Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.So, leave them until they face their day (of doom) when they will be stunned.
İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.For them is grievous punishment, and none will help them.
O, dayanılmaz güce sahiptir.But mighty is He in (His) power.
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Fakat bize Allah’tan dayanılmaz bir azap gelecek olursa bize kim yardımcı olabilecek?"But who will help us, against the might of God, if it comes upon us?'
Onlar hâlâ ALLAH hakkında tartışıyorlar. O, dayanılmaz güce sahiptir.And they dispute concerning Allah, and He is strong in prowess.
Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın.And recall that We delivered you from the people of Pharaoh.
Dedi ki: "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum.He said, ‘I complain of my anguish and grief only to Allah.
Durum artık dayanılmaz bir hal almıştır."This is no longer bearable."
Sıcaklar dayanılmaz hale geldiğinde onlar nereye gidiyor?Where do they go they go when the summer heat becomes unbearable?
Sonra birkaç hafta onlar sonucuna hayatta California gibi dayanılmaz ve gitti.After several weeks they concluded life in California as unbearable and left.
Dayanılmaz bir şekilde acı çekiyorum. " dedi. [1]I suffer intolerably."[3]
1246'da kardeşi, kral ve kilise arasındaki çatışmalar dayanılmaz hale geldi.In 1246, conflicts between his brother, the king, and the church became unbearable.
Ağrı dayanılmaz.Die Schmerzen sind unerträglich.
Evdeki durum her geçen gün daha dayanılmaz hale geliyor.Die häusliche Situation wird jeden Tag unerträglicher.
Yalnızlık dayanılması zor.Einsamkeit ist schwer zu ertragen.
Bu acı dayanılmaz.Dieser Schmerz ist unerträglich.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Die Verhältnisse waren untragbar geworden.
Bu dayanılmaz ağrılardan kurtulabilmek için eroine başvurdu.Ich gelobe, die unerschöpflichen Leiden zu beseitigen.
Koku dayanılmaz.L'odeur est insupportable.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.En outre, la pression sociale est devenue insupportable.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Inquiète de leur relation, la mère de Paul va s’opposer ouvertement à leur liaison.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.La tensión se vuelve insoportable.
Şems-i Tebrizî Şam’a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır.Siempre que Tingle le entrega huesos (le encantan), éste le devuelve el favor con rupias.
Bu dayanılmaz ağrılardan kurtulabilmek için eroine başvurdu.Tuvo que retirarse por unos insoportables dolores de espalda.
Akrabaların bu dayanılmaz kaderi şehir surları içindeki generallerin morallerinin çökmesine yol açtı.Il crudele destino di quei civili peggiorò il già compromesso morale all'interno delle mura.
Yıl sonu itibarıyla durum dayanılmazdı.В остальном конец года был небогат на события.
Onun bu "geçici" hayat tarzı, en yakın arkadaşları için bile dayanılmazdı.Её прошлое было закрытой книгой даже для самых близких друзей.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.После этого притеснения стали невыносимыми.
Çünkü onlar yalnız kaldıklarında dayanılmaz bir can sıkıntısına kapılırlar.Когда все сделаются бездеятельными, то (на земле) будет полное спокойствие.»
Çünkü onlar yalnız kaldıklarında dayanılmaz bir can sıkıntısına kapılırlar.ويقال: أَصابتهم جَلِيفةٌ عظيمةٌ إذا اجْتَلَفَتْ أَموالَهم، وهم مُجْتَلَفُون.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.A situação logo se tornou insuportável.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.O coração de seu marido é doado a Paul, que inicia sua recuperação.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Het beleg was onhoudbaar geworden.
Şems-i Tebrizî Şam’a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır.Wanneer de indringer zich niet laat verjagen, valt de broedende specht hem aan door te pikken met zijn snavel.
Onu dayanılmaz buldu.Hij vond haar onweerstaanbaar.
Makat apseleri dayanılmaz ağrıya neden olan şişliklerdir.Lub po prostu, że jesteś odporny na ból.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Облога ставала нестерпною.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Situace se stávala neúnosnou.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Manifestația devenise imposibilă.
Dünya barışının küresel ütopyası genellikle tarihin muhtemel dayanılmaz sonu olarak görülür.O utopie a păcii planetare este considerată adesea unul dintre sfârșiturile istoriei.
Sessizlik dayanılmazdı.Tăcerea era de nesuportat.
Norwich, 717/718 kışını "bir insanın hatırlayabildiği en dayanılmaz kış" olarak tanımlar.Norwich leírása szerint a 717–718-as tél „a legkegyetlenebb volt emberemlékezet óta”.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.És akkor az utazás elviselhetetlenné válik.
Holokost inkârı davalarında çoğunlukla bu kavrama dayanılmaktadır.Sok vallásos ember számára a kérdést leginkább a holokauszt vetette fel.
Yıl sonu itibarıyla durum dayanılmazdı.Vuoden loppupuoliskokin oli kiireinen.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.Om formiddag ble situasjonen uutholdelig.
1886'nın sonlarına doğru Theo artık Vincent ile yaşamayı "hemen hemen dayanılmaz" bulmaya başlamıştı.Pada akhir tahun 1886, Theo merasa "hampir tidak tahan lagi" tinggal bersama dengan Vincent.
Gömlek Herakles'in üstüne yapışır ve dayanılmaz acılar vermeye başlamış.Herakles memakai jubah tersebut dan tiba-tiba merasa sangat kesakitan.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Cuộc sống bình thường của cô bị cắt ngang bởi sự xuất hiện của Paul.
Yıl sonu itibarıyla durum dayanılmazdı.年末年始は利用不可。
Bu arada babasının ölümüyle ailesinin yoksulluğu daha da dayanılmaz hale gelir.その上、さらにおじさんの助言によって人生が狂っていく。
Dayanılmaz rengi sağ tarafta görüntülenmektedir.実際の色の違いは右の表を参照。
Yıl sonu itibarıyla durum dayanılmazdı.舊地到年底才掛紙,都無所謂。
Dünya barışının küresel ütopyası genellikle tarihin muhtemel dayanılmaz sonu olarak görülür.世界和平那样的全球的乌托邦往往会被视为历史的结局和终结。
Albay William W. Quinn, Dachau’da şunları söyledi: “taburlarımız sesler duydu ve dayanılmaz kokuları hissetti.미7군 William W. Quinn 대령은 Dachau 수용소에 대해 “우리 부대는 그 곳에서 믿기 힘들 정도로 끔찍한 광경, 소리, 악취를 목격하였다.
Kabarcıklar eklemlerde oluştuğunda ağrı dayanılmaz hâle gelir ve vücut hareketleri kısıtlanır.כאשר תעוקת הלב יציבה, הכאב מופיע במאמץ גופני וחולף במנוחה.
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.התנהגותה נעשתה לבלתי נסבלת.
Gömlek Herakles'in üstüne yapışır ve dayanılmaz acılar vermeye başlamış.Otrávená krv prenikla do Heraklovho tela a spôsobila mu neznesiteľné muky.
Bu ok ona dayanılması çok güç acılar yaşatır.Silné zvuky sú však pre neho veľmi bolestivé.