Arkadaşlığın benim için değerli.Your friendship is most precious to me.
Saatiniz çok değerli görünüyor.Your watch seems to be very valuable.
Altın para düşünülenden çok daha değerliydi.The gold coin was much more valuable than was supposed.
Altın diğer bütün metallerden daha değerlidir.Gold is more precious than any other metal.
Bazı değerli eşyalarımı kontrol etmek istiyorum.I'd like to check some of my valuables.
Değerli eşyalarınızı kasaya koyun.Put your valuables in the safe.
Değerli şeyler bankanın korumasındadır.The valuables are in the safekeeping of the bank.
Değerli şeylerini güvenli bir yerde muhafaza etmelisin.You should keep your valuables in a safe place.
Güvenlik için kadın, değerli şeylerini bankada sakladı.She kept her valuables in the bank for safety.
Lütfen resepsiyonda değerli eşyalarınızı kontrol edin.Please check your valuables at the front desk.
Bana değerli zamanınızdan birkaç dakika ayırabilir misiniz?Can you spare me a few minutes of your valuable time?
Çerçevenin kendisi resimden daha değerlidir.The frame itself is worth more than the picture.
Arkadaşlık kadar değerli bir şey yoktur.Nothing is as precious as friendship.
Hiçbir şey sevgi kadar değerli değildir.Nothing is as precious as love.
Perry ondan değerli bilgiler elde etti.Perry obtained precious information from him.
Sonunda, değerli taş onun ellerindeydi.At last, the gem was in his hands.
O, çok değerlidir.It is of great value.
O, çok az değerlidir.It is of little value.
Kitaptan birçok değerli bilgi alabiliriz.We can get a lot of valuable information from the book.
Heykeller çok değerlidir.The sculptures are of great value.
Bu paralar az değerlidir.These coins are of little value.
Bu kitap benim için çok değerli.This book is too dear for me.
Bu kitap fen öğrencileri için çok değerli.This book is of great value to students of science.
Bu kasaba bizim için değerlidir.This town is dear to us.
Bu eski Fransız masa mobilyanın çok değerli bir parçasıdır.This old French table is a very valuable piece of furniture.
Bu kasa değerli eşyaları saklamak içindir.This safe is for keeping valuables.
Bir zamanlar Japonya'da altın gümüşten daha az değerliydi.Once gold was less valuable than silver in Japan.
Değerli zamanınızı aldığım için üzgünüm.I am sorry to have taken up your valuable time.
O, değerli bir deneyimdi.That was a valuable experience.
Ben değerli eşyalarımı kurtarmak istiyorum.I want to recover my valuables.
Bir sanatçı gözüyle,bu değerlidir, duyarım.To the eye of an artist, this is valuable, I hear.
Dostluk herhangi bir şey kadar değerlidir.Friendship is as precious as anything else.
Sağlık en değerli şeydir.Health is the most precious thing.
Hastalık gelene kadar sağlık değerli değildir.Health is not valued until sickness comes.
İyi sağlık her şeyin en değerlisidir.Good health is the most valuable of all things.
İyi sağlık başka herhangi bir şeyden daha değerlidir.Good health is more valuable than anything else.
Hiçbir şey sağlıktan daha değerli değildir.Nothing is more valuable than health.
Hiçbir şey iyi bir sağlıktan daha değerli değil.Nothing is more valuable than good health.
Eski halılar yeni halılardan daha değerlidir.Older carpets are more valuable than newer carpets.
Antika halılar özellikle değerlidir.Antique carpets are especially valuable.
Bir çocuktan daha değerli hazine yoktur.There is no treasure more precious than a child.
Sağlık sahip olduğumuz en değerli şey.Health is the most precious thing we have.
Çocuklarım benim için çok değerlidir.My children are very precious to me.
O benim için çok değerli.She is dear to me.
Ben onun tavsiyesini değerli olarak görüyorum.I regard his advice as valuable.
Hangisi daha değerlidir, para mı yoksa zaman mı ?Which is more valuable, time or money?
Zaman başka herhangi bir şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman başka her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman en değerli şeydir.Time is the most precious thing.
Zaman hepsinin en değerlisidir.Time is the most precious thing of all.
Hiçbir şey zaman kadar değerli değildir.Nothing is so precious as time.
Genellikle hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığın söylenilir.It is often said that nothing is more precious than time.
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
Kitaplar o kadar değerliydi ki onlara büyük bir titizlikle bakıldı.So valuable were books that the greatest care was taken of them.
Kadının sezgisi açıkça değerli bir özelliktir.Woman's intuition is clearly a valuable trait.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Su da hava kadar değerlidir.Water is as precious as air.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
O zamanlar, şeker tuzdan daha az değerliydi.In those days, sugar was less valuable than salt.