dayandı ile cümle
dayandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Göçmenler fiziksel ve ruhsal acıya dayandılar.The emigrants have endured physical and mental pain.
Yaşlı adam personeline dayandı.The old man leaned on his staff.
Bir kişi hakkındaki tahmininizi sadece söylentilere dayandırmamalısınız.You must not base your estimation of a person on rumor alone.
Yiyecek ve su kaynaklarımız dayandığı sürece burada kalabiliriz.We can stay here for as long as our supplies of food and water hold out.
Zirvedeki sekiz oyuncu turnuvanın dokuzuncu gününe kadar dayandı.The top eight players survived the ninth day of the tournament.
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.He attributed his failure to bad luck.
O, duvara dayandı.He leaned against the wall.
Başarısızlığını hastalığa dayandırdı.She attributed her failure to illness.
Kaybolan çocuk, kurtarma ekibi gelene kadar dayandı.The lost boy held out until the rescue team came.
Kalenin 11. yüzyıla kadar dayandığı söyleniyor.It is said that the castle dates back to the 11th century.
Çocukluğumla ilgili hikayeme dayandırıyorum.I'm basing my story on my childhood.
Sonunda hastaneye gitmeden önce, Tom ağrıya birkaç hafta dayandı.Tom put up with the pain for a couple of weeks before finally going to the hospital.
Araştırmasını anketin sonuçlarına dayandırıyor.She is basing her research on the results of the survey.
Tom, silahı Mary'nin kafasına dayandı.Tom held the gun to Mary's head.
O işte beş yıl nasıl dayandığını bilmiyorum.I don't know how you lasted five years in that job.
Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.Tom closed his eyes tightly and endured the pain.
Tom bir duvara dayandı ve karşı duvara boş boş baktı.Tom leaned against one wall and stared blankly at the opposite wall.
Tom masaya dayandı.Tom leaned on the table.
Ruslar, Brandenburg kapılarına dayandı.The Russians have arrived at the gates of Brandenburg.
Mülteciler çölde 18 saatlik yürüyüşe dayandılar.The refugees endured the 18-hour walk across the desert.
O, tezgahın üzerine dayandı.He leaned on the counter.
Biz gerçekten fikrini neye dayandırdığını bilmek istiyoruz.We would really like to know what you are basing your opinion on.
Tom üç saat dayandı.Tom lasted three hours.
Sami orada ayakta dayandı.Sami stood there.
Sami orada on saniye boyunca dayandı.Sami stood there for like ten seconds.
Sami gidip Leyla'nın yanında dayandı.Sami went and stood next to Layla.
Karl karısının pencerenin kenarında dayandığını gördü.Karl saw his wife standing by the window.
Yöntem, psikolog Irving Janis tarafından daha önce yapılan kapsamlı araştırmalara dayandırıldı.The process was based on extensive earlier research conducted with psychologist Irving Janis.
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Bleeding Gums Murphy was loosely based on the famous blues musician Blind Lemon Jefferson.
Tevessülü uygulayan Müslümanlar bunu Kur'ân'a dayandırdıklarını söylerler.'They asked the hostages to recite verses from the Quran', he said.
En çok kullanılan sayı olan altı milyon, kıdemli SS yetkililerinden Adolf Eichmann’a dayandırılır.The figure most commonly used is the six million attributed to Adolf Eichmann, a senior SS official.
Yerel bir gelenek, kentin 937 kökenine dayandığını vurguluyor.A local tradition dates the town's origins to 937.
Galvanik reaksiyon, pillerin dayandığı ilkedir.Galvanic reaction is the principle upon which batteries are based.
David Conforte, 1671'de Mısır'da dayandı.David Conforte was dayyan in Egypt in 1671.
Sovyet yazarlar bu kavramı Karl Marx ve Vladimir Lenin'in görüşlerine dayandırmışlardır.The concept has been attributed by Soviet writers to Karl Marx and Vladimir Lenin.
Çünkü Kur'an'da zina suçunun karşılığı olarak geçmeyen bu ceza hadislere dayandırılmaktadır.Mufsid (مفسد) evil-doer a person who wages jihad (war) not in accordance with the Qur'an.
Günümüzde savaşlar Birleşmiş Milletler tarafından bazı temellere ve kurallara dayandırılmıştır.This violates several standards and guidelines given by the United Nations.
Palyaço Krusty'nin tasarımı, Groucho Marx'e dayandırıldı.Krusty's design is based on Groucho Marx.
O'Sullivan sol eliyle Robidoux'un mücadelesine daha iyi dayandığı yanıtını vermiştir.O'Sullivan responded that he played better with his left hand than Robidoux could with his right.
Varlığın gözleme dayandığını ifade eder.Let's say you're on the witness stand.
Çalışanlar için gelir vergisi sınırı %80'e dayandı.The marginal income tax for workers reached over 80%.
Mosuo aileleri, soylarını ailenin ana tarafına dayandırırlar.Mosuo families tend to trace their lineage through the female side of the family.
İslam Hurûfiliği sahabilere kadar dayandırılır.We do this until we get Sharia compliance.
Freud rüyaların birçoğunu oidipus kompleksine dayandırır.Freud obviously took up this concept in his Oedipus complex amongst others.
Hippolytus setçilere dair sahip olduğu bilgileri İreneyus'a dayandırmaktadır.Hippolytus repeats information from Irenaeus.
Gruba verilen ismin tam olarak neye dayandığı bilinmemektedir.(He never knew who had recommended him.)
Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir.Like the author, there is no way to definitively know what these initials really mean.
1927'de 20.000'i aşan merkez nüfusu, 1970'te 45.000'e, 1980'de 60.000'e ve 1990'da 85.000'e dayandı.The population of the town was 20,000 in 1927, 45,000 in 1970, 60,000 in 1980 and 85,000 in 1990.
İtalya'da ise teorik olarak Antonio Gramsci'ye dayandırılmak istenmiştir.Particularly in Italy, they leaned on the theories of Antonio Gramsci.
"Göztepe, G. Saray'a 50 dakika dayandı"."G.saray has 180 minutes left".
Gerekçeli kararını ise Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye dayandırdı.The judge based his ruling on the United Nations Convention Against Torture.
Bu, "DELED" lerin (Dislokasyon Mühendislik LED'lerin) dayandığı temel ilkedir.This is the principle on which "DELEDs" (Dislocation Engineered LEDs) are based.
Ancak, örgütün tarihini 16. yüzyıldan daha eskiye dayandıracak hiçbir kanıt mevcut değildir.Despite this, no evidence exists of any work being carried out during the 16th century.
Bu demektir ki elementlerin hipotezlere değil deneysel keşiflere dayandığıdır.The following are anecdotes, rather than experimental demonstrations.
Soylarını İslam peygamberi Muhammed'in amcası Abbas’a dayandırdılar.They trace their lineage to Abbas, uncle of the Islamic prophet Muhammad.
Yazıda bu bilgilerin belgesel olmayıp rivayetlere dayandığı da ayrıca belirtilmektedir.He could show that this proposition can neither be proved nor disproved within the formalism.
Taberi de tarihindeki bilgileri bu şahsın rivayetlerine dayandırır.You will hear the story of this crime experience in the person's own words.
Senaristlerden Scott Neustadter filmin gerçek bir aşk hikâyesine dayandığını belirtmiştir.Co-writer of the film Scott Neustadter admitted the film was based on a real romance.
Logosu ise açıkça M.G.M.'nin aslanına dayandırılarak oluşturulan bir kaplandır.IFFR's logo is a tiger, loosely based on the M.G.M. lion.
Carrie yazılarını yaşadığı ilişkilere dayandırmakradır.Gary continues to struggle with his writing.
İlgili Sayfalar