değiş ile cümle

değiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Fikrini değiştirmeyeceğini umuyorum.I hope you don't change your mind.
Tom istasyonu CNN'e değiştirdi.Tom changed the station to CNN.
Bazı değişikler yapmamız gerekiyor.We need to make some changes.
Tom Mary ile yerleri değiştirdi.Tom changed places with Mary.
Değişikler olmak zorunda olacak.There'll have to be changes.
Tom'un düşüncesini değiştireceğini umuyorum.I hope Tom changes his mind.
Umarım Tom düşüncesini değiştirir.I hope Tom changes his mind.
Değişiklik olsun diye keyfine bak.Enjoy yourself for a change.
Asla değişmeyeceksin, Tom.You'll never change, Tom.
Tom kıyafetlerini değiştirdi.Tom changed his clothes.
Tom kılık değiştirmiş olabilir.Tom could be disguised.
Onlar neyi değiştirdiler?What did they replace?
Tom çok değişiklik yaptı.Tom made many changes.
Tom değiştirilemez.Tom can't be replaced.
Değişim havadaydı.Change was in the air.
Tom değişmek istiyor.Tom wants to change.
Tom hayatımı değiştirdi.Tom changed my life.
O değişmek zorunda.That has to change.
İnsanlar değişir.People change.
O bir iklim değişikliği inkarcısıdır.He's a climate change denier.
İklim değişikliği gerçektir.Climate change is real.
Bebeğin bezini değiştirdim.I changed the baby's nappy.
İmalatçının açıklamasına göre, her on yılda bir değiştirilmeli.According to the manufacturer's directions, tires should be changed every 10 years.
Yağ filtresini değiştirirken küçük bir sorun yaşadım.I had a little problem replacing the oil filter.
Kim olduğunu değiştiremezsin.You can't change who you are.
Hissettiğimi değiştiremem.I can't change what I feel.
Tom mobilyayı değiştirmek istiyor.Tom wants to change the furniture.
Sana hayatını değiştirecek bir sır söyleyeceğim.I'll tell you a secret that will change your life.
Kocasının ölümü onun hayatını tamamen değiştirdi.The death of her husband changed her life completely.
Mikrofonu eline geçirince Tom'un kişiliği tamamen değişiyor.Tom's personality changes completely when he grabs the mic.
Tom mikrofonu eline alınca kişiliği tamamen değişir.Tom's personality changes completely when he grabs the mic.
O, yaşam tarzını değiştirmeli.She needs to change her lifestyle.
O, yaşamını değiştirmeli.She needs to turn her life around.
Tom'un değişik damak zevkleri var.Tom has varied tastes.
Görüşüm değişti.My opinion has changed.
Onlar değişiklik istiyor. Onlar bir yerde kalmaktan nefret ediyor.They want change. They hate staying in one place.
Değiştirmek istiyorum. Bir yerde çok uzun süre kalmaktan nefret ediyorum.I want change. I hate being in one place for too long.
Tom tepeden tırnağa her şeyi değiştirdi.Tom changed everything from the ground up.
İş el değiştirdi.The business has changed hands.
Değişmek için asla çok geç değildir.It's never too late to change.
Değiştirmek için asla çok geç değildir.It's never too late to change.
Fikrimi asla değiştirmeyeceğim.I'll never change my mind.
Sağ solu suçladı, sol sağı suçladı ve sonunda hiçbir şey değişmedi.The right blamed the left and the left blamed the right and in the end nothing changed.
Neden senin perspektifin çok değişti?Why has your perspective changed so much?
Tom ve Mary her gün 200'den daha fazla cep telefonu mesajını değiştirir.Tom and Mary exchange more than 200 text messages every day.
Lastiğimi değiştirmek için bir krikoya ihtiyacım var.I need a jack to change my tire.
Fiyat talebe göre değişecek.The price will change according to the demand.
Onunla tanıştığımdan beri hayatım değişti.My life has changed since I met him.
GloFish genetik olarak değiştirilmiş akvaryum balığıdır.GloFish are genetically modified aquarium fish.
Bu orman değişik türlerle doludur.This forest is full of diversity.
Şimdi dünyayı değiştirmek zorundayım.I have to change the world now.
Kadınlar sürekli aynı zevk için değiştirilebilir enstrümanlardır.Women are interchangeable instruments for a constantly identical pleasure.
Bu cümlenin yanlış bayrağı var. Değiştirilmesi gerekiyor.This sentence has the wrong flag. It should be changed.
Onlar kendi adlarını değiştirmek zorundalar.They have to change their name.
Suçların türünde bir değişim var.There's a change in the type of crimes.
Bütün odanı değiştirdin gibi görünüyor.It looks like you changed the whole room.
Saç modelimi değiştirdim.I changed my hairstyle.
Artık burada buna katlanamıyorum. Bir manzara değişikliğine ihtiyacım var.I can't stand it here any longer. I need a change of scenery.
Yeme alışkanlıklarını değiştirsen iyi olur.You'd better change your eating habits.
Tom henüz fikrini değiştirmedi ve onu değiştirmek pek olası değil.Tom hasn't changed his mind yet and isn't very likely to ever change it.
İlgili Sayfalar