değilsiniz ile cümle

değilsiniz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Kendinizde değilsiniz.You aren't yourself.
Buna layık değilsiniz.You don't deserve this.
Bana akraba değilsiniz.You're not related to me.
Cevap vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer.
Özür dilemek zorunda değilsiniz.You don't have to apologize.
Gelmek zorunda değilsiniz.You don't have to come.
Konuşmak zorunda değilsiniz.You don't have to speak.
Tehlikede değilsiniz.You're in no danger.
Bunu yapmak zorunda değilsiniz.You didn't have to do this.
O kadar da önemli değilsiniz.You're not that important.
Bunun için hazır değilsiniz.You're not ready for this.
Burada tehlikede değilsiniz.You're not in danger here.
Neden okulda değilsiniz?Why aren't you in school?
Neden Tom'la değilsiniz?Why aren't you with Tom?
Neden Tom ile değilsiniz?Why aren't you with Tom?
Neden Tom'un mekanında değilsiniz?Why aren't you at Tom's?
Neden benimle değilsiniz?Why aren't you with me?
Neden evli değilsiniz?Why aren't you married?
Neden giyinik değilsiniz?Why aren't you dressed?
Neden hazır değilsiniz?Why aren't you ready?
Neden evde değilsiniz?Why aren't you home?
Neden burada değilsiniz?Why aren't you here?
Soruların hepsine yanıt vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer all of the questions.
İstemiyorsanız Tom'un sorularından herhangi birini cevaplamak zorunda değilsiniz.You don't have to answer any of Tom's questions if you don't want to.
Ben ayrılıyorum ama ağlamak zorunda değilsiniz.I'm leaving, but you don't have to cry.
Siz insanlar hiç eğlenceli değilsiniz.You people are no fun at all.
Tom'un söylediklerine dikkat etmek zorunda değilsiniz.You don't have to pay attention to what Tom says.
Tekerleği yeniden icat etmek zorunda değilsiniz.You don't have to re-invent the wheel.
Zengin olmak zorunda değilsiniz, daha ziyade, bağımsız olmanız gerekmektedir.I rarely get out on weekends.
Artık çocuk değilsiniz.You aren't kids anymore.
Siz yerel halk değilsiniz.You are not local people.
Avazının çıktığı kadar bağırmak zorunda değilsiniz.You don't have to shout at the top of your voice.
Siz düşündüğünüz kadar iyi değilsiniz.You're not as good as you think you are.
Artık bunu yapmak zorunda değilsiniz.You don't have to do this anymore.
Hiçbir şeyi söylemek ya da yapmak zorunda değilsiniz.You don't have to say or do anything.
Bir kurban olmak zorunda değilsiniz.You don't have to be a victim.
Siz arkadaşlar buralardan değilsiniz, değil mi?You guys aren't from around here, are you?
Burada çalışmak için deli olmak zorunda değilsiniz.You don't have to be crazy to work here.
Onu izlemek zorunda değilsiniz.You don't have to watch it.
Siz polis değilsiniz, değil mi?You're not the police, are you?
Neden yorgun değilsiniz?Why aren't you tired?
Neden aç değilsiniz?Why aren't you hungry?
Çirkin değilsiniz.You aren't ugly.
Ne yazık ki sen ve Tom arkadaş değilsiniz.It's a pity that you and Tom aren't friends.
Ölmek zorunda değilsiniz.You don't have to die.
Sanırım siz bu konularda uzman değilsiniz.I suppose you're not an expert in these matters.
Bana adınızı söylemek zorunda değilsiniz.You don't have to tell me your name.
Bir macera için zorunlu olarak ödemek zorunda değilsiniz.For an adventure you do not necessarily have to pay.
Siz insanlar her zaman benim için çok adil değilsiniz.You people are always very unfair to me.
Gündelik şeylerde güzelliği görmek için bir sanatçı olmak zorunda değilsiniz.You do not have to be an artist in order to see the beauty in everyday things.
Yerleşmek zorunda değilsiniz.You don't have to settle.
Adınız listede görünmüyor. Partiye davetli değilsiniz.Your name doesn't appear on the list. You're not invited to the party.
Bunu izlemek zorunda değilsiniz.You don't have to watch this.
Onu kendiniz yapmak zorunda değilsiniz.You don't have to do that by yourself.
Bazen en kötü düşmanınız hemen yanınızda yatar ve siz bunun farkında değilsinizdir.Sometimes, your worst enemy is sleeping right next to you and you don't realize it.
Bunu yapmak zorunda değilsiniz!You don't have to do this!
Onun gibi bir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz.You don't have to worry about something like that.
Siz benim gerçek annem ve babam değilsiniz.You're not my real parents.
Sanatçı olmak için bir güzel sanatlar okulunda okumak zorunda değilsiniz.You don't have to study at a school of fine arts to become an artist.
Onu yapmak için henüz yeterince iyi değilsiniz.You're not well enough to do that yet.
İlgili Sayfalar