Bunun üzerine John biraz daha sübjektif değerlendirmeler yapar.And I recognize in John some quality.
Farklı ülkelerde farklı kredi değerlendirme sistemleri mevcuttur.Different certification systems exist in each country.
Famitsu zorlu oyun değerlendirmeleri ile bilinir.Ó Flatharta is known for his tough play.
Denklemin sadece b kare eksi 4ac kısmını değerlendirmemiz yeterli.We just have to evaluate b squared minus 4ac.
Bu konuda bir değerlendirme yapmıcam.I don't want to make any value judgment about it.
"En çok hazzı verecek şeye göre mi değerlendirme yaptım,"Did I evaluate what would be the highest pleasure
Değerlendirmeye çalışırlar ve anlarlar ki :They try to evaluate and they figured:
Ve de çoğunluğu Cumhuriyetçilerden oluşan kongre kendi teknoloji değerlendirme komitesini feshetti.And the republican congress has just abolished it's own office of technology assessment,
Pekala Danny, saçma sapan değerlendirmeler istemiyorum.Motherfucker.
Birincisi, bu derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri geçerlidir.One, that these rating agencies's ratings are valid.
-Değerlendirmesi çok zor.-Too hard to estimate.
-Değerlendirmesi çok mu zor?-Too hard to estimate?
Bu değerlendirme, malesef, çok fazla iyimserThis assessment, unfortunately, is far too optimistic.
Bence insanları en çılgın halleriyle değerlendirmemelisiniz.Because you shouldn't define people by their maddest edges.
Fonksiyonumuzu b bölü 2a olarak değerlendirmeme izin verin.Let me evaluate our function at b over 2a.
Bu, değerlendirmenin sorunlarından biri.That's one of the problems of the test.
Ve bugün tesadüfi sonuçların nasıl bir rol oynadıklarını değerlendirmek istiyorum.And I'd like to review just how unintended consequences play the part that they do.
10.000 yıl önce yaşayan atalarımız teknoloji değerlendirmesi yapabilselerdi, ne derlerdi?What would our ancestors 10,000 years ago have said if they really had technology assessment?
Eğer o dönemde rasyonel teknoloji değerlendirmesi olsa idi, bence söyleyecekleri şey şu oldurdu:If there had been rational technology assessment then, I think they very well might have said,
Bu uzak volkanik adada hayatta kalmak önünüze çıkan her fırsatı değerlendirmenize bağlıSurvival depends on seizing every opportunity in this volcanic wasteland
Web'de bakarsanız, bunu temel İngilizce programlarının edebi değerlendirmelerinde bulabilirsiniz --literally scores of English core syilabuses --
Hastanın ifadesiyle doktorun raporlarını birlikte değerlendirmeliyiz.We have to reconcile the patient's knowledge of their body with physician's measurements.
Bu deneğin teslim olması değerlendirmesindeki bozulmadan kaynaklanmıştı.>> This subject's yielding is based on a distortion of his judgment.
Değerlendirme olacak, yani artık başlamalısın.A heinous crime, A show of force A murder would be nice of course
Ve hadi harcama perspektifinden değerlendirmeye başlayalım.And so let's think about it from an expenditure point of view.
Temel esin kaynakları Lord Stern'in sert bir değerlendirmesiydi.And their basic inspiration was a stern review of Lord Stern.
Ve değerlendirmek yerine onları çöpe atıyoruz.And instead of valuing it, we throw it away.
Bu benim küçük bir değerlendirmem olabilir.Right? This could be my little assessment.
Fakat bu aşikar bir değerlendirme.But it's self-evident assessment.
Biliyoruz ki bu öğrenmenin özgün bir değerlendirmesi.We know that's an authentic assessment of learning.
Ama değerlendirmeyi sadece yemeğin lezzetli olmasına bakarak yapmıyorlar.But then the way they rate the food isn't just that it tastes good!
Bu hafta ilk defa akran değerlendirmesi yapacağız.This week we're going to be doing peer grading for the first time.
Ve sonrasında vize (midterm), bu hafta akran değerlendirmesi şeklinde değerlendirilecek.And then the mid-term is going to be peer grading this week too.
Bence bu insanların sanatı değerlendirmeleri arasındaki farkı açıklar.I think this approach can explain differences in people's taste in art.
Bunlar, gerçek eski öğrencilerin yazdıkları gerçek değerlendirmelerden alıntılar.These are actual quotes from former actual students.
Şimdi, değerlendirmedeki son soru, bu dersi alıp almamanıza ilişkin.The last question for the evaluation is should you take the class or not?
Sonra, tartışmasız bağlı kaldığımız gerçekleri yeniden değerlendirmeliyiz.Then we must reevaluate the truths we hold to be self evident.
Başlangıç olarak, eşimizi değerlendirme günü yapıyoruz, tamam mı?To get started, we're doing a peer review day, okay?
Biz hâla bu parantezleri değerlendirmeliyiz.Well, we still have to evaluate this parentheses, so this results-- what's 6 plus 5?
Ve sonra deneklerimiz gıdıklanmakla alakalı bir kaç değerlendirme yapacaklar.And then we're going to ask them to rate a bunch of things including ticklishness.
Grafik ilginçti, ancak dikkatli bir şekilde değerlendirmeniz gerekir.The graph was interesting, although you need to consider it carefully.
İş tanımım hoş bir şekilde belirsizdi: boş arazi değerlendirmesi ve halk ilişkileri.My job description was deliciously vague: wilderness assessment and public relations.
Haftalık değerlendirmeniz var.You have weekly reviews.
Baktığımız ise kalkışta gerçekleşecek zemin tehlike değerlendirmeleri.And now we have ground-hazard assessments when you have a blow-up on the pad.
İlerlemede, değerlendirme projenin en sonunda yapılır.In development, the evaluation comes at the very end of the project.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.And he knew her, he would have been able to furnish additional information about her.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.I ordered some fluids to rehydrate him and asked my colleague to reassess him.
İşte kredi değerlendirme kuruluşları burada devreye girer.And that's where the rating agencies come in.
Sizden hayatınızdaki bütün sağlık durumunuzu değerlendirmenizi istiyorum.So I ask you to consider the Whole Health Cairn in your own life.
Bildiğiniz gibi değerlendirme düşündüğünüz şeydir.Valuation is just what you think it is, you know?
Kültürler değerlendirmenin kilit özelliğini binlerce yıl önce keşfettiler.Cultures discovered the key feature of valuation thousands of years ago.
Prenses sarayda değil... ...bu yüzden geceleri yaratıcı bir şekilde değerlendirmemiz gerek.The princess isn't in the Palace, so there's a need for us to spend a rather creative night.
Tabii ki, bu size nasıl değerlendirme yaptığımız hakkında birşeyler anlatıyor.(Laughter) Of course, this tells you something about how we evaluate things.
Durumu değerlendirmeliyim.I need to assess the situation.
- Hım, bunu onun aleyhinde değerlendirmezdim.Well I wouldn't hold that against her.
Fakat Mısır'ı sadece bu esas üzerinden değerlendirmek gerçek devrimi gözardı eder.Evaluating Egypt on this basis alone, however, ignores the real revolution.
Değerlendirmelerin çoğuna göre en az bir metre yükselmeyi göreceğiz.Most estimates are that, this century, we will get at least one meter.
Değerlendirmek havalı görünüyor olabilir , demek istediğim çözdümLooks like a fancy term, but all it means is, look.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.But hey -- sometimes these things are sent to you and you just have to take them when they come.
Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir.God will punish them for what they assert.