Demek ki sadece dört ihtimal var.Mamy tylko 4 możliwości.
Demek ki sadece dört ihtimal var.To jsou 4 možnosti.
Demek ki sadece dört ihtimal var.Итак, здесь только 4 возможности.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Aşa că nu doar femeile tinere beneficiază.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Dus dit helpt niet alleen jonge vrouwen.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Jadi bukan hanya wanita muda yang diuntungkan.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.MBI는 젊은 여성에게만 이득이 되는 것은 아닙니다.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Não são só as mulheres mais jovens que estão a beneficiar disto.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Như vậy, không chỉ phụ nữ trẻ được hưởng lợi từ điều này.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Quindi i vantaggi non ci sono solo per le donne giovani.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Tehát nem csak a fiatal nők számára előnyös.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Więc nie tylko młode kobiety na tym skorzystają.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Čiže nezískavajú len mladé ženy, ale aj staršie ženy s hustým tkanivom.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Das Verfahren nutzt also nicht nur jungen Frauen, sondern auch älteren Frauen mit dichtem Gewebe.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Takže nejen mladé ženy mají užitek, ale i starší ženy s hustou tkání.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Отож, наша технологія допомагає не лише молодим жінкам, але й старшим жінкам зі щільним молочними залозами.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Таким образом, преимущество получают не только молодые женщины, но и пожилые женщины с плотной тканью.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Άρα δεν είναι μόνο οι νέες γυναίκες που ωφελούνται.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Така че не само младите жени се възползват от това.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.כך שלא רק נשים צעירות מרוויחות
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.إذا ليست الاناث صغيرة العمر اللاتي تستفيد من هذا الاختراع
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.高濃度の乳腺をもった年配女性も恩恵を受けられます
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Así que el martes, debo haber comido 300 calorías.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Então, na terça-feira, eu devo ter comido 300 calorias.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Jadi, pada hari Selasa, saya pasti telah memakan 300 kalori.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Percio' Martedi' devo aver mangiato 300 calorie.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Så på tisdagen måste jag ha ätit 300 kaloreier.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.Zatem we wtorek, musiałem zjeść 300 kalorii.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.אז ביום שלישי הייתי חייב לאכול 300 קלוריות.
Demek ki, salı günleri 300 kalori yemeliyim.بالتالي في يوم الثلاثاء، يجب ان آكل 300 سعرة حرارية
Demek ki sayılardan biri negatifmiş.하지만 a 더하기 b는 4니까 당신이 이것에 대해 생각해보기 바랍니다
Demek ki sinüs theta eşittir -1.Dus nu is de sinus van theta gelijk aan min 1.
Demek ki sinüs theta eşittir -1.Quindi ora il nostro seno di teta è uguale a -1.
Demek ki sinüs theta eşittir -1. Şimdi çemberin son noktasına gidelim.Y recuerda, este es el círculo
Demek ki sinüs theta eşittir -1.Vì vậy, bây giờ sin của theta là bằng tiêu cực 1.
Demek ki sinüs theta eşittir -1.Потому в этом случае sinθ=-1.
Demek ki sinüs theta eşittir -1.Така че сега синусът на Тита е равен на минус 1.
Demek ki, siz küçük bir pipete benzeyen bir şey yapacaksınız, ve bu işleme vazokonstrüksiyon diyoruz.Ketika kamu membuatnya seperti sedotan kecil, proses ini disebut vasokonstriksi.
Demek ki, siz küçük bir pipete benzeyen bir şey yapacaksınız, ve bu işleme vazokonstrüksiyon diyoruz.Takže se vám vytvoří malé brčko a tento proces se nazývá vazokonstrikce.
Demek ki, siz küçük bir pipete benzeyen bir şey yapacaksınız, ve bu işleme vazokonstrüksiyon diyoruz.И так вы собираетесь создать маленькую соломинку, и этот процесс называется вазоконстрикцией.
Demek ki, siz küçük bir pipete benzeyen bir şey yapacaksınız, ve bu işleme vazokonstrüksiyon diyoruz.Отже, вони будуть схожі на маленькі соломинкі, а цей процес називається вазоконстрикцією.
Demek ki sıfır derecede hem su hem buz elde edilebilir.Teplo přidané do systému už nežvyšuje teplotu ledu. Přinejmenším po tuhle dobu.
Demek ki Stockholm sendromuna yakalanmış olmam gerek.Imagino que fue literalmente el Sindome de Estocolmo.
Demek ki tam üstünde.Alors, c'est juste au dessus.
Demek ki tam üstünde.Det er derfor lige ovenover.
Demek ki tam üstünde.Er liegt also direkt darüber.
Demek ki tam üstünde.Hij ligt er dus recht boven.
Demek ki tam üstünde.바로 여기입니다
Demek ki tam üstünde.Má stejnou hodnotu x.
Demek ki tam üstünde.Nên nó ở ngay đây.
Demek ki tam üstünde.Portanto, é logo acima.
Demek ki tam üstünde.Quindi è proprio sopra, proprio al di sopra.
Demek ki tam üstünde.انها تقع هنا
Demek ki tam üstünde.いいですか?
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Ainsi, il fait miséricorde à qui il veut, et il endurcit qui il veut.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Alltså är han barmhärtig mot vem han vill, och vem han vill förhärdar han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Altså: hvem han vil, den miskunner han sig over; og hvem han vil, den forherder han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Annakokáért a kin akar könyörül, a kit pedig akar, megkeményít.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Astfel, El are milă de cine vrea şi împietreşte pe cine vrea.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak nad kim chce, zmiłowywa się, a kogo chce, zatwardza.