Ana içeriğe geç
Sözlük

dayanak ile cümle

dayanak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yurtdışı gıda ihracatları tarım dayanaklarından biridir.Overseas food exports are one of the mainstays of agribusiness.
Bu iddialar için hiçbir bilimsel dayanak yok.There is no scientific basis for these claims.
Ben bir dayanak yaptım.I have made a foothold.
Ona inanmak için onun iyi dayanakları var.He has good grounds for believing that.
Bana bir dayanak noktası verin, Dünya'yı yerinden oynatayım.Give me somewhere to stand and I will move the earth.
Bu iddialar bir bilimsel dayanaktan yoksun.These claims lack a scientific foundation.
Bu soruları cevaplamayı reddetmeniz hakkındaki hukuki dayanak nedir?What's the legal basis of your refusal to answer these questions?
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.The museum is an Anchor point on the European Route of Industrial Heritage.
Bunların ilki hiçbir zaman kanıtlanamayan dayanaksız bir rüşyet iddiasıydı.It unfortunately was a life expectancy never assuaged.
Mayın suya dayanaklı olup su yüzeyinde yüzmez.Swimming underwater is faster than swimming on the surface.
Asıl sebep ile ilgili ortada sonradan uydurulan birçok dayanaksız görüş bulunmaktadır.The following subjects have been repeated on The Unbelievable Truth.
Yani Çin bölgenin ekonomik dayanak noktası haline geliyor.So China is becoming the anchor of the economy in the region.
10 metre uzakta kuvvet uygulayarak olduğunuzu varsayalım bizim dayanak noktası kol.Let's say that we're applying the force at 10 meters away from our fulcrum arm.
Ancak, bu rakamın arkasında çok fazla bilimsel dayanak yok.But there's not a lot of science behind that number.
Bu rakamın arkasında da çok fazla bilimsel dayanak yok.There's not a lot of science behind that one either.
Böylece iki dayanak noktamız oluyorThere was a great study done recently of divergent thinking, published a couple of years ago.
O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!How evil the drink, and evil the resting-place!
O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak!How excellent the guerdon, and excellent the resting-place!
Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.Then We placed him as a sperm in a firmly established lodging;
O'nun dışında bir sığınak/bir dayanak asla bulamazsın.Apart from Him, thou wilt find no refuge.
Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz.Allah is He Who raised the heavens without any pillars that you can see.
Fakat bu, dayanakları sağlam bir iddia mıdır?But is it a sure bet?
Öte yandan, ND'nin kampanyasındaki dayanakları da şunlar:Meanwhile, ND is basing its campaign on:
Bunun doğru hareket olduğuna herkesi ikna etmek için, sağlam dayanaklar ortaya koymalısınız.You should make a good case in convincing everybody that it is the right move.
Kurumlar bir dayanak noktası için mücadele ederken, kaliteyle ilgili sorular devam ediyor.Institutions struggle for a foothold, but questions about quality remain.
Bazıları, hiçbir dayanakları olmadan pasaportlarını yok edip siyasi sığınma talebinde bulunuyor.Some destroy their passports and seek political asylum, without any grounds to do so.
Yasal dayanaklarLegal basis
Birkaç Batı emriyle, Tablet orta çağ ve Rönesans simyasının dayanak noktası oldu.In its several Western recensions, the Tablet became a mainstay of medieval and Renaissance alchemy.
Bu nedenle, yüksek dereceli niceleyiciler ve dayanaklar da kabul edilir.So, higher-order quantifiers and predicates are admitted as well.
Son kullanıcıların rızası, bu olası dayanaklardan yalnızca biridir.End-users’ consent is only one of these possible bases.
Granit dayanakları, dökme demir sfenksler ve altıgen fenerlerle kaplandı.Its granite abutments were topped with cast-iron sphinxes and hexagonal lanterns.
O zamandan sonra ekonomik olarak ana dayanak noktası olmaya devam etmiştir.Since that time, agriculture has continued to be the mainstay economically.
Bu düşüncelerine dayanak olarak 1979 yılında Birleşmiş Milletler'de alınan bir kararı göstermektedir.Hierbei stützt man sich auf eine UN-Resolution des Jahres 1979.
Ortaya atılan bilgilerin dayanak noktasıdır.Genau dies ist Ansatzpunkt der Revealed Preferences.
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.Das Museum ist ein Ankerpunkt der Europäischen Route der Industriekultur.
Senin iddianı destekleyen bir dayanak göster.Montre-moi un fait qui appuie ton idée.
Osmanlı Arşivciliğinin Teorik Dayanakları Hakkında.Sur la théorie des ondes sonores.
Ayrıca Yusuf'un 111 yıl yaşadığını konusunda dayanaksız iddialar vardır.Selon les évangiles apocryphes, saint Joseph aurait vécu 111 ans.
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.La mina es un punto de la Ruta Europea del Patrimonio Industrial.
Osmanlı Arşivciliğinin Teorik Dayanakları Hakkında.Aspectos de la risa en la historia oral.
Kantçılık, Kant felsefesini dayanak olarak alan felsefe eğilimi.Fundamentación filosófica del derecho en Kant.
Demokrasiye yapılan atıflarda görüleceği üzere, halkın kendi kendini yönetmesi temel dayanaktır.Para llegar al escenario de un proceso democrático resulta imprescindible dar pasos firmes como Pueblo.
Döviz, altın gibi yatırım araçları da dayanak varlık olabilir.Por ejemplo en las inversiones en equipamientos, que se convierten en costes fijos.
Bu durum tespiti, Datis Seferi hakkında bir yaklaşıma dayanak olmaktadır.Este tipo de proceso de reconocimiento parece ser interrumpido al rotar un rostro.
Soru Pyerin sonraki hayatının devamına dayanak olur.Il tema della sovrappopolazione rimarrà una delle sue maggiori preoccupazioni per il resto della sua vita.
Her şeyin dayanak noktası duyumsal kesinliktir, bilginin değeri duyumsal kesinliğe dayanmasıyla anlam bulur.Tutto si basa sul modo di conoscere, tutto si basa sulla meta-conoscenza.
Ayrıca Yusuf'un 111 yıl yaşadığını konusunda dayanaksız iddialar vardır.Salute e vigore di Giuseppe nonostante i suoi 111 anni.
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.Является одним из важных пунктов Европейского маршрута промышленного наследия.
Her şeyin dayanak noktası duyumsal kesinliktir, bilginin değeri duyumsal kesinliğe dayanmasıyla anlam bulur.Это даёт серьёзное основание сомневаться в утверждении, что знание требует уверенности.
Son yıllarda Pound-Drever-Hall tekniği lazer frekans sabitlemesinin bir dayanak noktası hâline gelmiştir.Несколько лет назад LittleBigPlanet удивляла свежестью идей.
General Vatutin komutasındaki 1. Ukrayna Cephesi, Kiev'in kuzey ve güneyinde sağlam dayanaklar oluşturdu.تمكنت الجبهة الأوكرانية الأولى، بقيادة نيكولاي فاتوتين، من تأمين رؤوس جسر شمال وجنوب مدينة كييف.
İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi.ناهيك عن الراعي الأساسي للمتصالحين ودعمه اللوجستي.
Ayrıca bu çalışmalar Isaac Newton’un evrensel yerçekimi kuvveti teorisine dayanak sağlamıştır.Essas obras também forneceram uma das bases para a teoria da gravitação universal de Isaac Newton.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi.Assim, Durkheim se interessou por uma abordagem científica à sociedade muito cedo em sua carreira.
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.De Ferropolis staat op de Europese Route voor Industrieel Erfgoed.
Asıl sebep ile ilgili ortada sonradan uydurulan birçok dayanaksız görüş bulunmaktadır.Za zasadą jednomyślności przemawiały istotne względy praktyczne.
Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir.Trzy pierwsze z wymienionych wyżej są obiektami zabytkowymi.
Bu hiyerarşik eşitsizlik anlayışı, reenkarnasyon inancında kendisine dayanak bulur.Detta tankesätt grundar sig i hans tro på reinkarnation.
Bu düşüncelerine dayanak olarak 1979 yılında Birleşmiş Milletler'de alınan bir kararı göstermektedir.FN:s generalförsamling beslutade sedan om detta i en resolution 1977.
Müze, Avrupa Endüstriyel Mirası Rotası üzerinde bir dayanak noktasıdır.Samhället är ett världsarv och en punkt längs European Route of Industrial Heritage.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dayanak ile cümle - dayanak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App