dayanağı ile cümle

dayanağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Jill'i hisse senetlerini çalmakla suçlayacak hiçbir dayanağın yok.You have no grounds for accusing Jill of stealing the stock certificates.
Bu son birkaç aydır tek dayanağım kocam oldu.My husband's been my rock during these last few months.
Kitabın dayanağı esasen kusurludur.The premise of the book is fundamentally flawed.
Bu iddianın dayanağı nedir?What is the basis for this claim?
O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir.They are a relief from the stars, and a delight."
(Bu durum, pasifizmin, revizyonizmin bu ülkelerdeki maddi dayanağını teşkil etmektedir.)”(See, for example, ref. and works quoted therein.)
Tapınaklar ekonominin temel dayanağını oluşturdu.The temples formed the backbone of the economy.
Bunu savunanların dayanağı ise Bartolomé de las Casas’dır.One of his mentors was Bartolomé de Las Casas.
Ancak tarihî dayanağı yoktur.It appears to have no historical basis.
Turizm, ada ekonomisinin başlıca dayanağıdır.Tourism is now the mainstay of the island's economy.
Bu deklarasyon kurulmakta olan troçkizm yanlısı enternasyonalin dayanağı olacaktır.For example, a universal affirmative statement would become a universal negative statement.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.I grew up without my mother who died when I was two.
Hammadeler binlerce yıl süren tarımsal ekonominin dayanağıydı.Commodities were the basis of the agrarian economy that lasted for millennia.
Bu ufak, 70 kiloluk yağ tulumları kutup ayılarının temel dayanağı.These little, fat dumplings, 150-pound bundles of blubber are the mainstay of the polar bear.
Bu cumhuriyetin kurucularının dayanağı açısından bir yozlaşmadır.It's a corruption relative to the framers' baseline for this republic.
Ve para; varolan kaynakları temsil etmiyorsa sosyal yönetim için hiçbir dayanağı yoktur.And if money doesn't represent available resources it has no basis for social management.
Bu benim temel dayanağım.That's my premise.
Onun güvendiği şey kırılır, Dayanağı ise bir örümcek ağıdır.Whose confidence shall break apart, Whose trust is a spider's web.
Çünkü umudum sensin, ey Egemen RAB, Gençliğimden beri dayanağım sensin.For you are my hope, Lord Yahweh; my confidence from my youth.
Çünkü yardım isteyen yoksulu, Dayanağı olmayan düşkünü o kurtarır.For he will deliver the needy when he cries; the poor, who has no helper.
Bu başvurunun dayanağı nedir?What is its case for submitting the application?
Bu katılımın hukuki dayanağı Kosova parlamento tarafından mümkün hale getirildi.The legal basis for this inclusion was made possible from the Kosovo parliament.
Bu önemli ilkeye saygı, hem girişimlerin hem de birleşmiş Avrupa'nın temel dayanağıdır.Respecting this fundamental principle is the basic reason of initiatives, but also of united Europe.
Suçlamaların meşru bir dayanağı olabilir veya olmayabilir.The charges may or may not have any legitimate basis.
Özellikle fielding ve Marylebone Kriket Kulübü'nün erken bir dayanağıydı.He was especially noted for his fielding and was an early stalwart of Marylebone Cricket Club.
Eğitim dayanağıPillars of Education
Örneğin Almanya’da bankacılık yasası kredi kurumunun yasal dayanağıdır.In Deutschland ist das Kreditwesengesetz Rechtsgrundlage für Kreditinstitute.
Bunu savunanların dayanağı ise Bartolomé de las Casas’dır.Zwei der dort vorgetragenen Meinungen sind durch Bartolomé de las Casas überliefert.
O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir.Rechts davon befinden sich der Mond und ein Stern.
Suçlamaların dayanağı, gazetelerdeki yazıları idi.Die Ursachen für die Vorwürfe finden sich in seinen Texten.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Wäre es nach meinem Vater gegangen, wären wir nicht zurück, aber meine Mutter wollte es unbedingt.
O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir.There's Magic in the Stars (ou plus simplement Believe).
2. Kanuni dayanağı olmadan kimse tutuklanamayacak, hapis ve sürgün edilemeyecekti.Des choses qu'ils ne pourraient pas faire sans divorcer ou se retrouver en prison.
Ancak tarihî dayanağı yoktur.Mais elle n'a rien d'historique.
Ancak tarihî dayanağı yoktur.Pero no hay reconstrucciones históricas.
AGROVOC Tarımsal Ontoloji Geliştirme (AOS) projesinin dayanağını oluşturmaktadır.El Tesauro AGROVOC es la base del servidor de conceptos AGROVOC (CS).
Tarım bu şehir için sonraki dönemlerde de başlıca ekonomik dayanağı oldu.La agricultura fue durante mucho tiempo la base económica de la ciudad.
Suçlamaların dayanağı, gazetelerdeki yazıları idi.Vi lo que dijiste en los periódicos.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Mi madre estaba convencida de que moriría, pero solo pensaba en mí.
Ancak tarihî dayanağı yoktur.Ma non esistono fonti storiche.
Böylece, doğal dayanağından yoksun buz daha kolay kırılır.A causa della sua natura, non può essere congelato da Sub-Zero.
O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir.«О фазах неподвижных звёзд и собрание их знамений».
Koleksiyonun ilk eseas dayanağı Medici ve Lorraine ailelerinin koleksinlarına dayanıyordu.В начале основу музейного фонда составляли семейные коллекции династий Медичи и Лорена.
İçerik filtrelemenin ilk yasal dayanağı, Bakanlar Kurulu'nun 12 Şubat 2001 tarihli kararnamesidir.الأساس القانوني لتصفية المحتوى هو القرار الصادر عن مجلس الوزراء بتاريخ 12 فبراير 2001.
Örneğin Almanya’da bankacılık yasası kredi kurumunun yasal dayanağıdır.في ألمانيا, المحاسبة يحكمه "قانون الضرائب".
Bu uygarlığın önemli bir dayanağını medreseler oluşturmaktadır.وسيرسي قاعدة هامة للشعب...
Tapınaklar ekonominin temel dayanağını oluşturdu.Os templos formavam a espinha dorsal da economia.
Terimin dayanağı, kutsal metinleri bir araya getiren The Fundamentals kitabıdır.O Cânon Bíblico - A Origem da Lista dos Livros Sagrados.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Sua mãe era a única pessoa que estava com ele, quando faleceu; Mme.
Bunu savunanların dayanağı ise Bartolomé de las Casas’dır.Een van zijn mentors was Bartolome de las Casas.
Böylece, doğal dayanağından yoksun buz daha kolay kırılır.Men moet dus wachten tot het ijs op natuurlijke wijze is aangegroeid.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Zijn ouders wisten dat hij stervende was, maar geen van beide was erbij toen hij stierf.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.W tych warunkach ojciec był zawsze niepewny, niewątpliwa była tylko matka.
Bu iddiaların çoğu efsane halindedir ve tarihsel dayanağı bulunmamaktadır.Większość przetrwałych inskrypcji dotyczy faktów historycznych i nie zawiera żadnych przepowiedni.
Lakin, 40 gün sürmelerinin bilimsel bir dayanağı yoktur.Något bra vetenskapligt stöd för att just sextio minuter skulle vara en avgörande gräns finns dock inte.
Bu iddiaların çoğu efsane halindedir ve tarihsel dayanağı bulunmamaktadır.Це повідомлення базується більше на легендах і не має підтвердження в історичних документах.
Tek dayanağımız Buffy'di, ama o bile yeniliyor."Але ти був занадто поганим для мене, Аресе; і ти все ще такий».
Kilisenin temel dayanağı anlamında bu isim verilmiştir.Розповідалося у цьому творі від імені церкви.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Той, хто був моїм чоловіком, нині мертвий, а сина в мене немає.
Şu, Antik Mısır dininde, kuru hava tanrısı ve gökyüzünün dayanağı.Шу — в староєгипетській релігії бог повітря, що розділяє небо і землю.

İlgili Sayfalar