değmez ile cümle
değmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;"모든 해결책이 없는 것들은 상관치 말아야 합니다
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;"Las cosas que no tienen remedio no deben tenerse en cuenta;
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""A gyógyír nélküli dolgokkal nem kell foglalkozni; ami történt, megtörtént."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Dinge, gegen die es kein Rezept gibt, sollten ohne Bedauern sein, was getan ist, ist getan."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Il ne faut pas tenir compte des choses pour lesquelles on ne peut rien; ce qui est fait est fait."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Lucrurile fără vindecare nu trebuie luate în seamă; ce s-a făcut s-a făcut'.
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Những thứ không có cách chữa thì không nên quan tâm; cái gì qua rồi thì hãy cho qua."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Problemy bez rozwiązania nie powinny być rozważane; co się stało, to się już nie odstanie".
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Semua yang tidak ada obatnya tidak perlu dipedulikan; yang sudah terjadi biarlah terjadi."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Ting uden nogen kur bør være uden hensyntagen; det der er sket er sket."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Tutto ciò che è senza soluzione non dovrebbe essere preso in considerazione; quel che è fatto è fatto".
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Wat niet te verhelpen is, moet buiten overweging blijven; wat gedaan is, is gedaan."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""Τα πράγματα που δεν έχουν θεραπεία δεν θα έπρεπε να δημιουργούν έγνοιες ό,τι έγινε έγινε."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""На що нема ради - те не заслуговує на увагу; що зроблено - те зроблено"
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur.""То, что непоправимо, пора забыть: не изменить того, что сделано."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;"remediado está, "o que está feito, está feito."
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;Нещата, които не носят удовлетворение, не трябва да получават и внимание.
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;"דברים להם אין תרופה לא צריכה להיות עליהם חרטה.
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;" إن الأشياء التي لا يمكن العودة إليها وتغيرها لايجب أن نندم عليها،
"Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez;考えてみたってしかたがない 終わったことは終わったこと。」
Diğer taraf da böyle çok yakın geçer, ama yine aynı şekilde asla değmez.En aan de andere kant komt ie heel dichtbij maar hij raakt hem nooit. En ik wil niet dat ze elkaar aanraken.
Diğer taraf da böyle çok yakın geçer, ama yine aynı şekilde asla değmez.E poi su questo lato ci si avvicina tantissimo, ma non tocca mai. E non voglio toccarlo.
Diğer taraf da böyle çok yakın geçer, ama yine aynı şekilde asla değmez.I w tą stronę, blisko, ale nie dotknie. Nie chcę dotknąć.
Diğer taraf da böyle çok yakın geçer, ama yine aynı şekilde asla değmez.ثم على هذا الجانب ستكون قريبة، لكن لا تلامسه ولا اريد ملامسته
Diğer taraf da böyle çok yakın geçer, ama yine aynı şekilde asla değmez.決して触れません。 触れません。 上側も、同じです。
Esasen, bu küçük değişiklikler o kadar da ciddi değil; bahsetmeye bile değmez.Eigentlich sind das unbedeutende Änderungen, nichts Gravierendes, nicht der Rede wert.
Esasen, bu küçük değişiklikler o kadar da ciddi değil; bahsetmeye bile değmez.Popravdě se jedná o drobné změny, nic vážného; skoro to nestojí za řeč.
Esasen, bu küçük değişiklikler o kadar da ciddi değil; bahsetmeye bile değmez.Pour être honnête, ce ne sont que des modifications mineures, ce n'est pas la peine de s'inquiéter.
Esasen, bu küçük değişiklikler o kadar da ciddi değil; bahsetmeye bile değmez.Prawdę mówiąc, te zmiany są kosmetyczne - to nic poważnego, praktycznie nie ma o czym mówić.
Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.Nemá cenu říkat lidem, že jsi na živu, to nemá žádný smysl.
hatta gerekli olan bir şey. Daha azı denemeye bile değmez.Tvrdím, že je to něco, co je nemožné z pohledu starého chápání reality, ale možné z toho nového pohledu.
hatta gerekli olan bir şey. Daha azı denemeye bile değmez.字幕翻訳:酒井泰幸
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Gata. Nu mai rentează."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.Jusqu'à ce que les gens disent: "Stop, ça ne vaut plus le coup."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Już nie chcę. Nie warto".
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.사람들이 "그만할래요. 그만한 가치가 없네요." 라고 얘기 할 때까지 계속됐습니다.
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Nicht weiter. Es lohnt sich nicht für mich."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."No más, ya no me interesa".
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.Non vale più la pena."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Nu räcker det. Det är inte värt det för mig."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Stop, dat is het mij niet meer waard."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Už ne. To už se mi nevyplatí."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Більше ні. Це не вартує моїх зусиль".
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Больше не надо, это того не стоит".
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."Не. Не си струва."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.עד שבשלב מסוים אנשים אמרו, "די. זה לא משתלם לי."
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.حتى الوصول إلى نقطة ، " لا ، لا تستحق بالنسبة لي "
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk.これを「意義のある」状況と呼びます
Hayvanın denize doğru yürüdüğünü düşünün. Suya değer değmez bir çeşit hava akımı sesi duymalısınız.Si l'animal marche vers la mer, aussitôt qu'il touche l'eau... on devrait entendre l'air...
Houston, Independence düştü. Bu bebek yere değer değmez, ters iticiyi çalıştır.Houstone, Independence havarovala.
Houston, Independence düştü. Bu bebek yere değer değmez, ters iticiyi çalıştır.Khi hạ cánh, nhớ đảo chong chóng!
Houston, Independence düştü. Bu bebek yere değer değmez, ters iticiyi çalıştır.Хюстън, "Индепендънс" се разби!
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.For jeg holder for at den nærværende tids lidelser ikke er å akte mot den herlighet som skal åpenbares på oss.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.생각건대 현재의 고난은 장차 우리에게 나타날 영광과 족히 비교할 수 없도다
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Nebo tak za to mám, že nejsou rovná utrpení nynější oné budoucí slávě, kteráž se zjeviti má na nás.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Думаю бо, що муки теперішнього часу недостойні слави, що має явитись в нас.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Ибо думаю, что нынешние временные страдания ничего не стоят в сравнении с тою славою, которая откроется в нас.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Понеже знаем, че цялото създание съвокупно въздиша и се мъчи до сега.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.כי אחשב אשר ענויי הזמן הזה אינם שקולים כנגד הכבוד העתיד להגלות עלינו׃
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.فاني احسب ان آلام الزمان الحاضر لا تقاس بالمجد العتيد ان يستعلن فينا.
İlgili Sayfalar