dehşet ile cümle

dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››De groază şi de groapă am avut parte, de prăpăd şi pustiire.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Faror och fallgropar möta oss fördärv och skada.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Groza in jama sta blizu nas, razdejanje in poguba.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Gru og grav er blitt oss til del, ødeleggelse og undergang.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Horror y hoyo han sido nuestra suerte, desolación y ruina
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››kami ditimpa kecelakaan dan kehancuran, serta hidup dalam bahaya dan ketakutan
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››두려움과 함정과 잔해와 멸망이 우리에게 임하였도다
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Notre partage a été la terreur et la fosse, Le ravage et la ruine.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Osaksemme on tullut kauhu ja kuoppa, turmio ja sortuminen.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Rettegés és tõr van mi rajtunk, pusztulás és romlás.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach a jama je nám údelom, spustošenie a skrúšenie.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach a jáma potkala nás, zpuštění a setření.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach i dół przyszedł na nas, spustoszenie i skruszenie.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Temor e cova vieram sobre nós, assolação e destruição.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Terrore e trabocchetto sono la nostra sorte, desolazione e rovina»
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Vor Lod blev Gru og Grav og Sammenbruds Øde;
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Wij zijn bang, want wij zitten in de val; verlaten en vernietigd zijn wij.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Wir werden gedrückt und geplagt mit Schrecken und Angst.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Φοβος και λακκος ηλθον εφ' ημας, ερημωσις και συντριμμος.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Страх и пропастта ни налетяха, запустение и разорение.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Ужас и яма, опустошение и разорение – доля наша.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››פחד ופחת היה לנו השאת והשבר׃
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››صار علينا خوف ورعب هلاك وسحق.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››恐 懼 和 陷 坑 、 殘 害 和 毀 滅 、 都 臨 近 我 們
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››恐懼 和 陷坑 、 殘害 和 毀滅 、 都 臨近 我們
Dehşet ve korku.Choc. Horreur.
Dehşet ve korku.Chock och förskräckelse.
Dehşet ve korku.Choque, horror!
Dehşet ve korku.Conmoción, horror.
Dehşet ve korku.Hrůza, děs.
Dehşet ve korku.충격과 공포였죠.
Dehşet ve korku.Oh rædsel.
Dehşet ve korku.Schock. Entsetzen.
Dehşet ve korku.Shock! Terrore!
Dehşet ve korku.Șoc! Oroare!
Dehşet ve korku.Sokk és horror.
Dehşet ve korku.Szok i trwoga!
Dehşet ve korku.Wat een schok.
Dehşet ve korku.Σοκ, τρόμος.
Dehşet ve korku.Шок, ужас.
Dehşet ve korku.Шок, ужас.
Dehşet ve korku.תדהמה, אימה.
Dehşet ve korku.الصدمة و الرعب
Dehşet ve korku.化石化した花粉はサバンナに原生するものではなかったのです
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.A ke své hrůze jsem zjistil, že jsem ho nejen napsal, ale i odeslal k soudu.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.E con orrore ho scoperto che non solo l'avevo scritta ma l'avevo mandata in tribunale.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Et à ma grande horreur, non seulement je l'avais écrite, mais je l'avais envoyée à la cour.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.썼을 뿐만 아니라 실지로 법정으로 보냈다는 것을 깨달고 깜짝 놀랐었죠.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Legnagyobb borzalmamra nem csak megírtam, hanem el is küldtem a bíróságra.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Nie tylko go napisałem, ale i wysłałem do sądu.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Och till min fasa hade jag inte bara skrivit det utan hade skickat det till domstolen.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Para meu horror, não só o tinha escrito, como também o tinha enviado para o tribunal.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Para mi horror, no solo la había redactado, sino la había enviado a la corte.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Şi spre oroarea mea, nu numai că o scrisesem, dar o şi trimisesem la tribunal.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Tot mijn afgrijzen had ik ze niet alleen geschreven, maar tevens naar de rechtbank gestuurd.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Trong cơn hoảng loạn, không những tôi đã viết nó, mà tôi cũng đã gửi nó đến tòa án.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Und zu meinem Entsetzen hatte ich ihn nicht nur geschrieben, sondern auch ans Gericht geschickt.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.Και προς επιβεβαίωση του φόβου μου, όχι μόνο την είχα γράψει, αλλά την είχα στείλει και στο δικαστήριο.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.И за мой ужас, не само го бях написал, но го бях изпратил в съда.
Dehşet verici olarak, sadece yazmakla kalmamış, mahkemeye de göndermiştim.К моему ужасу, я не только написал это, но и отправил в суд.
İlgili Sayfalar