dayalı ile cümle

dayalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Hij doet vrijwilligerswerk.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Il fait du bénévolat.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Jest wolontariuszem.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.봉사 활동도 하고요
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Nó là một tình nguyện viên.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Önkénteskedik.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Pracuje jako dobrovolník.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor. Yemekten önce dua ediyor.Face voluntariat, se roagă înainte să mănânce.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Είναι εθελοντής.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Доброволец е.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.Он добросовестный общественник.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.בכל תחרות בה השתתף.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.إنه يقوم بالتطوّع.
Gönüllülüğe dayalı işler yapıyor.食事の前にはお祈りをします
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Een visie gebaseerd op wat je niet kan zien: de visie van dat onzichtbare en onbekende.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.우선 볼 수 없는 것에 기반한 비전 즉 볼 수 없고 알 수 없는 것에 대한 비전이 있습니다.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Látás, amely a láthatatlanon alapszik: a látatlan és a megismerhetetlen víziója.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.La visión basada en lo que uno no puede ver: la visión de lo invisible y lo desconocido.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.La vision basée sur ce qu'on ne peut pas voir : la vision de l'invisible et de l'inconnaissable.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.La visione basata su ciò che non si può vedere: la visone dell'invisibile ed inconoscibile.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Loại dựa trên điều ta không thể nhìn thấy: tưởng tượng về cái không thấy và không thể biết được.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Sehen, was man nicht sehen kann: Das Sehen des Unsichtbaren und Unfassbaren.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Syn baseret på hvad man ikke kan se: Syn på hvad der er uset og der ikke kan vides.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Visão baseada naquilo que uma pessoa não pode ver, a visão do invisível e desconhecido.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Viziunea bazată pe ceea ce nu putem vedea, viziunea asupra nevăzutului şi necunoscutului.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Widzenie oparte na tym, czego nie widać: umiejętność ujrzenia niewidzialnego i nieznanego.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Η όραση που βασίζεται σε ότι δε μπορούμε να δούμε: η όραση του αόρατου και του άγνωστου.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Виждане базирано на това, какво не можеш да видиш: такова за невидимото и непознатото.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.Первое — зрительное восприятие того, что нельзя увидеть — невидимого, неизвестного.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.ראיית הנולד, של מה שעדיין לא גלוי - ראיית הנסתר והלא ידוע.
Görülemeyene dayalı görme, yani görülmeyeni, bilinmeyeni görme.رؤية مبنية على ما لا يمكن للشخص رؤيته: تلك الرؤية غير مرئية وغير معروفة
Göstergelere dayalı düzenli raporRegelmæssig indlkatorbaseret rapport
Göstergelere dayalı düzenli raporSpridning av forskningsresultat m.m. 3.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.Ale přesně to slepě tolerujeme v celé vědecky založené medicíně.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.Dar exact asta tolerăm orbește în dovezile din medicina ştiinţifică.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.De pontosan ez az, amit vakon elviselünk a tényeken alapuló orvoslás esetén.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.Mutta tämä on juuri sitä, mitä sokeasti siedämme näyttöön perustuvassa lääketieteessä.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.Но това точно е нещото, на което ние сляпо се подчиняваме в цялата базирана на доказателства медицина.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.Ale problem hałasu może też powstać na podstawie informacji dochodzących ze świata zewnętrznego, przez uszy.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.Het ruisprobleem kan zich ook voordoen door de verstrekte informatie in de wereld, van de oren.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.또 잡음 문제는 세계로부터 제공받은 정보에서 일어난다고 할 수도 있겠습니다. 즉 귀로부터 말입니다.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.Tôi có thể nói vấn đề tiếng ồn cũng xuất hiện trong đường truyền của thông tin được cung cấp từ thính giác.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.Також проблема шуму може виникнути на основі інформації, що надходить із зовнішнього світу через вуха.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.עכשיו, אפשר לומר שבעיית הרעש יכולה גם להיות תוצאה של מידע המתקבל מהעולם, מהאוזניים שלנו.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.الآن يمكن أن أقول أن مشكلة التشويش يمكن أن تحدث أيضا على أساس المعلومات المقدمة في العالم ، من خلال الأذنين.
Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim.耳から入ってくる 情報によっても起こりえます みなさんの中で高齢の方はご存じかと思いますが
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Begitu lazimnya hingga menyentuh inti dari kedokteran berbasis bukti.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.De fapt e atât de acută, încât alterează miezul medicinei validate ştiinţific.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.De hecho es tan frecuente que corta el núcleo de la medicina basada en evidencia.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Det er faktisk så fremherskende at det går til kernen af evidensbaseret medicin.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Di fatto è così diffuso che va dritto al nocciolo della medicina basata sulle prove
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.이젠 증거 기반 의학(EBM)의 핵심이 되었습니다.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.En fait il prévaut tellement qu'il touche au coeur de la médecine factuelle.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Es ist sogar so verbreitet, dass es auch die Grundlagen der evidenzbasierten Medizin betrifft.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.É tão predominante que vai até ao âmago da medicina baseada em provas.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.In feite zozeer dat het de op bewijsmateriaal gebaseerde geneeskunde in het gedrang brengt.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Je dokonca taký častý, že siaha až do jadra medicíny založenej na dôkazoch.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Je tak rozšířený, že proniká do jádra medicíny založené na důkazech.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.Se on niin ajankohtainen, että se leikkaa koko näyttöön perustuvan lääketieteen ytimeen.
Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.To reboxetyna, lek antydepresyjny, który sam przepisywałem.
İlgili Sayfalar