değilsiniz ile cümle
değilsiniz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
İnandığı halde sizinle birlikte göç etmeyenler göç edinceye kadar onlardan sorumlu değilsiniz.And those who believe, but have not emigrated you have no guidance towards them till they emigrate.
Siz yeryüzünde (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz.And you will not cause failure [to Allah] upon the earth.
Siz yeryüzünde âciz bırakıcılar değilsiniz.And you will not cause failure [to Allah] upon the earth.
% 1' de değilsiniz.You are not on %1.
Artık 'uzakta' olarak işaretli değilsiniz.You are no longer marked as being away.
Şu anda 'uzakta' olarak işaretli değilsiniz.You are not marked as being away.
% 1 ögesinin sahibi değilsiniz!You are not the owner of %1!
Mesaj sunucusuna sahip değilsinizYou do not own the message server
Bu dosyayı açmak üzere bir uygulama seçmek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.You are not authorized to select an application to open this file.
Bu dosyayı çalıştırmak için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.You are not authorized to execute this file.
% 1 protokolüne erişmek için yeterli izine sahip değilsiniz.You do not have permission to access the %1 protocol.
Bu hesap için herhangi bir gruba sahip değilsiniz. Güncel bir listeyi edinmek ister misiniz?You do not have any groups for this account; do you want to fetch a current list?
Bu iletinin şifresini çözmek için gerekli olan gizli anahtara sahip değilsiniz.You do not have the secret key needed to decrypt this message.
% 1 dosyası kaydedilemedi, çünkü gerekli olan yazma izinlerine sahip değilsiniz.The file %1 could not be saved, because you do not have the required write permissions.
Bu işlemi yapmak için gerekli izinlere sahip değilsiniz.You probably do not have the required permissions to perform that operation.
Bu eylemi gerçekleştirmek için gerekli olan haklara sahip değilsiniz.You do not have the necessary privileges to perform this action.
GV: Sadece bir yazar değilsiniz, aynı zamanda bir annesiniz de.GV: Not only are you a writer, you are a parent, too.
Fuele de Avrupa'nın Karadağ'a olan bağlılığını yineledi."Bu yolda yalnız değilsiniz.Fuele affirmed Europe's commitment to Montenegro. "You are not alone on this road.
İsveç'in Makedonya Büyükelçisi Lars Freden, "Yunanistan bir üye ülke, siz değilsiniz."Greece is a member-state, and you are not.
Eşit konumda değilsiniz.Your positions are not equal.
Başkaları sizi yaşamaya zorlayabilirse, kendinize sahip değilsiniz ve onlara aitsiniz. [1]If others can force you to live, you do not own yourself and belong to them.[7]
Siz birbirinize uygun değilsiniz dediler.Sie haben gesagt: „Wir passen nicht zusammen.“
Bunun için Kasparov olmak zorunda değilsiniz."Kaspar Hauser braucht nicht vorgestellt zu werden.“ – Start.
Yemek zorunda değilsiniz.Vous ne devez pas manger.
Neden hâlâ geminin kenarında değilsiniz?Pourquoi n'êtes-vous pas déjà à bord du bateau ?
Hazır değilsiniz.Vous n'êtes pas prêts.
Siz düşündüğünüz kadar iyi değilsiniz.Vous n'êtes pas aussi bons que vous pensez l'être.
Bunun için Kasparov olmak zorunda değilsiniz."Il faut pas que Kasparov s'en aille.
Suçlu değilsiniz ama siz yaptınız...Mais tu n'es pas mort, camarade, ce jour-là...
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Ne doit pas être confondu avec Batal ou Bataller.
Bu kadar çok çalışmak zorunda değilsiniz.No tenéis que trabajar tanto.
Her gün buraya gelmek zorunda değilsiniz.No tiene que venir aquí todos los días.
Sen ve Brenda aç değilsiniz.Tú y Brenda no tenéis hambre.
Çin'de değilsiniz.No están en China.
Tom'a hiçbir şeyi açıklamak zorunda değilsiniz.No estás obligado a explicarle nada a Tom.
Aydın falan değilsiniz" dedi.¡Obviamente no tu aliado!".
Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.Cuando se sube al escenario, no se sabe qué esperar.
Suçlu değilsiniz ama siz yaptınız...Sono innocente ma...
Neden hâlâ geminin kenarında değilsiniz?Почему вы ещё не на борту корабля?
Hazır değilsiniz.Вы не готовы.
Beni ikna etmek zorunda değilsiniz.Меня убеждать не надо.
Lazım değilsiniz.Вы не нужны.
Pazarlık edebilecek bir durumda değilsiniz.Вы не в том положении, чтобы торговаться.
Ya o ya da siz aşkın tatlı seslerine alışmış değilsiniz."Или так, или вы просто не привыкли к сладким звукам любви».
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Deze behoeven geen inzanding of rubberen granulaat.
Hazır değilsiniz.Jullie zijn niet klaar.
Hazır değilsiniz.Jullie zijn niet voorbereid.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Nie wymaga zanurzenia w mykwie i obrzezania.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Не треба плутати зеруг із заруком.
Yalnız değilsiniz.Ви не одні.
Artık çocuk değilsiniz.Ви вже не діти.
Burada değilsiniz.Вас тут нема.
Lazım değilsiniz.Ви не потрібні.
Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.Když vejdeš do brány paláce skoro neuvěříš, co vidíš.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz.Nemusíte vědět předem, co zachytíte na film. Nemusíte to vědět ani potom.
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Tout va bien ! „Nu te neliniști!
Yemek zorunda değilsiniz.Nu trebuie să mănânci.
Lazım değilsiniz.Nu este nevoie de voi.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Man skal ikke forveksle årer med padler og stager.
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Đã được đất ấy rồi, tất không còn mối lo nội-cố.,.."
İlgili Sayfalar