: "Já vím.
Seni yendim" demiştir.Zvítězili jsme!“.
Fakat ne zaman bitireceğimi bilmiyorum." demiştir.Jenom se nemůžeme shodnout, kdy je nutné ho uzavřít.“).
"Ne demek çekil?" demiş yaban domuzu.Dítě se ptá: "A ten mluvil zajíčka nebo prasátko?"
Buna rağmen iyi işler yaptığımı düşünüyorum." demiştir.Díky ní jsem se pochopil, co je dobré."
Dikkat edin, İsrailli demiyorum." demiştir.Dostupné online. (anglicky) Sýrii nemohu opustit, říkával jezuita.
Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir."Budeme schopni vypořádat se s problematikou energetiky, pokud každý z nás...".
Hemen gelebilir misiniz? demiştir.Č: Vzdáte se ihned?
Zaman geçtikçe öğrendim ki insanın sahip olabileceği en büyük şey başka bir insanın varlığı....” demiştir."Je pro mě těžké uvěřit, že lidská bytost může udělat to, co jsem udělal já..."
Ben vefat ettikten sonra neşredilsin demiştim.Po smrti byl svatořečen.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.Slovo ‚jedináček‘ jsem v dětství doslova nenáviděl.
Bu konuşmada şöyle demiştir: "Ölümüne olan bu mücadelede hiçbir sınır yoktur.Není pro co umírat, jestliže člověk chce zemřít zatvrzelý.
Bütünley benim oturduğum koltuğa geç demiştir.Náhle se však otáčí křeslo, v němž sedí Stanley.
Bu konuya dair Pamukoğlu açıklamalarında demiştir.Pověz, víš-li něco rozumného o tom.
Romalılar ona Necessitas demişler.Římané ho nazývali Bezeth.
Bu bir darbedir, başka türlü ifade etmek mümkün değildir" demiştir.Nejsem si jist jakého jiného ohlasu by se jinak mohlo dosáhnout."
Yani burada başka bir şeyler var." demiştir.Pomysleli jsem si: 'Tady se děje něco víc.'"
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.Mizí pomalu, pokud vůbec, takže tvoří potenciál pro chronickou toxicitu“.
Osmanlılar da bu dile "Yahudice" demişlerdir.Fanoušci největších rivalu mu zas přezdívají "židovský".
Gülü gitmiş, kargası kalmış" demiş.Energie nezmizí, zůstane, řekl Drahoš.
Sonuna kadar mücadelemi sürdüreceğim" demiştir.On to uměl až do konce." .
Bu bir 'haksız kazançtır' demiştir.Jde svým způsobem o „zápornou“ fakturu.
1950'lerde erkek arkadaşıyla birlikte yemeğe giderdik." demiştir.Od konce 50. let zde žil i s rodinou.
Onunla pek alakası olmayanlar ona Ninja Spider-Man'de demiştir.Stává se hrdinou známý pod jménem Spider-Man.
Sizin için zor olduğunu biliyorum ama, hemen kalkın, aşağıda toplanın demiştir.Spěchá zpátky, ačkoliv si je vědom, že přijde pozdě na schůzku Stolu.
Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi.Apostolii au spus: „Noi suntem ajutoarle lui Dumnezeu!”
Bir erkeğe, Mary'e aşık olduğum gibi olamazdım." demiştir.Nu aș putea să mă îndrăgostesc de un barbat așa cum am iubit-o pe Mary.”
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.Iar regele nu va pleca niciodată.”
Bizim için büyük bir deneyimdi." demiştir.Însă foarte străduitor".
O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?” demişti.El le spuse: „Oare puteți, dacă v-a fost scris să luptați, să nu luptați?”
Eşliği CDC 7600’e dâhil ettiğinde söylentiye göre “birçok çiftçinin bilgisayar aldığını öğrendim” demiştir.A inclus din nou paritatea în CDC 7600 afirmând "Am învățat că o mulțime de agricultori cumpără calculatoare".
Takdir mahkemenindir." demiştir.Însă eu sunt hotărât să-l dau în judecată.”
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Si on n’est pas morts ou tués „Dacă nu suntem morți sau uciși”.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.Dacă nu vă place, puteți să scoateți asta».
Onu her yerde görebilirsiniz" demişti.Îl vezi tot timpul.”
Aurelian, fatih olmka istiyorsan, merhametli ol!" demişti.Aurelian, în cazul în care vei cuceri, fii milostiv!
1950'lerde erkek arkadaşıyla birlikte yemeğe giderdik." demiştir.În anii '50 ieșeam la băute cu iubitul lui.
Kur'an'da kullanımı: "Rabbin, Meleklere: 'Ben, yeryüzünde bir halife (temsilci) var edeceğim' demişti.O lumină i-a luminat, căci un înger al Domnului era cu ei, păzindu-i.”
Söz yazarı Tuomas Holopainen bu albüme "hayatımı kurtaran albüm" demiştir.Compozitorul Tuomas Holopainen a precizat că „acest album i-a salvat cariera”.
Bir klişeyi kendi avantajına dönüştürebiliyor." demiştir.Putea oricând să transforme un clișeu într-un avantaj.”
Clarke kendisinin eşcinsel olup olmadığını soran gazetecilere "Hayır, sadece ılımlı neşeliyim." demiştir.Ziariștilor care s-au întrebat dacă Clarke a fost homosexual li s-a spus: „Nu, doar puțin mai vesel.”
İlgili Sayfalar