Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.Tegelijk verblindden zij de woeste menigte, zodat die de deur niet kon vinden.
Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.ואת האנשים אשר פתח הבית הכו בסנורים מקטן ועד גדול וילאו למצא הפתח׃
Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.واما الرجال الذين على باب البيت فضرباهم بالعمى من الصغير الى الكبير. فعجزوا عن ان يجدوا الباب
Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.並 且 使 門 外 的 人 、 無 論 老 少 、 眼 都 昏 迷 . 他 們 摸 來 摸 去 、 總 尋 不 著 房 門
Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.並且 使 門外 的 人 、 無論 老少 、 眼 都 昏迷 . 他 們摸來 摸去 、 總尋 不 著 房門
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.Fonte: modo uniforme ao longo dos anos.
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.nuevos casos anuales entre 2001 y 2006, lo que sugiere la posibilidad de que se haya producido un brote.
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.Sursă: naţional.
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.Tsjechië, Litouwen, het VerenigdKoninkrijk en mogelijk Slovenië).
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.Zdroj: významnému snížení prevalence u národních vzorků.
Kaynak: oranında, hepsi de ulusal örneklere dayanan, istatistiksel açıdan önemli düşüşler meydana gelmiştir.Źródło: przypadków, chociaż te wielkości nie są równomiernie rozłożone w poszczególnych latach.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Hän mursi Ceasar-salauksen käyttämällä vihjettä, joka perustuu käytetyn kielen ominaisuuksiin
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .그는 메시지가 쓰여진 언어의 중요한 특징을 단서로 삼아 시저 암호법을 해독해냈습니다
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Prolomil Caesarovu šifru tím, že využil důležité vlastnosti jazyka, ve kterém je zpráva napsána.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Šifru rozlúštil tým, že použil dôležitú vlastnosť jazyka, v ktorom je správa napísaná.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Złamał szyfr Cezara używając wskazówki opartej na ważnej właściwości języka, w którym wiadomość jest napisana.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .без да го осъзнаваме.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Він розгадав шифр Цезаря звернувши увагу на важливу властивість мови, на якій було написано повідомленя.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .הוא פיצח את צופן קיסר בעזרת רמז שהתבסס על תכונה חשובה של השפה בה נכתבה ההודעה.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .استطاع هو أن يقوم بفك شفرة قيصر عن طريق دليل استند على خاصية مهمة في اللغة اللتي كتبت فيها تلك الشفرة
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .言語メッセージが書かれる際の 重要な特性に基づいて見つけました。 任意の本の
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm."Como é possível chegar à sequência "do emparelhamento de bases no ADN?"
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Dan saya berkata, "Baik, bagaimana Anda dapat menemukan urutan dari pasangan dasar dalam DNA?"
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.그리고 이렇게 물었죠. "DNA의 기본쌍의 배열을 어떻게 생각할 수 있었을까?" 그리고 이렇게 물었죠.
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.E ho detto, "Bé, come si può tirare fuori una sequenza di coppie di basi nel DNA?"
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Et je me suis dit, "comment diable peut-on trouver toute la séquence des paires de base de l'ADN?"
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Ik zei:
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Jak, u licha, wymyślić sekwencję podstawowych par DNA?
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Și m-am întrebat, " Cum poți depista o secvență " " a acestor perechi de bază în ADN? "
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.Y me dije, "Bueno, ¿Cómo puedo hacer algo relacionado con las secuencias de pares de ADN? "
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.И казах: Разделяш ДНК на части, подреждаш в поредица отделни парчета, а после гледаш за застъпвания.
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.ואני אמרתי, "אז, איך לעזאזל אפשר למצוא רצף של זוגות הבסיס בDNA?"
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.و قلت . " حسنا , كيف تأتي للأرض بسلسلة من الأزواج الأساسية في الحمض النووي DNA ؟ "
"Nasıl olur da, bir DNA çiftine dayanan bir dizilim ile ortaya çıkarız?" diye düşündüm.連想しますか」 DNAを切断し 一つ一つを並べ
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.이 사람들에게 120마일을 가는 배터리는 거리를 줄이는 게 아니라 늘려주는 겁니다.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Dla nich akumulator pozwalający jechać 190 km to zwiększenie, a nie ograniczenie zasięgu.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Đối với họ việc sử dụng một bình ắc-quy để đi 193 km là việc kéo dài khoảng cách, không phải giảm khoảng cách.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Nekik, egy 120 mérföldes akksival menni valójában távolsági kiterjesztés, nem szűkítés.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Para eles, ter uma bateria que faz 190 quilómetros é um aumento do raio de acção, e não a sua redução.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Para ellos, una batería que rinde 120 millas es una extensión de autonomía, no una reducción.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Pentru ei, o baterie care rezistă 190 km este deja o lărgire a ariei de acces, în niciun caz o restrângere.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Per loro una batteria che va per 120 miglia è un'estensione di autonomia, non una riduzione.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Pour eux, obtenir un batterie qui tient 200 km est une extension d'autonomie pas une réduction.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Voor hen is een batterij die 200 km meegaat een verlenging van hun bereik, geen beperking.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.Γι' αυτούς, μια μπαταρία που διαρκεί 190 χιλιόμετρα είναι επέκταση όχι μείωση του εύρους κίνησης.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.За тях да вземат батерия, която минава 120 мили, е разширяване на обхвата, не намаление.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.И проехать 190 километров на одной зарядке для них — увеличение дальности, а не наоборот.
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.בשבילם בטרייה שמגיע ל190 ק"מ זה תוספת מרחק, לא הורדה של המרחק שהרכב יכול לנוע
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.بالنسبة لهم يعتبرون البطارية التي تعمل لـ١٢٠ ميل (١٩٣كم) توسيعاً للمدى ، وليس تخفيضاً للمدى .
Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil.移動距離の延長であり、短縮ではありません 私たちだけが、原油価格の適正な設定もできず
"Ortadoğu bin yıl geriye dayanan, bir kuşak boyu sürecek olan dönüşümden geçmekte."يقول أوباما: "إنّ الشرق الأوسط يشهد مسار تغيير سيتواصل جيلاً كاملاً، حيث تعود جذوره إلى آلاف السنين"
RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, Yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.나 여호와가 이같이 말하노라 무릇 사람을 믿으며 혈육으로 그 권력을 삼고 마음이 여호와에게서 떠난 그 사람은 저주를 받을 것이라
RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, Yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.כה אמר יהוה ארור הגבר אשר יבטח באדם ושם בשר זרעו ומן יהוה יסור לבו׃
RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, Yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.هكذا قال الرب. ملعون الرجل الذي يتكل على الانسان ويجعل البشر ذراعه وعن الرب يحيد قلبه.
RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, Yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.耶 和 華 如 此 說 、 倚 靠 人 血 肉 的 膀 臂 、 心 中 離 棄 耶 和 華 的 、 那 人 有 禍 了
RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, Yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.耶和華 如此 說 、 倚靠 人 血肉 的 膀臂 、 心中 離棄 耶和華 的 、 那人 有 禍了
Savaş o gün şiddetlendi. Arabasında Aramlılar'a karşı akşama kadar dayanan İsrail Kralı gün batımında öldü.이 날의 전쟁이 맹렬하였으므로 이스라엘 왕이 병거에서 스스로 부지하며 저녁때까지 아람 사람을 막다가 해가 질 즈음에 죽었더라
Savaş o gün şiddetlendi. Arabasında Aramlılar'a karşı akşama kadar dayanan İsrail Kralı gün batımında öldü.ותעל המלחמה ביום ההוא ומלך ישראל היה מעמיד במרכבה נכח ארם עד הערב וימת לעת בוא השמש׃
Savaş o gün şiddetlendi. Arabasında Aramlılar'a karşı akşama kadar dayanan İsrail Kralı gün batımında öldü.واشتدّ القتال في ذلك اليوم وأوقف ملك اسرائيل في المركبة مقابل ارام الى المساء ومات عند غروب الشمس
Savaş o gün şiddetlendi. Arabasında Aramlılar'a karşı akşama kadar dayanan İsrail Kralı gün batımında öldü.那 日 陣 勢 越 戰 越 猛 . 以 色 列 王 勉 強 站 在 車 上 抵 擋 亞 蘭 人 、 直 到 晚 上 . 約 在 日 落 的 時 候 、 王 就 死 了