Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .A proto říkáme "šedesát tři celých a patnáct setin".
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .Ed ecco perche' diciamo sessanta-tre e quindici centesimi.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .En daarom kunnen we zeggen drie-en-zestig en vijftien-honderdste. .
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .És ezért így mondhatjuk ki: 63 és 15 század.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .따라서 육십삼 그리고 백분의 십오라고 할 수 있네요
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .Właśnie dlatego mówimy sześćdziesiąt trzy i piętnaście setnych.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .И затова можем да кажем 63 цяло и 15 стотни. .
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .ولهذا قلنا ثلاث وستون وخمسة عشر مئات
Ve bu koordinat -burada şöyle demem gerek:E aquela coordenada (e na verdade eu deveria dizer,
Ve bu koordinat -burada şöyle demem gerek:I te współrzędne w ...i w zasadzie powinienem powiedzieć:
Ve bu koordinat -burada şöyle demem gerek:Und dieser Ort (und ich sollte eigentlich sagen,
Ve bu koordinat -burada şöyle demem gerek:Và tọa độ đó (và tôi nên nói,
Ve bu koordinat -burada şöyle demem gerek:І ця координата (насправді я маю сказати
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.E lo chiamo metodo epossidico perché... non è molto appetitoso.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Ich nenne es die Epoxid-Methode, weil - es ist nicht sehr appetitlich.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Ik noem het een epoxymethode omdat - het klinkt niet erg smakelijk.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Je l'appelle la méthode époxy parce que
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.에폭시 방식이라고 부른 이유는 -- 사실 식욕을 돋구는 이름은 아니라는 걸 저도 압니다.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Nazywam ją tak, ponieważ nie jest zbyt apetyczna.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Saya menyebutnya metode epoksi karena -- memang tidak menggugah selera.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Şi o numesc metoda epoxidică pentru că -- nu este foarte apetisant.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.Наричам я епоксиден метод, защото... не е много апетитно.
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.ואני מכנה אותה "השיטה האפוקסית" כי - השם לא הכי מעורר תיאבון, אני יודע -
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.ودعوناها الايبوكسي والذي اعلم انه اسم لا يثير الشهية كثيرة - انا اتفهم هذا -
Ve buna uhu yöntemi dememim nedeni -- çok iştah açıcı değil.なぜエポキシ製法かというと そうですね
Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Ale, to nebola pravda pre všetkých.
Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Pero - y espero que usted está esperando un <i>pero</i> ahora - pero eso no era cierto para todos.
Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Але - я сподіваюся ви очікували такого, але до теперішнього часу - але це не вірно для всіх.
Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Но увеличенному риску смерти подверглись не все.
Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.他の人への思いやりに<br/>時間を費やした人々には
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.E devo dire che, che questa e' la prova che le storie sono un bene di prima necessità
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Ik moet zeggen dat dit bewijst dat verhalen vertellen een basisproduct, een noodzaak is.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.이것이야말로 스토리텔링을 보여 준다고 말씀 드리고 싶습니다. 그건 필수적이고 주요하다는 걸요.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Muszę powiedzieć, że to udowadnia, że opowiadanie historii to towar, to podstawowe pożywienie.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Şi trebuie să spun, asta chiar dovedeşte că poveştile sunt o marfă, o materie primă.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Und ich muss sagen, dies beweist wirklich, dass Geschichtenerzählen ein Produkt, ein Grundnahrungsmittel ist.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Và tôi phải nói là, điều này thật sự chứng minh rằng kể chuyện, đó là một sản vật, một thổ yếu phẩm.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.И трябва да кажа, това наистина доказва, че разказването на истории е стока, при това основна.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.И я должен сказать, это доказывает, что рассказывание историй — это самый важный товар.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.ואני חייב לאמר, שזה ממש מוכיח את הסיפור, זה מצרך חשוב, ממש מרכיב עיקרי.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.وعلى أن أقول , أن هذا يثبت أن سرد القصص , هو سلعة , إنه غذاء رئيسي.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.生活必需品であり 主食だと言うことです 物語のない人生はないのです
Ya da, KEDİ-afet mi demeliyim? Ooh! - Hayır, öyle bir şey dememelisin.Keine Zeit für Frühstück, Jungs.
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.그래서 8은 자연수의 일원입니다 8은 자연수입니다
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.8 tedy patří do oboru přirozených čísel. Je to přirozené číslo.
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.8 tilhører de naturlige tal. Det er et naturligt tal.
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.Quindi 8 appartiene ai numeri naturali.
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.אז 8 חבר בקבוצת המספרים הטיבעיים אז נוכל לומר שהוא מספר טבעי. הסדרה הבאה שצריך להחשיב
Yani 8 sayma sayılarının bir elemanı ya da 8 bir sayma sayısıdır dememiz daha doğru olur.次に考える集合は,
Yani asla "Elmas da ne? Hiç görmedim," dememelisinz.E, às vezes, você verá coisas ainda wackier.
Yani asla "Elmas da ne? Hiç görmedim," dememelisinz.'다이아몬드는 본 적이 없는데'라고 하지 말고
Yani asla "Elmas da ne? Hiç görmedim," dememelisinz.Takže by ste nemali hovoriť, že ste kosoštvorec nikdy nevideli.
Yani asla "Elmas da ne? Hiç görmedim," dememelisinz.Takže byste neměli říkat, že jste kosočtverec nikdy neviděli.
Yani asla "Elmas da ne? Hiç görmedim," dememelisinz.ダイヤモンドの定義があれば、
Yani bu 5 senaryo, aslında 6 senaryo demem lazım, sadece bu eğri üstündeki rastgele senaryolar.Dus deze 5 scenario's, Ik moet eigenlijk zeggen, deze 6 scenario's die we tot nu toe hebben gesproken
Yani bu 5 senaryo, aslında 6 senaryo demem lazım, sadece bu eğri üstündeki rastgele senaryolar.따라서 여기 이 다섯 상황들은, 아니 여섯 상황이군요, 이 여섯 상황들은 우리가 여태까지 얘기해왔지만, 그저 곡선 위의 점들에 불과하다는 겁니다.
Yani bu 5 senaryo, aslında 6 senaryo demem lazım, sadece bu eğri üstündeki rastgele senaryolar.Těchto 5 scénářů, vlastně těchto 6 scénářů, o kterých jsme zatím mluvili, jsou scénáře pouze na téhle křivce.
Yani bu 5 senaryo, aslında 6 senaryo demem lazım, sadece bu eğri üstündeki rastgele senaryolar.אז חמישה תרחישים אלו בעצם יש להגיד ששת התרחישים עליהם דיברנו עד כה אלו רק תרחישים על העקומה
Yani bu 5 senaryo, aslında 6 senaryo demem lazım, sadece bu eğri üstündeki rastgele senaryolar....実際はシナリオは6つだね、話してきたのは。 これらは、この曲線上のシナリオにすぎない。 そしてこの曲線は、またも仰々しい単語だけど シンプルな考え方--
"Yani, yapabileceğimiz bir şey yoktu" falan bile dememişti.말 콤 했다 아무것도 그것에 대해, "음, 거기는 우리가 할 수 있는 건"