"Sana birkaç soru soracağım." "Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Fajn. a ty se na mě koukneš a pokusíš se mi odpověďět, dobře?
"Sana birkaç soru soracağım." "Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Şi doar puteţi uita la mine şi răspunde la întrebări
Selam! Bir de, sadece "sen" diyebilirsin.И ты можешь называть меня на "ты"
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Ända sen Seung Jo lämnade sitt hus, den enda platsen du kan träffa Seung Jo är tennis klubben, visst?
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Da quando Seung Jo se ne è andato di casa, l'unico posto dove lo puoi incontrare è al club di tennis, vero?
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Depuis que Seung Jo a quitté sa maison, la seule place où tu peux le rencontrer est au tennis.
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Od kiedy Seung Jo się wyprowadził, jedynym miejscem, gdzie możesz go spotkać jest klub tenisa, prawda?
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Seit dem Seung Jo das Haus verlassen hat, kannst du ihn nur im Tennis Club sehen,richtig?
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?Từ khi Seung Jo dọn ra ngoài, nơi duy nhất cậu có thể gặp cậu ấy là ở sân tennis.
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?С тех пор, как Сын Чжо покинул дом, единственное место, где ты можешь его увидеть - это теннисный клуб, верно?
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?..منذ أن ترك سيونغ جو المنزل المكان الوحيد الذي تستطيعين رؤيته فيه هو نادي التنس
Seung Jo'nun evinden ayrıldığından beri, Tenis klübüne de sadece Seung Jo'yu görmek için gelmemiş miydin?実際ここに来るほど行かないけどね
Siz de sadece sadeleştirip cevabı vereceksiniz.그래서 이런 답을 갖습니다
Siz de sadece sadeleştirip cevabı vereceksiniz.Takže pouze výraz zjednodušíte a napíšete výsledek.
Siz de sadece sadeleştirip cevabı vereceksiniz.وستقوم بتبسيطها، وتحصل على هذه الاجابة
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.En dat alles om een woord dat als echo van een ander uit mijn mond rolde.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.E tutto per una parola che dissi, nemmeno, in realtà, che ripetei soltanto.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.내가 한 말이 화근이었지, 사실은 내가 한 말도 아니고, 따라했을 뿐인데.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Toate astea din cauza unui cuvânt spus de mine, nici măcar spus, doar repetat.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Todo por una palabra que dije que ni siquiera fue dicha, sólo repetida.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Und nur wegen eines Wortes, das ich sagte, das ich nicht einmal wirklich sagte, nur wiederholte.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Wszystko przez jedno wymówione słowo nawet nie wymówione, powtórzone raczej.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Всё из-за того слова, которое я произнес, даже не сказал, повторил.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.Само заради една дума, която казах, всъщност дори не казах, само повторих.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.וכל זה רק בגלל מילה שאמרתי, אפילו לא ממש אמרתי, רק ציטטתי.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.كل هذا بسبب كلمة قلتها , لا بل الحقيقه , ليست سوى تكرار.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Có rất, rất ít những thứ mà họ có thể nói đến có một cơ hội cho một triệu những thứ như vậy.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Există foarte, foarte puține lucruri pe care le pot spune. Au o șansă dintr-un milion să aibă dreptate.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Há muito poucas coisas que eles podem dizer. Há uma probabilidade num milhão dessas coisas.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Hay muy, muy pocas cosas que inclusive puedan decir hay una posibilidad en un millon de esas cosas.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Il y a très, très peu de choses qu'ils puissent même dire, il y a une chance sur un million pour cela.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Je tu veľmi málo argumentov, ktoré môžu použiť, je tu veľmi malá pravdepodobnosť toho, čo tvrdia.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Je tu velmi, velmi málo argumentů, které můžou použít, je tu velmi malá pravděpodobnost toho co hlásají.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.사실 이런 식으로 말할 수 있는 것이 수백만 개나 됩니다.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Mają bardzo mało do powiedzienia i szansa jest jeden na milion że mogą mieć rację.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Nagyon, nagyon kevés dolgot tudnak mondani, azok esélye egy a millióhoz.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Sangat sedikit yang mereka katakan ada satu peluang dari jutaan mengenai hal ini.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Υπάρχουν πάρα πολύ λίγα πράγματα που μπορούν να πουν, με πιθανότητα μία στο εκατομμύριο.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.Є дуже, дуже мало речей, про які вони можуть сказати, що в них є один шанс з мільйона.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.По этому поводу скептикам вообще почти нечего сказать, ну, один шанс из миллиона, что они правы.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.יש מעט, ממש מעט דברים שהם יכולים בכלל לומר יש סכוי אחד למליון של הדברים
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.هناك القليل جداً من الأشياء التي يمكنهم قولها حتى أن هناك فرصة في المليون لتلك الأشياء.
Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var.というのも難しいのではないでしょうか 主要な問題はAIDSの場合と同じです
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."A ty możesz po prostu patrzeć na mnie i odpowiadać.
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Dan Anda hanya dapat melihat saya dan menjawab pertanyaan-pertanyaan
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."En gewoon kijken naar mij en beantwoord de vragen
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."그럼 넌 날 쳐다보고 질문에 답하기만 하면 돼
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Och du kan bara kolla på mig och svara frågorna
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Og du kan blot se på mig og besvare spørgsmål
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Và bạn chỉ có thể nhìn tôi và trả lời các câu hỏi
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Você pode olhar para mim e responder a pergunta
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."Ще гледаш към мен и ще ми отговориш на въпросите.
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."אתה יכול רק להסתכל עלי ולענות עליהם
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."وأنت فقط أنظر إلي وجاوب على هذه الأسئلة
"Tamam." "Ve sen de sadece bana bakıp soruları cevaplayacaksın."你只要看著我然後回答問題
Unutmayın ki bu sistemde de sadece tek parti var.Ak máte systém len jednej strany, a len aby to bolo jasné, chapete.
Unutmayın ki bu sistemde de sadece tek parti var.Als het corrupt is? Als je maar één partij hebt --
Unutmayın ki bu sistemde de sadece tek parti var.Co jeśli problemem jest korupcja?
Unutmayın ki bu sistemde de sadece tek parti var.Dacă sunt corupți? Cum, dacă ai un singur partid?
Unutmayın ki bu sistemde de sadece tek parti var.Kalau mereka korup? Kalau kamu hanya punya satu sistem partai...