dayanır ile cümle

dayanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Doğal seleksiyon en güçlü olanın hayatta kalması ilkesine dayanır.Естественный отбор - это когда выживает сильнейший.
Doğal seleksiyon en güçlü olanın hayatta kalması ilkesine dayanır.ברירה טבעית היא הישרדותם של החזקים.
Doğal seleksiyon en güçlü olanın hayatta kalması ilkesine dayanır.والانتقاء الطبيعي هو نمو الخلايا المناسبة
Doğal seleksiyon en güçlü olanın hayatta kalması ilkesine dayanır.増殖力の高いガン細胞の一つが
Edward de Bono: Sahnede büyü neredeyse tamamen momentum hatasına dayanır."Bühnenzauberei verlässt sich fast ausschließlich auf den Irrtum des Momentums.
Edward de Bono: Sahnede büyü neredeyse tamamen momentum hatasına dayanır."Magia de scenă se bazează aproape în totalitate pe eroarea de moment.
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.Hiệu ứng chiếu phim phân màn là kỹ xảo từng được Brian De Palma sử dụng để phân cảnh phim, ví dụ như Carrie.
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.La tecnica di dividere lo schermo è ripresa da Brian De Palma, che l'ha usata in vari film fra cui Carrie.
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.zaś efekt podzielonego ekranu z dzieł Briana de Palmy, choćby z "Carrie".
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.A régi időkben a vezénylés, a zenélés, kevésbé szólt a bizalomról, inkább a kényszerről.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Dans le temps, diriger, créer de la musique, reposait mois sur la confiance que su la coercition.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Di masa lalu, memimpin orkestra, bermain musik lebih mengenai paksaan ketimbang kepercayaan.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.En los viejos tiempos, dirigir, hacer música tenía menos que ver con la confianza y más con la coerción.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Francamente, in passato, dirigere, fare musica, avevano più a che fare con la coercizione che con la fiducia.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.Früher ging es beim Dirigieren und beim Musizieren weniger um Vertrauen und, ehrlich gesagt, mehr um Nötigung.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.예전의 지휘와 작곡활동은 믿음 보다는 사실 강제적인 것이 많았습니다
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.V minulosti bylo dirigování a skládání hudby méně o důvěře a, na rovinu řečeno, o nátlaku.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.W dawnych czasach dyrygowanie, tworzenie muzyki, opierało się mniej na zaufaniu, a bardziej na przymusie.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.В давні часи, диригування, творення музики, йшло менше про довіру і більше, направду, про примус.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.В прошлом, дирижёрство, музицирование, основывалось скорее не на доверии, а, честно говоря, на принуждении.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.בעבר, ניצוח, עשיית מוזיקה, התבססה פחות על אמון ויותר, למען האמת על כפייה.
Eski günlerde, şeflik, müzik üretme, güven değil de samimi olmak gerekirse daha çok baskıya dayanırdı.率直なところ強制でさせるものでした 第二次世界大戦以前の指揮者というと
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Alligevel lever den gamle myte videre: vi vinder eller taber indeni os selv.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Eppure sopravvive un antico detto: vinciamo o perdiamo dentro di noi.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Érvényes az ősi mondás: győzelem és vereség belülről fakad.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Jedoch lebt der uralte Anspruch fort: Wir gewinnen oder verlieren in uns selbst.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.하지만 고대의 주장이 생존합니다: 우리는 우리의 존재내에서 이기거나 집니다. 선반위에서 빛나는 트로피들로는
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Lời tuyên bố cổ xưa cứ như vậy mà sống mãi: rằng việc thắng hay thua là nằm bên trong mỗi người.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz."Mas há uma antiga afirmação: "Ganhamos ou perdemos dentro de nós mesmos".
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Namun, ada kepercayaan lama yang berteguh: kita menang atau kalah dengan diri sendiri.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Napriek tomu žije staré tvrdenie: Vyhrávame a prehrávame vo svojom vnútri.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Pamiętajmy jednak starożytne przysłowie: wygrywamy lub przegrywamy jedynie sami ze sobą.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Pourtant il existe une ancienne croyance qui dit : Nous gagnons ou nous perdons en nous.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Sin embargo, las vidas de nuestros ancestros claman: ganamos o perdemos dentro de nosotros mismos.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Totuşi există înţelepciunea străveche: câştigăm sau pierdem în interiorul nostru.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Ακόμη εξακολουθεί να είναι ζωντανό το αρχαίο ρητό : κερδίζουμε ή χάνουμε μέσα μας.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.И все пак животите на древните твърдят: печелим или губим вътре в себе си.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Хотя есть старое выражение, что мы побеждаем или проигрываем сами.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz."ובכל זאת מזמן כבר נאמר: "אנחנו מפסידים ומנצחים עמוק בפנים. הגביעים הבוהקים על המדפים
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.لكن هناك إدعاءات قديمة: نحن نفوز أو نخسر داخل أنفسنا. الجوائز المرصوصة على أرففنا
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.勝ち負けに自分は関係ない 頭上に光るトロフィは 明日の勝利をもたらしてはくれない
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Ale "otcem geometrie" se stal Eukleides kolem roku 300 př. n. l.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.사람들이 "유클리드의 기하학 (Euclidean geometry)" 에 대하여 종종 이야기하는 이유는 약 B.C. 300년 전이기 때문입니다
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Euklid levende omkring år 300 før vores tidsregning.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Motivul pentru care se vorbeste mai mult despre "Geometria Euclidiana" s-a intamplat cam pe la 300 i.e.n.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Powód, dlaczego ludzie często mówią o "Geometrii euklidesowej" jest około 300 p.n.e.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Si parla di "Geometria euclidea" a partire dal 300 a.C.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.І причина, чому люди часто говорять про "Евклідову геометрію" зародилася ще блисько 300 року до н.е.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.Причината хората често да говорят за "Евклидова геометрия" датира някъде около 300 г. пр. Хр.
Euclidean geometrisi milattan önce 300 yıllarına dayanır.السبب الذي يجعل الناس كثيرا ما نتكلم عن هندسة إقليدس حوالي 300 قبل الميلاد
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.Aceasta este esenta ideii de difuzare.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.A to je jádrem šíření myšlenek.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.Ed è quella l'essenza del nuovo modo di diffondere le idee.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.En dat is de essentie van waar ideeëndiffusie naartoe gaat.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.Essa é a essência para onde se dirige a difusão de ideias.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.Et c'est l'essence même de la propagation d'une idée.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.Ez a lényeg az ötletek áramlása mögött.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.In to je bistvo širjenja idej.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.I to jest właśnie istota wymiany idei.
Fikir yayılımının temeli de zaten buna dayanır.그리고 실제로, 아이디어 전파의 핵심 역시 '돋보임'에서 시작됩니다.

İlgili Sayfalar