Janice, dolap duvarındaki bir delikten kaçmıştır ve Santa Monica'daki bir yetimhaneye yerleşmiştir.Janice telah melarikan diri melalui lubang di dinding lemari dan pindah ke panti asuhan di Santa Monica.
Sonradan, sıradan bir kara delikten yayılan Hawking radyasyonu, beyaz delik ışıması olarak tanımlandı.Radiasi Hawking dari sebuah lubang hitam biasa ini kemudian diidentifikasi dengan emisi lubang putih .
Janice, dolap duvarındaki bir delikten kaçmıştır ve Santa Monica'daki bir yetimhaneye yerleşmiştir.Janice đã trốn thoát qua một lỗ hổng trong tủ quần áo và bỏ trốn đến một trại trẻ mồ côi ở Santa Monica.
Beyaz Tavşan'ı takip etmesiyle Alice, bir delikten Harikalar Diyarı'na düşer.Đuổi theo Thỏ Trắng, Alice bỗng thấy chú thỏ biến mất xuống một cái hố đen.
Cihaz, bir kutu veya oda ve onun bir yüzüne açılmış delikten oluşur.Thiết bị bao gồm một hộp hoặc căn phòng với một lỗ ở một bên.
Bu durumda teorik olarak bir kara delikten çıkarılabilecek maksimum enerji kütlesinin 29%'u kadardır.理論的に回転しているブラックホールから取り出すことが出来るエネルギーは29%である。
Yalancı ayaklar bu delikten dışarı çıkar.鉤はこのくぼみから突き出すことが出来る。
Ön el kundağındaki 6 delikten tanınabilir.犯人は尊王攘夷派と見られる6名。
Beyaz Tavşan'ı takip etmesiyle Alice, bir delikten Harikalar Diyarı'na düşer.少女アリスは白ウサギを追いかけて穴に落ちる。
Bu durumda teorik olarak bir kara delikten çıkarılabilecek maksimum enerji kütlesinin 29%'u kadardır.理論上,這個過程可以提取一個旋轉黑洞總能量的29%。
Bu durumda teorik olarak bir kara delikten çıkarılabilecek maksimum enerji kütlesinin 29%'u kadardır.이론적으로 회전하는 블랙홀에서 꺼낼 수 있는 에너지는 블랙홀이 가진 에너지의 29%다.
Yalancı ayaklar bu delikten dışarı çıkar.הנוקר יוצא מחור הנמצא בתוך הבריח.
Kaynar su buraya boşaltılır ve dar bir delikten yudumlanır.ערפל כזה נישא ברוח והמים מתבזבזים.
Beyaz Tavşan'ı takip etmesiyle Alice, bir delikten Harikalar Diyarı'na düşer.Įlindusi iš paskos į olą, Alisa atsiduria stebuklų šalyje.
Ön el kundağındaki 6 delikten tanınabilir.Tema kuus teost asuvad Tartu Kunstimuuseumis.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Ale v tomto případě nemohou molekuly cukru projít skrz otvor.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Ale v tomto prípade nemôže molekuly cukru prejsť cez otvor.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.하지만 이 상황에서 그렇게 될수 없죠.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Konzentration des gelösten Stoffes geht. Aber in diesem Fall, diese Kerle - können nicht durch das Loch gehen.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Maar in dit geval, deze jongens - die passen niet door deze openingen.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Ma in questo caso, queste particelle..--non possono passare nel foro.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Men i detta fall dessa killar--de inte passa genom hålet.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Pero en este caso, el estos chicos--no pueden entra a través del orificio.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.Tapi dalam kasus ini, orang-orang ini - mereka tidak dapat masuk melalui lubang.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.W tym przypadku te cząsteczki nie mieszczą się w otworze.
Ama bu durumda, bu adamlar değil. delikten uygun.穴を通ることができない。 水だけが、行ったり来たりできるんだ。
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.골프장 내 큰 언덕이 있었는데 13번째 홀이 었고, 그 언덕은 매우 컸었죠.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Aber dann bemerkte ich diesen Berg auf dem Golfgelände, am Loch 13 war dieser riesige Berg.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.A golf pályánkon volt egy domb, a 13. lyuknál, ami elég magas volt.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Ale uvědomil jsem si, že na tom golfovém hřišti byl kopec, směrem ke 13. jamce, zkrátka krpál.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Maar ik wist dat er één heuvel was op onze golfbaan, de 13de hole had een grote heuvel.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Nhưng tôi nhận ra có 1 ngọn đồi trên sân golf của chúng tôi, lỗ thứ 13 nằm trên ngọn đồi lớn này.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Pero me di cuenta que había una colina en nuestro campo de golf el hoyo 13 que tenía esta colina enorme.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Şi mi-am dat seama că era un deal pe terenul de golf, gaura numărul 13 care era pe un deal imens.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Zauważyłem, że na polu golfowym było wzniesienie, koło trzynastego dołka.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Αλλά συνειδητοποίησα ότι υπήρχε ένας λόφος στο γήπεδό μας, η 13η τρύπα ήταν σε αυτόν τον τεράστιο λόφο.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Але я зрозумів, що був один пагорб на нашому полі для гольфу, 13-та лунка мала той величезни схил.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Но разбрах, че на нашето голф игрище има един хълм, на 13-тата дупка имаше един огромен хълм.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Но я увидел, что на площадке был холм, 13-ая дырка, которая была на этом холме.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.אבל גיליתי שהיתה הגבעה הזאת במסלול הגולף שלנו החור ה-13 שהיתה לו את הגבעה הענקית הזאת
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.ووجدت ان هنالك تلة واحدة عند الحفرة ال13 في الملعب وقد كانت تلة مرتفعة جدا
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.大きな丘があって みんなゴルフバッグを 担ぎ上げるのに苦労していました
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Aber ich brauche einen Golfwagen um mich von einem Loch zum nächsten zu bewegen."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Dar am nevoie de o masina sa ajung de la o gaura la alta."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."De szükségem van a golfkocsira hogy eljussak az egyik lyuktól a másikig."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."하지만 제가 홀을 이동하기 위해서는 골프 카트가 필요합니다."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Maar ik heb een kar nodig om van hole naar hole te komen."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var.""Mas preciso de um carrinho de golfe "para passar de um buraco para o seguinte".
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Men jeg har brug for en golfvogn for at komme fra et hul til det næste."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Nhưng tôi cần một cái xe để đi từ lỗ này sang lỗ khác."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Però ho bisogno di una golf car per andare da una buca all'altra."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Pero necesito un carrito de golf para ir de un hoyo al siguiente".
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Potřebuji ale golfový vozík, abych se dostal od jedné jamky k další."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Tapi saya perlu mobil golf untuk pindah dari lubang satu ke lubang berikutnya."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Αλλά χρειάζομαι ένα αμαξάκι του γκολφ για να μετακινούμαι από τρύπα σε τρύπα."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Но ми е нужна количка за голф, за да стигам от една дупка до следващата."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Но мне нужен гольф-кар для передвижения от лунки к лунке".
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."אך אני זקוק לעגלת גולף בכדי לנוע מגומה אחת לאחרת."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."لكني بحاجة لعربة غولف لتنقلني من حفرة إلى الأخرى."
Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."カートを必要としているだけだ」 あなたが最高裁の裁判官だったと