dayanıyor ile cümle
dayanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.І слово мов, і проповідь моя не в переважливих словах людської премудрості, а в явленню духа і сили,
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.ודברי וקריאתי לא לפתות באמרי חכמת בני אדם כי אם בתוכחת הרוח והגבורה׃
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.وكلامي وكرازتي لم يكونا بكلام الحكمة الانسانية المقنع بل ببرهان الروح والقوة
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.我 說 的 話 講 的 道 、 不 是 用 智 慧 委 婉 的 言 語 、 乃 是 用 聖 靈 和 大 能 的 明 證
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.我 說 的 話講 的 道 、 不 是 用 智慧 委婉 的 言語 、 乃是 用 聖靈 和 大能 的 明證
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Ahora, por supuesto, las tecnologías habilitantes están basadas en Internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Aujourd'hui, bien entendu, toutes ces technologies sont fondées sur Internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Bineînţeles, tehnologiile care permit asta sunt bazate pe internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.지금은 그러한 기술들이 인터넷에 기반을 두고 있습니다.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Namost, világos, hogy a technológiák működése az Interneten alapszik.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Natürlich basieren die heutigen "ermöglichenden" Technologien auf dem Internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Nu zijn deze technologieën natuurlijk gebaseerd op het Internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Oggi, certamente, queste tecnologie abilitanti sono basate su Internet.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Teraz oczywiście, możliwe technologie bazują na internecie
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Сега, разбира се, тези технологии са базирани в интернет.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.Сейчас же в основе технологий, открывающих возможности, лежит, конечно, Интернет.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.עכשיו, כמובן, התוכנות שמאפשרות זאת מבוססות על האינטרנט.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.الآن، بالطبع، تقوم التكنولوجيات المحفّزة على شبكة الإنترنت.
Tabi bunlar mümkün kılan teknolojiler internete dayanıyor.そして 多対多の時代 あらゆるデスクトップは現在印刷機であり
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Also haben wir, also Ushahidi, etwas entwickelt, das diese Informationen über Crowdsourcing verarbeitet.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Amit létrehoztunk, az persze az "Ushahidi", tömegesen kiszervezzük az információt.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Assim, o que nós criámos, o Ushahidi, foi o tratamento dessas informações com a colaboração de massas.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Ce que nous créons bien sûr, Ushahidi, c'est le crowdsourcing, la foule-traitance de cette information.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.De aceea am şi construit Ushaldi această informa
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Il nostro sistema, Ushahidi, processa questa informazione collettiva.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.그래서 우리가 만든 우사히디가 바로 정보들을 크라우드소싱하는 시스템이죠.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Maar ze weten het niet. We ontwikkelden voor Ushahidi, crowdsourcing van informatie.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Så vad vi byggde var förstås, Ushahidi, som källhänvisar informationen från folkmassan.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Takže to, co jsme vytvořili, Ushahidi, je filtr tohoto množství informací.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Takže, to čo sme vytvorili, Ushahidi, je filter tohto davu informácií.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Vì thế, cái mà chúng ta xây dựng ở Ushahidi là một nguồn cung cấp thông tin từ đám đông.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Więc to, co stworzyliśmy, Ushahidi, używa tłumu jako źródła informacji.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Yang kami bangun, Ushahidi, Melakukan crowdsourcing (melempar ke publik) terhadap informasi ini.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Γι' αυτό, αυτό που δημιουργήσαμε, το Ushahidi, είναι μια προσπάθεια ανάληψης της πληροφορίας από το πλήθος.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Вот мы и построили Ushahidi для краудсорсинга такой информации.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Но не знаят. Разбира се, това, което създадохме - Ушахиди, е краудсорсинг на тази информация.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.Тож те, що ми створили, звісно, Ушагіді - збирає цю інформацію від незалежних дописувачів.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.והפרויקט שלנו, "אושהידי," פשוט מרכז את כל המידע הזה.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.لذا ما بنيناه بالفعل، أوشاهيدي هو حشد مصادر هذه المعلومات
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.この情報をクラウドソースすることでした このTwitterをみてください 情報過剰になっています
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.1つの使命を原動力 としています でもアイデアを広めるという 目的でやっていく中で
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Alles wat we hier bij TED doen, komt voort uit dezelfde missie: ideeën verspreiden.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Allt vi gör på TED drivs av samma kall, Vilket är att sprida idéer.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Minden, amit a TED-en teszünk, ugyanazt a célt szolgálja: terjeszteni az ötleteket.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Semua yang kita lakukan di TED didorong oleh misi yang sama, yakni untuk menyebarkan ide-ide.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Tất cả mọi thứ mà chúng tôi làm tại TED cũng là để thực hiện nhiệm vụ này, đó là để truyền bá những ý tưởng.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.우리가 TED에서 하는 모든 것들은 하나같이 같은 사명으로부터 비롯된 것입니다. 바로 아이디어를 확산하고자 하는 것이죠.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Todo lo que hacemos en TED se guía por la misma misión, que es difundir ideas.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Tutto quello che facciamo a TED è guidato dalla stessa missione, quella di diffondere le idee.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Unsere ganze Arbeit bei TED wird von derselben Mission bestimmt, der Verbreitung von Ideen.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Vše, co děláme v TEDu, má stejný cíl - tedy šířit myšlenky.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Vse, kar počnemo pri TED, žene isto poslanstvo, to je širjenje idej.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Wszystkiemu, co robimy w TED, przyświeca jeden cel: szerzenie idei.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Ό,τι κάνουμε στο TED ωθείται από την ίδια αποστολή, που είναι η διάδοση των ιδεών.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Всё, что мы делаем на TED, следует одной миссии — распространять идеи.
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.كل شيئ نفعله في TED مدفوع بنفس المهمة، وهي نشر الأفكار.
Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor, ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.Dotýká se vaší kůže, vnímá ji a ví, kdy mluvíte.
Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor, ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.Es berührt deine Haut; es sitzt auf deiner Haut und es bemerkt es, wenn du sprichst.
Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor, ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.Het voelt je huid; het rust op je huid, en het weet wanneer je praat.
Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor, ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.Il sent votre peau ; il s'appuie sur votre peau, et il sait quand vous parlez.