Damlayan su taşı deler.Constant dripping wears away a stone.
Azimli insan duvarı deler.Faith will move mountains.
Bazen, kenardan çiçekleri deler, bitki tozlaşmadan nektarı alır.It sometimes pierces flowers from the side, taking the nectar without pollinating the plant.
Truman, bak, delerken böyle şeyler olur.Truman! Look, this is what happens when you drill.
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""If you prick us, do we not bleed, and if you tickle us, do we not laugh?"
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerI don't know about Take One today. They might be at UEnter today.
Dişlerin diş etini delerek ortaya çıkma sırasına diş sürme sırası denir.The order in which teeth emerge through the gums is known as the dental eruption sequence.
İocasta veya Laios bebeğin ayak bileklerini delerek, bir ip yardımı ile birbirine bağlar.Jocasta or Laius pierced and pinned the infant's ankles together.
Dişiler çoğu kez yaprakları sadece özsu aksın diye delerler.Der Wirt berechnet meist nur, was in den Flaschen fehlt.
"Silence", Kanadalı elektronik müzik grubu Delerium'un şarkısı.Silence, chanson du groupe Delerium.
Kurşunların bir kısmı, kamyonetin benzin deposunu deler.Magasin de munitions dit dépôt de munitions du Farguet.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.Entre mi-août et mi-décembre, des baleines à bosse viennent y mettre bas.
Bazen, kenardan çiçekleri deler, bitki tozlaşmadan nektarı alır.Algunas veces perfora las flores por un lado, tomando el néctar sin polinizar la planta.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.Tra la fine di dicembre e i primi giorni di gennaio, le famiglie rurali uccidono il maiale.
Sol frenik sinir sol ventrikül arasında perikard üzerinden geçer ve ayrı diyafram deler.O nervo frênico esquerdo passa sobre o pericárdio do ventrículo esquerdo e perfura o diafragma separadamente.
1987 - Batı Alman pilot Mathias Rust, küçük uçağıyla Sovyet hava koridorunu delerek Kızıl Meydan'a indi.1987 - De 18-jarige Duitser Mathias Rust landt met een sportvliegtuigje op het Rode Plein in Moskou.
Bazen, kenardan çiçekleri deler, bitki tozlaşmadan nektarı alır.Ibland penetrerar den blomman från sidan för att ta nektarn utan att pollinera växten.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.I slutet av augusti och början av september samlas renar till slakt.
1987 - Batı Alman pilot Mathias Rust, küçük uçağıyla Sovyet hava koridorunu delerek Kızıl Meydan'a indi.1987 – Západoněmecký pilot Mathias Rust přistál na Rudém náměstí v Moskvě.
Bir kısmı deriyi delerek galariler açmak suretiyle beslenir.Plž hvězdici kousek po kousku požírá zaživa.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.Elokuun lopun ja syyskuun alun ankarat hallat koettelivat satoa.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.Allerede ved slutten av januar og ut april trekker tjelden tilbake.
Bir ağaçta delerek yuvasını inşa eder ve 3-6 yumurta bırakır.Spesies ini mendirikan sarang di pohon dan mengerami 3-6 telur.
Bazen buzları delerek besin aradıkları da olur.たまにコップなどを使って腹話術をすることもある。
Bir hırsız duvar delerek bir eve girmişse, o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.강도가 어떤 집에 구멍을 뚫고 들어가 물건을 훔쳤다면 그 구멍 앞에서 죽음을 당할 것이다.
Bu isim suyun taşı delerek çıkmasından kaynaklanmıştır.בריכה זו נקראה כך מפני שהמים נשלחו אליה ממרחק.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.בסוף יולי או אוגוסט מתפזרים הגורים.
"Silence", Kanadalı elektronik müzik grubu Delerium'un şarkısı.„Silence“ je skladba kanadskej elektronickej skupiny Delerium z roku 1999.
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Als je ons prikt, bloeden wij dan niet? Als je ons kietelt, lachen wij dan niet?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Če nas prebodeš, mar ne krvavimo, in če nas žgečkaš, mar se ne smejimo?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Dacă ne înţepi, nu sângerăm, şi dacă ne gâdili, nu râdem?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?"Ha megszúrtok, nem vérzünk-e, ha csiklandoztok, nem nevetünk-e?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Hvis du stikker os, bløder vi så ikke, og hvis du kilder os, griner vi så ikke?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Jos meitä pistää emmekö vuoda verta? Jos meitä kutittaa emmekö naura?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Když nás bodneš, zda-li nekrvácíme, a když nás lehtáš, nesmějem se snad?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Keď nás bodnete, nekrvácame? A keď nás pošteklíte, nesmejeme sa?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""당신이 우리를 찌르면 어찌 피흘리지 않겠습니까? 당신이 우리를 간지럽히면 어찌 웃지 않겠습니까?
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Nie płynież z nas krew, jak nas zakłujecie? Nieśmiejemyż się, jak nas załaskoczecie?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?"Non sanguiniamo forse se ci ferite? E non ridiamo se ci fate il solletico?
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Om ni sticker oss, blöder vi inte? Om ni kittlar oss, skrattar vi inte?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Se nos espetarem um alfinete, não sangramos? "e se nos fizerem cócegas, não nos rimos?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""¿Si nos pinchan, no sangramos? ¿y si nos hacen cosquillas, no reímos?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Wenn ihr uns stecht, bluten wir nicht? Wenn ihr uns kitzelt, lachen wir nicht?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Αν μας τρυπήσεις, δε θα ματώσουμε; κι αν μας γαργαλίσεις, δε θα γελάσουμε;"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Ако ни убодеш, не кървим ли, и ако ни гъделичкаш, не се ли смеем?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Уколите нас — и разве не потечет кровь? Пощекочите — разве мы не засмеемся?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""Якщо ви нас колете, хіба не тече в нас кров, а коли ви нас лоскочете, хіба ми не сміємося?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""אם תדקרו אותנו - לא נזוב דם? אם תדגדגו אותנו - לא נצחק?"
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""إذا وخزتنا, ألا ننزف إذا دغدغتنا, ألا نضحك؟ "
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?"「くすぐられれば笑いもする」 それが私たちの人間らしさであり
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerAku tidak tau tentang Take One hari ini. Mereka mungkin di UEnter hari ini.
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerIch weiß nicht über "Take One" heute Bescheid. Vielleicht sind sie heute bei UEnter.
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerJe ne sais rien à propos de Take One aujourd'hui. Ils pourraient être au<i> UEnter.</i>
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerNic nie wiem o Take One dzisiaj. Moga być w UEnter
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerNon so dove sono i Take One oggi.<br />Dovrebbero essere all'UEnter.
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerNu stiu. POate ca azi e la UEnter.
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerΔεν ξέρω για τους Take One σήμερα. Μπορεί να είναι στην UEnterLJ σήμερα.
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerЯ не знаю про Take One Они наверное в UENTER
Bugün "Take One" hakkında bilgim yok.<br />Belki bugün UEnter' delerلا اعرف شيئا بخصوص "تايك وان " اليوم يمكن أن يكونو في يو انتر
Çivi ilk savunma hattını deler delmez, derinizi de deler ve bir dizi olay meydana gelecektir.Kiedy gwóźdź pokonuje pierwszą linię obrony, czyli przerywa ciągłość skóry, dzieje się kilka rzeczy.