değille ile cümle
değille kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyadaki pek çok insandan daha fazla yardımsever değiller ama dünyaya sihirli bir bakış açısıyla bakıyorlar.לא נחמדים יותר מאשר רבים מהאנשים בעולם, אבל יש להם מבט קסום על העולם.
Dünyadaki pek çok insandan daha fazla yardımsever değiller ama dünyaya sihirli bir bakış açısıyla bakıyorlar.ليسوا أكثر لطفا من الكثير من الناس في العالم، لكن لديهم نظرة ساحرة للعالم.
Dünyadaki pek çok insandan daha fazla yardımsever değiller ama dünyaya sihirli bir bakış açısıyla bakıyorlar.特に理解があるわけではありませんが 世界に対する素晴らしい視点を持っています 研究所での開発が
Durağan değiller.Chúng không chỉ đứng yên.
Durağan değiller.Elles ne sont pas seulement statiques.
Durağan değiller.잠시도 가만히 있지를 않습니다. 이것들은 움직이면서
Durağan değiller.Não estão estáticas.
Durağan değiller.Nejsou prostě statické.
Durağan değiller.Nu sunt doar statice.
Durağan değiller.Ze zijn altijd aan het bewegen.
Durağan değiller.Клетки не статичны; они постоянно двигаются, создавая новые связи.
Durağan değiller.כשיורדים עוד בסקאלה כאן
Durağan değiller.ليست ثابتة، إن الخلايا في حركة
Durağan değiller.新たな接続を作ります これが学ぶということです
Eğer, bunlar lineer bağımsız değiller derseniz, sadece birbirlerinin çapımı olurlar. -A wtedy, jeśli powiecie, cóż, one nie są liniowo niezależne, wtedy są swoimi wielokrotnościami.
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranDacă nu, aveți, "nu este sincer cu sine" și "nu este ceea ce spune că este", producând o matrice doi-pe-doi.
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranHa nem, akkor 'nem hű önmagához' és 'nem az, aminek mondja magát'. egy kétszer-kettes mátrixban.
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuran그 반대의 경우로는 "스스로에게 진실하지 않음"과 "말한대로 비치지 않음"
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuran¿son lo que dicen que son a otros? si no, tú tienes,
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranWenn nicht, haben Sie "ist sich nicht selbst treu" und "ist nicht was es vorgibt zu sein", eben diese Matrix.
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranАко не, тогава "не е вярно само по себе си" и "не е онова, което казва, че е" пораждат матрица две-на-две.
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranאם לא, אתם מקבלים, "זה לא נאמן לעצמו," ו-"זה לא מה שזה אומר על עצמו."
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuranإن لم يكن، ستحصل، " ليس صادقاً مع نفسه"، و " وليس كما يقول عن نفسه،"
Eğer değillerse, 2'ye 2 matris doğuran「それ自身としては本物ではない」と「そうだと他人に言っているものではない」です これで2x2図が出来ますね
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.A jestližeť bude dům ten hodný, pokoj váš přijdiž naň; pakliť by nebyl hodný, pokoj váš navratiž se k vám.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.A keď bude dom hodný, nech prijde naň váš pokoj; a keď nebude hodný, nech sa váš pokoj navráti k vám.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.És ha méltó a ház, szálljon a ti békességtek reá; ha pedig nem méltó, a ti békességtek rátok térjen vissza.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.In če je hiša vredna, naj pride vaš mir nanjo; če pa ni vredna, naj se vrne vaš mir k vam.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.그 집이 이에 합당하면 너희 빈 평안이 거기 임할 것이요 만일 합당치 아니하면 그 평안이 너희에게 돌아올 것이니라
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.se a casa for digna, desça sobre ela a vossa paz; mas, se não for digna, torne para vós a vossa paz.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.Si la casa es digna, venga vuestra paz sobre ella. Pero si no es digna, vuelva vuestra paz a vosotros
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.Wens zijn gezin vrede toe, als je er goed wordt ontvangen, maar niet als je er slecht wordt ontvangen.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.и если дом будет достоин, то мир ваш придет на него; если же не будет достоин, то мир ваш к вам возвратится.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.והיה אם ראוי הבית יבוא עליו שלומכם ואם איננו ראוי שלומכם אליכם ישוב׃
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.فان كان البيت مستحقا فليات سلامكم عليه. ولكن ان لم يكن مستحقا فليرجع سلامكم اليكم.
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.那 家 若 配 得 平 安 、 你 們 所 求 的 平 安 、 就 必 臨 到 那 家 . 若 不 配 得 、 你 們 所 求 的 平 安 仍 歸 你 們
Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.那家 若 配 得 平安 、 你 們 所 求 的 平安 、 就 必 臨到 那家 . 若 不 配 得 、 你 們 所 求 的 平安 仍 歸你們
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.A ak majú, nemôžu si ich udržať; nemajú dostatočnú infraštruktúru.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Als ze die hebben, kunnen ze die niet houden; ze hebben geen degelijke infrastructuur
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.A pokud je mají, pak si je nejsou schopní udržet; nemají dostačující infrastrukturu.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.E quando os têm, não conseguem manter esses professores.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Falls sie diese haben sollten, können sie diese nicht halten, sie haben keine ausreichende Infrastruktur.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Ha mégis lennének, akkor nem képesek megtartani őket a rossz infrastruktúra miatt.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.În caz că-i au, nu-i pot reţine; nu au o infrastructură destul de bună.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Jeśli mają, trudno im ich zatrzymać. Nie posiadają wystarczająco dobrej infrastruktury.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.만약 있다고 해도 그 교사들을 붙잡아 둘 수는 없을 것입니다 충분한 기반시설이 없기 때문이죠.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.No tienen una buena infraestructura.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Se li hanno, non riescono a trattenerli; non hanno infrastrutture abbastanza buone.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Si elles en ont suffisamment, elles ne peuvent pas les retenir; elles n'ont pas une infrastructure suffisante.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Κι αν έχουν, δεν μπορούν να κρατήσουν αυτούς τους δασκάλους· δεν έχουν αρκετά καλή υποδομή.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Если же они там есть, то таких учителей сложно удержать, потому что там нет достаточно хорошей инфраструктуры.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.И ако имат, няма как да ги задържат; нямат достатъчно добра инфраструктура.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.ואם יהיו, בתי-הספר לא יוכלו לשמר אותם; אין לבתי-הספר תשתית מספיק טובה.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.وإذا كان لديهم، لا يستطيعون الإحتفاظ بأؤلئك المعلمين. ليس لديهم بنية تحتية جيدة بما فيه الكفاية.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.引き止めるだけの 基盤が十分でないということです 基盤を持っていたとしても
Eğer zaten bir üçgenin açısı değillerse onları üçgenin açısı olacak şekilde ayırmak istedim. .다른 삼각형의 부분이 아니라면 말이죠. 이 삼각형의 일부분이 되게 나누고 싶습니다.
Eğer zaten bir üçgenin açısı değillerse onları üçgenin açısı olacak şekilde ayırmak istedim. .Takže je vyškrtnete a řeknete...
Eğer zaten bir üçgenin açısı değillerse onları üçgenin açısı olacak şekilde ayırmak istedim. .Vi har snart ikke flere farver tilbage at skrive med. . .
Eğer zaten bir üçgenin açısı değillerse onları üçgenin açısı olacak şekilde ayırmak istedim. .これらの三角形の一部分として,いくつかの角に分割してみます。 h=о+p+q
Eğitimciler ille de öğretmek zorunda değiller.Ik leerde thuis een ding: dat opvoeders niet noodzakelijkerwijs hoeven te onderwijzen.