"Sizin en değerli doğal kaynağınız nedir" diye sorduğunuzda ilk olarak "çocuklar" dememeleri çok ilginçtir.最初は子供だとは答えません あなたが子供の事を言うと
Sizin fikirlerinizi kimse takmıyor. "İğrençsin. Hayatımdan defol!" demem.Il faut que tu réalises que tu es insignifiant et... ...personne se préoccupe de tes opinions.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.A vravel: Preto som vám povedal, že nikto nemôže prijsť ku mne, keby mu to nebolo dané od môjho Otca.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.E continuò: «Per questo vi ho detto che nessuno può venire a me, se non gli è concesso dal Padre mio»
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.E continuou: Por isso vos disse que ninguém pode vir a mim, se pelo Pai lhe não for concedido.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.És monda: Azért mondtam néktek, hogy senki sem jöhet én hozzám, hanemha az én Atyámtól van megadva néki.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.Hij zei: "Daarom heb Ik u gezegd dat niemand bij Mij kan komen als de Vader hem niet zover brengt."
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.In reče: Zato sem vam rekel, da ne more nihče priti k meni, če mu ni dano od Očeta mojega.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.I pravil: Protož jsem vám řekl, že žádný nemůže přijíti ke mně, leč by dáno bylo od Otce mého.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.또 가라사대 이러하므로 전에 너희에게 말하기를 내 아버지께서 오게 하여 주지 아니하시면 누구든지 내게 올 수 없다 하였노라 하시니라
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.Og han sa: Det var derfor jeg sa eder at ingen kan komme til mig uten at det er gitt ham av Faderen.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.Og han sagde: "Derfor har jeg sagt eder, at ingen kan komme til mig, uden det er givet ham af Faderen."
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.Исус, като подигна очи и видя, че иде към Него народ, каза на Филипа: Отгде да купим хляб да ядат тия?
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.І рече: Тим глаголав вам, що ніхто не може прийти до мене, коли не буде дано йому від Отця мого.
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.ויאמר על כן אמרתי לכם כי לא יוכל איש לבוא אלי בלתי אם נתן לו מאת אבי׃
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.فقال. لهذا قلت لكم انه لا يقدر احد ان يأتي اليّ ان لم يعط من ابي
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.耶 穌 又 說 、 所 以 我 對 你 們 說 過 、 若 不 是 蒙 我 父 的 恩 賜 、 沒 有 人 能 到 我 這 裡 來
‹‹Sizlere, ‹Babanın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez› dememin nedeni budur›› dedi.耶穌 又 說 、 所以 我 對 你 們說過 、 若 不 是 蒙 我 父 的 恩賜 、 沒 有 人 能到 我 這裡來
Şöyle dememe benzer,「1901年にノーベル賞が設立されたのは知ってるよね?
Şöyle dememe benzer,Cela serait comme ça: "Tu savais que le prix Nobel a été créé en 1901,
Şöyle dememe benzer,Das ist so, als würde ich Ihnen erzählen:
Şöyle dememe benzer,E ca şi cum v-aş spune,
Şöyle dememe benzer,È come se io vi dicessi:
Şöyle dememe benzer,Es como si yo dijera:
Şöyle dememe benzer,Giống như là tôi nói với bạn,
Şöyle dememe benzer,Hal ini seperti jika saya memberitahu anda
Şöyle dememe benzer,그건 여러분께 이렇게 말하는 것과 같습니다.
Şöyle dememe benzer,Mint amikor azt mondom, hogy
Şöyle dememe benzer,To akoby som Vám povedal:
Şöyle dememe benzer,To tak jakbym powiedział wam,
Şöyle dememe benzer,Třeba jako to, že vám řeknu
Şöyle dememe benzer,Είναι σα να σας λέω,
Şöyle dememe benzer,Това е все едно да ви кажа:
Şöyle dememe benzer,Это то же самое как, если бы я сказал:
Şöyle dememe benzer,זה כמו שאני אגיד לכם,
Şöyle dememe benzer,هذا يجعلني اخبركم،
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[dźwięk połączenia]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[전화 벨 소리]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.người đàn ông: hiện nay, tôi sẽ gọi cho mẹ của tôi hỏi cô ta chuyện gì tôi nên nói với Emily vào ngày hôm nay.
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[puhelin hälyttää]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[segnale di libero] Al momento, sto per chiamare mia mamma per chiederle cosa dovrei dire oggi a Emily.
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[telefoncsörgés] Most éppen az édesanyámat hívom, hogy megkérdezzem, mit is mondjak ma Emilynek.
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[telefon ringer]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[telefoon gaat over]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[vyzvánění]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[телефонные гудки]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.[صوت سكة حديد]
Şu anda, bugün Emily'ye ne demem gerektiğini sormak için annemi arıyorum.男: 母に電話します
Tam anlamıyla hasta hissetmiyordum. Demem o ki, akşamları yorgun oluyordum, fakat 56 yaşındaydım.Tedy býval jsem večer unavený, ale bylo mi 56.
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.Albo: "Mam już dyplom. Wystarczy na całe życie.
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz."Díky bohu, že už mám diplom. Teď už se v životě nebudu muset učit. Už se nikdy nemusím učit nic nového."
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.Jeg har lært nok i dette liv. Jeg behøver ikke at lære nye ting mere."
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.J'en ai fini d'apprendre pour toute une vie. Plus besoin d'apprendre de choses nouvelles."
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz."내 학위를 드디어 다 끝마쳤어. 내 인생에서 공부는 끝이야. 더 이상 새로운 것을 배우지 않을거야." 라고 말하는 사람이 아니에요.
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.Non dovrò mai più imparare cose nuove."
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.Ou: "Graças a Deus que tenho o meu diploma. Já aprendi para uma vida inteira.
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.או "תודה לאל יש לי תעודת גמר. סיימתי ללמוד לכל החיים. אני לא צריך ללמוד דברים חדשים יותר."
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.أو "الحمد لله لدى شهادتي. أنا انتهيت من التعليم مدى حياة. لا يجب علي أن أتعلم أشياء جديدة بعد الآن، "
"Tanrıya şükür, diplomamı aldım, hayatım boyunca başka şeyler öğrenmeme gerek yok." dememeliyiz.新しいことを学ばなくていいんだ」 とか言わないことです その反対に 毎日 新しいものを学ぶ努力をして
Üç nokta veya üç sayınız olacak demek. Sadece 'nokta' dememek için dikkat etmek isiyorum.Al ser n-tupla ordenada, cada xi, siendo xi un número real, cada una de estas tiene que ser un número real.