Evet, kesinlikle değdi.Da, a meritat absolut.
Evet, kesinlikle değdi.Igen, teljes mértékben megérte.
Evet, kesinlikle değdi.Ja, das war es absolut.
Evet, kesinlikle değdi.Oui, absolument.
Evet, kesinlikle değdi.Tak, bez wątpienia było.
Evet, kesinlikle değdi.Vâng, hoàn toàn xứng đáng.
Evet, kesinlikle değdi.Да, абсолютно.
Evet, kesinlikle değdi.Совершенно точно, стоило.
Fakat değdi mi?Ale, stálo to za to?
Fakat değdi mi?Czy było warto?
Fakat değdi mi?Dar a meritat?
Fakat değdi mi? Evet, kesinlikle değdi.그만한 가치가 있었냐고요? 예, 물론입니다.
Fakat değdi mi? Evet, kesinlikle değdi.Maar was het de moeite waard?
Fakat değdi mi? Evet, kesinlikle değdi.אבל האם זה היה שווה את זה? כן, לחלוטין.
Fakat değdi mi? Evet, kesinlikle değdi.لكن هل كان ذلك يستحق العناء نعم حتما.
Fakat değdi mi? Evet, kesinlikle değdi.北極で何が起きているのか知っている人は
Fakat değdi mi?Hogy megérte-e?
Fakat değdi mi?Mais est-ce que ça valait le coup?
Fakat değdi mi?Ma ne valeva la pena?
Fakat değdi mi?Nhưng điều đó xứng đáng?
Fakat değdi mi?Und war es das wert?
Fakat değdi mi?¿Valió la pena?
Fakat değdi mi?Но струваше ли си?
Fakat değdi mi?Стоило ли оно того?
Havuzun kenarı ile ışığın havuz tabanına değdiği nokta arasındaki uzaklığı 11.18m bulduk. -이 것이 바로 저희가 구하려고 했던 거리고 레이저가 닿는 수영장 바닥,
Havuzun kenarı ile ışığın havuz tabanına değdiği nokta arasındaki uzaklığı 11.18m bulduk. -И това тук е разстоянието, което искаме да получим.
Havuzun kenarı ile ışığın havuz tabanına değdiği nokta arasındaki uzaklığı 11.18m bulduk. -זה המרחק אותו התבקשנו לחשב, עד לנקודה בקרקעית הבריכה, בה קרן הלייזר פוגעת.
İki hafta beklememe değdiCa a mérité les deux semaines d'attente.
İki hafta beklememe değdi Irimote Sangoyang...Es hat sich doch gelohnt, zwei Wochen lang zu zelten, meine liebe Iriomote-Katze.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Az első az volt, hogy mikor a hélium atomok érintkeznek, akkor visszaverődnek.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Das Erste war, dass, wenn Heliumatome einander abstossen, wenn sie einander berühren.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.De eerste was dat wanneer heliumatomen elkaar raken, ze elkaar afstoten.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Den första var att när heliumatomer nuddar varandra så repelleras de.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.El primero era que cuando los átomos de helio se tocan, se repelen.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Il primo era che, quando gli atomi di elio si toccano, si respingono.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.제일 첫번째는 헬륨 원자는 서로 맞닿으면 밀어내려 한다는 것입니다.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Le premier était que quand les atomes d'hélium se touchent, ils se repoussent.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.O primeiro era que, quando os átomos de hélio se tocam, repelem-se.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Primul a fost că atunci când atomii de heliu se ating între ei, se resping.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Według pierwszej zasady atomy helu odpychają się, gdy są blisko siebie.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Yang pertama adalah saat bersentuhan, atom-atom helium itu saling tolak menolak.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Η πρώτη ήταν ότι, όταν τα άτομα ηλίου ακουμπούν μεταξύ τους, απωθούνται.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Первое было то, что, когда атомы гелия соприкасаются, они отталкиваются.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Първият беше, че когато хелиевите атоми се докосват, те се отблъскват.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.העקרון הראשון היה שכאשר אטומי הליום נגעו אחד בשני, הם דוחים אחד את השני.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.وكانت الاولى ان ذرات الهيليوم عندما تتلامس فانها تتنافر
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.接触すると お互いに反発しあうことから この時の波動関数がゼロになるはずだと予想できます
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Akonáhle vojde do cesty prílivu alebo na suchý piesok, zastane a vyberie sa opačným smerom.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Amint belesétál a hullám gördülő tajtékjába vagy a száraz homokba, megáll és az ellenkező irányban sétál.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Appena passa al mare o alla sabbia asciutta, si ferma e cammina nella direzione opposta.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Când întâlnește valurile sau nisipul uscat, se oprește și merge în direcția opusă.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Gdy tylko dotrze do fal lub suchego piasku, zatrzymuje się i zaczyna maszerować w przeciwnym kierunku.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Jakmile narazí na mořský příboj, nebo naopak suchý písek, zastaví se a dál pokračuje v opačném směru.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.밀려오는 파도거품이나 마른 모래를 만나게 되면 바로 멈추고 반대방향으로 걷기도 합니다
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Kommt es in die Brandung oder auf trockenen Sand, hält es sofort an und geht in die entgegengesetzte Richtung.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Logo que anda sobre as ondas ou sobre a areia seca, detém-se e anda na direção oposta.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Tan pronto se encuentra con el oleaje o la arena seca, se detiene, y camina en la dirección opuesta
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Zodra het in de branding of in het droge zand loopt, stopt het en loopt het de andere kant op.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Αμέσως μόλις φτάσει είτε στο κύμα είτε στην στεγνή άμμο, σταματάει και περπατάει προς την αντίθετη κατεύθυνση.
Kıyıdaki dalgalara veya kuru kuma değdiği anda duruyor ve ters yöne yürümeye başlıyor.Как только он подходит к прибою или сухому песку, он останавливается и идёт в противоположном направлении.