İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.책은 인간이 마법을 일으키는 능력이 있다는 증거입니다.
İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.Les livres nous prouvent que les hommes peuvent faire des miracles.
İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.Sebuah buku adalah bukti bahwa manusia mampu bekerja sihir.
İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.Un libro č la prova che gli umani sono capaci di fare magie.
İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.Un libro es una prueba de que los seres humanos son capaces de magia de trabajo.
İnsanın sihir yapabileceğine delil oluşturuyor.Книгата е доказателство, че хората могат да правят чудеса.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Andere mensen vonden dat gek.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Brali mnie za wariatkę.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü. Çite asılı bir palto onları ürkütüyordu.사람들은 괴상하게 생각했죠. 울타리에 있는 코트가 가축들의 장애물이 되곤 했습니다.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü. Çite asılı bir palto onları ürkütüyordu.חשבו שאני מטורפת. מעיל על הגדר גרם להן להירתע.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü. Çite asılı bir palto onları ürkütüyordu.إعتقد الناس أن هذا جنون , إن غطاءاً على السياج جعل الماشية عاجزة .
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü. Çite asılı bir palto onları ürkütüyordu.影や床のホースが牛を尻込みさせるんです
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Das war für viele verrückt.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Folk syntes, det var vanvittigt.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Folk tyckte att det var galet.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Ihmiset pitivät sitä hulluna.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.La gente credeva che fosse follia.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.La gente pensaba que era loco.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Les gens ont trouvé ça fou.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Mindenki bolondnak tartott.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Mọi người xem thật là điên rồ.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Oamenii credeau ca sunt nebuna.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Orang-orang berpikir itu gila.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Pensaram que eu era louca.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Οι άνθρωποι θεωρούσαν ότι αυτό ήταν τρελό.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Все думали, что это ерунда.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Люди думали, що я божевільна.
İnsanlar bunun delilik olduğunu düşündü.Хората смятаха това за лудост.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.A única forma de levar essa pessoa a acreditar é quando mostramos provas irrefutáveis.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Cách duy nhất mà bạn có thể khiến người ta tin là khi bạn chỉ ra bằng chứng cốt lõi.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.De enige manier om hem te overtuigen, zijn harde bewijzen.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Den eneste måde man kan få personen til at tro på det er når man viser dem hårde beviser.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Ihnen wird erst geglaubt, wenn Sie harte Beweise vorzeigen.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.그들을 믿게 할 수 있는 유일한 방법은 결정적인 증거를 보여주는 것입니다.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.La seule solution pour que les gens y croient, c'est de leur montré les preuves tangibles.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.La única forma de hacer que te crean, es cuando muestras la evidencia.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.L'unico modo per crederci è mostrare la prova inconfutabile.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Można to udowodnić jedynie przedstawiając niezbite dowody.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Singurul mod prin care poţi face un om să creadă, e să-i arăţi dovezi solide.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Единственный способ заставить в неё поверить — предоставить неопровержимые доказательства.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.Єдиний спосіб змусити тобі повірити - надати серйозні докази.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.הדרך היחידה לגרום לאדם אחר להאמין זה להראות לו את הראיות החותכות.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.الطريقة الوحيدة التي يمكنك أن تدع الشخص يصدق هو عندما تقوم بإظهار أدلة قاطعة.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.動かしがたい証拠を見せることなんです もちろん ドラッグは横行
İşte bu gördüğü şey. Hakim geri döndü, birkaç gün daha toplanan delilleri dinledi.Végignézte, majd visszament, és a következő pár napban meghallgatta a további bizonyítékokat.
İster inan, ister inanma çocuk. Bu delilik!- Das ist doch Wahnsinn!
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.Il Gran Capo dei nerd dei pesci, per capirci.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.이름이 Jack Randall 이었는데 그가 세계에서 가장 유명한 어류학자였다는 겁니다. 뭐 물고기 괴짜들 중의 왕이라고 할까요
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.Jack Randall was, de grootste levende ichtyoloog op aarde, de Grote Manitou van alle visgekken, zeg maar.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.là một anh chàng tên Jack Randall. nhà ngư học giỏi nhất thế giới, một tượng đài của người yêu thích cá.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.le plus grand ichtyologiste du monde, le grand Manitou des dingues de poissons, si vous préférez.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.היה בחור בשם ג'ק רנדל, האיכטיולוג החי החשוב ביותר בעולם, כוכב רוק בקרב חובבי הדגים.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.كان رجل يدعى جاك راندال، أعظم عالم بحار على وجه الأرض، تستطيع أن تقول يُعتبر " علاّمة " محبي الأسماك.
Jack Randall olması, dünyanın en büyük ihtiyolojisti, balık delilerinin en büyüğü, bir anlamda.彼は現代最高の魚類学者であり いわば魚バカの"お偉方"です だから私はこのとき 本当にわくわくしましたし
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.Dan dia menganggap dirinya sebagai salah satu dari tahanan tersebut.
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.E considera se stesso come un paziente.
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.E ele considera-se um dos internos.
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.En hij beschouwt zichzelf als één van de patiënten.
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.És magát is egy ilyen bentlakónak tekinti.
Kendisini de delilerden biri olarak görüyor.Et il se considère comme l'un des fous.