dayalı ile cümle
dayalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tartışma karşılıklı saygıya dayalıdır.Discussion is based upon mutual respect.
Hikayenin kendi deneyimlerine dayalı olduğuna dair bir kanıt yoktur.There is no evidence that the story is based on his own experience.
Hikaye gerçeğe dayalıdır.The story is based on fact.
Yeni plan bizim fikrimizin üzerine dayalı.The new plan is based on our idea.
Ülke ekonomisi tarıma dayalıdır.The country's economy depends on agriculture.
Oyun gerçek bir hikayeye dayalıdır.The play was based on a true story.
Söylenti gerçeklere dayalı değildi.The rumor had no foundation in fact.
Bu gerçeğe dayalıdır.This is based on fact.
Bu hikaye gerçeğe dayalıdır.This story is founded on fact.
Biz bazen eylemlerine dayalı olarak diğerlerini yargılarız.We sometimes judge others based on their actions.
Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.The Japanese live mainly on rice.
Onun argümanı gerçeklere dayalıydı.His argument was based on facts.
Onun ifadesi gerçeğe dayalıydı.His statement was based on the fact.
Onun teorisi dikkatli araştırmaya dayalıdır.His theory is based on careful research.
O ankete dayalı sonuçlarını çıkardı.He drew his conclusions based on that survey.
Süt ve sebzeye dayalı yaşar.She lives on milk and vegetables.
Karı koca arasındaki ilişki aşka dayalı olmalıdır.The relationship between husband and wife should be based on love.
Toplam dürüstlüğe dayalı bir ilişki başarısızlığa mahkûmdur.A relationship based on total honesty is bound to fail.
Çok sayıda ülke tarıma dayalıdır.Many countries depend on agriculture.
Bizim dünyamız elektrik enerjisine dayalı çalışır.Our world runs on electricity.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Onun iddiası gerçeklere dayalı değildi.Her argument was not based on facts.
Bu film bir romana dayalı.This film is based on a novel.
Görüşün gerçeğe dayalı değil.Your argument is not based in reality.
Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.All life is based on chemistry and all living things are composed of chemical compounds.
Hiçbir şey korkuya dayalı saygıdan daha aşağılık değildir.Nothing is more contemptible than respect that is based on fear.
Bu karşılıklı anlaşmaya dayalıydı.It was consensual.
Tom'un kedisi bacağına dayalı kıvrılıp yatmıştı.Tom's cat snuggled against his leg.
Kanaate dayalı bir karar verdim.I made a judgment call.
Maaşın komisyonlara dayalı.Your salary is based on commissions.
Maaşınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Maaşınız komisyona dayalıdır.Your salary is commission-based.
Maaşınız yaptığınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Her şey paraya dayalı olmamalıdır.Not everything should be based on money.
Geometri noktalar, çizgiler ve düzlemlere dayalıdır.Geometry is based on points, lines and planes.
Kendi çocukluk anılarına dayalı bir roman yazdı.She wrote a novel based on her own childhood memories.
Fantezi gerçeğe dayalıdır.Fantasy is based on reality.
Muhtemelen Başbakan, "dinî değerlere dayalı siyaset"i kast ediyordur.Probably, the prime minister means 'politics based on religious values.'
Kanaate dayalı bir karardı.It was a judgment call.
Ortak çalışmaya dayalı bir çabaydı.It was a collaborative effort.
Onun tek hataya dayalı her eylemini eleştiremezsin.You can't criticize her every action based on one single mistake.
Varsayımlarınız neye dayalı?What are your assumptions based on?
Bu film Tom Jackson'ın bir kitabına dayalıdır.This movie is based on a book by Tom Jackson.
Bu problem bir yanlış anlamaya dayalıdır.This problem is based on a misunderstanding.
Tom beden gücüne dayalı bir işte çalışıyor.Tom has a blue-collar job.
Go karşılıklı mücadele ve alan hakimiyetine dayalı bir oyundur.Go is a game of dispute and conquest of territory.
Ayrıca mikrofinans programlarının yerel fonlara dayalı olması gerekir.Microfinance programmes also need to be based on local funds.
Ulusal hukukun %70'inden daha fazlası Brüksel'de alınan kararlara dayalıdır.More than 70% of national law is based on decisions taken in Brussels.
Ocak 2012 tarihinden itibaren, kendi şirket ofisleri Cheongdam-dong'a dayalı olmuştur.It has since January 2012, been based in its own company offices in Cheongdam-dong.
Burada ayrıca bir üçüncü koordinat sistemi iki kutup dayalı (çift açısal koordinatlar)dır.There is also a third coordinate system that is based on two poles (biangular coordinates).
Rosetta, QuickTransit teknolojisine dayalıdır.Rosetta is based on QuickTransit technology.
Kuzey İrlanda'nın bugünkü devredilmiş hükümet sistemi bu Anlaşma üzerine dayalıdır.Northern Ireland's present devolved system of government is based on the agreement.
Tahminler istatistiklere dayalıdır ve nadiren tam doğruları verir.Forecasts are based on statistics, and they are rarely perfectly accurate.
Yirmi bölümden oluşan bir televizyon dizisi ve buna dayalı bir müzikal daha sonradan yapıldı.A twenty part television series, and a musical based on it, were later produced.
Kendi İslam görüşlerine dayalı olarak yeniden bir dini diriliş yaratmaya çalıştılar.An apostate is one who renounces their religion.
Estonya bayramları çoğunlukla Batı Hristiyan takvimi ve Protestan geleneklerine dayalıdır.Estonian holidays are mostly based on the Western Christian calendar and Protestant traditions.
Farklı bir alternatif biyokimyaya dayalı organizmalar belki diğer gezegenlerde mevcut olabilirler.Organisms based on alternative biochemistry may, however, be possible on other planets.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.Diagnosis in young healthy women can be based on symptoms alone.
Bilişim Devrimi büyük ölçüde elektrik enerjisine dayalıdır.The Information Revolution is highly reliant on electric power.
Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.In this condition, individuals' actions are bound only by their personal power and conscience.
İlgili Sayfalar