Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veSeorang sersan datang kepada saya membawa senapan mesin, menodongkan ke kepala saya dan berkata,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veSeržant s guľometom prišiel ku mne, priložil mi ho k hlave a povedal,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veSierżant przyłożył mi karabin do głowy i powiedział:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veTên trung sĩ chạy ngay đến với một khẩu súng chỉa thẳng vào đầu tôi, và nói,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veUm sargento chega ao pé de mim com uma metralhadora, aponta-a à minha cabeça e diz:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veUn sargento se me acercó con una ametralladora, la puso en mi cabeza y dijo:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veUn sergente si avvicina a me con una mitragliatrice, la punta alla mia testa e dice:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veUn sergent s-a apropiat de mine, mi-a pus o armă la cap şi a spus:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veUn sergent vient vers moi avec une mitrailleuse,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veΈνας λοχίας με πλησιάζει με ένα πολυβόλο, το βάζει στο κεφάλι μου, και λέει,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veЕдин сержант дойде при мен с картечница, постави я до главата ми и каза:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veСержант подходит ко мне с автоматом, приставляет его к моей голове и говорит:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veסמל בא אלי עם מקלע, מכוון אותו לראש שלי, ואומר,
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veتقدم رقيب نحوي حاملاً مسدساً رشاشاً و صوّبه على رأسي و قال:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı ve私の頭に突きつけて 言うのです 「父親の居場所を教えろ さもないと命はない」
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Also, einfach so, führten sie mich aus der Tür, sie legten meine Hände auf den Wagen.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Aşa că ei, chiar acolo, ştii, m-au luat afară din casă, mi-au pus mâinile pe maşină.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.És ott helyben, értik, kivezettek, és a kocsira kellett tennem a kezem.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Et là, immédiatement, ils m'embarquent, me mettent les mains contre la voiture.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Hned mě vytáhli ze dveří, a opřelli mě o auto.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Joten he veivät minut ulos ja laittoivat käteni autoa vasten.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.그리고 곧바로 저를 밖으로 데리고 나와서 제 손을 순찰차에 올리게 했어요.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.llama y dice que me está buscando. Así que allí mismo me sacaron de casa, me pusieron las manos en el coche.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Quindi come niente, mi hanno trascinato fuori dalla porta, e mi hanno fatto appoggiare le mani sulla macchina.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Så lige der tog de mig ud af døren, de satte mine hænder mod bilen.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Và họ đưa tôi ra khỏi cửa ngay tại đó họ đặt hai tay tôi tựa vào xe
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Wyciągają mnie z domu, każą położyć ręce na masce samochodu.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Ze namen me mee uit mijn woning, legden mijn handen tegen de auto.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Οπότε, εκεί επί τόπου, ξέρετε, με έβγαλαν έξω απ'το σπίτι, και έβαλαν τα χέρια μου πάνω στο αυτοκίνητο.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Вони одразу витягли мене з дому, повалили на машину.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.И те, точно там, разбирате, ме извадиха извън вратата, и ми сложиха ръцете на колата.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.Они меня вытаскивают из общежития, ставят у машины, с расставленными ногами.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.ואז הם, ממש ככה, הוציאו אותי מהדלת, והשעינו את ידי על המכונית.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.ومن ثم، هناك تماما، كما تعرف، قاموا بسحبي من الباب، ووضعوا ذراعي على السيارة.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.両手を車に押し付けました それは本物のパトカーで 本物の警官でした
Sığınağın yanmaya başladığında,kendi ağzına bir silah dayadın ve ateş ettin!Ao putsch, foi fogo E quando eles chegaram no seu bunker, você colocou uma arma na boca e fogo
Sığınağın yanmaya başladığında,kendi ağzına bir silah dayadın ve ateş ettin!E quando il tuo bunker era sotto il fuoco nemico, hai messo una pistola in bocca e hai fatto fuoco!
Sığınağın yanmaya başladığında,kendi ağzına bir silah dayadın ve ateş ettin!Et quand ils sont arrivés à ton bunker tu t'es mis un flingue dans la bouche et tu as fait feu
Sığınağın yanmaya başladığında,kendi ağzına bir silah dayadın ve ateş ettin!Kun bunkkerisi alkoi olemaan tulituksen alla, pistit aseen suuhusi ja painoit liipasinta
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››(21:9) „он уповал на Господа; пусть избавит его, пусть спасет, если онугоден Ему".
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››(22:9) Recommande-toi à l`Éternel! L`Éternel le sauvera, Il le délivrera, puisqu`il l`aime! -
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››A kik engem látnak, mind csúfolkodnak rajtam, félrehúzzák ajkaikat és hajtogatják fejöket:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Alla som se mig bespotta mig; de spärra upp munnen, de skaka huvudet:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Alle de som ser mig, spotter mig, vrenger munnen, ryster på hodet og sier:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Confiou no Senhor; que ele o livre; que ele o salve, pois que nele tem prazer.
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››"En Jehovah confió; que él lo rescate. Que lo libre, ya que de él se agradó.
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››"Er klage es dem HERRN; der helfe ihm aus und errette ihn, hat er Lust zu ihm."
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››"Han har væltet sin Sag på HERREN; han fri ham og frelse ham, han har jo Velbehag i ham."
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Ieder die mij ziet, smaalt over mij. Zij grijnzen verachtelijk en zeggen hoofdschuddend:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Kaikki, jotka minut näkevät, pilkkaavat minua, levittelevät suutansa, nyökyttävät ilkkuen päätään:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Kata mereka, "Biarlah ia mengandalkan TUHAN, supaya TUHAN menyelamatkan dia, kalau TUHAN senang kepadanya!
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››"저가 여호와께 의탁하니 구원하실걸, 저를 기뻐하시니 건지실걸 하나이다"
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Mi scherniscono quelli che mi vedono, storcono le labbra, scuotono il capo
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››,,S'a încrezut în Domnul! Să -l mîntuiască Domnul, să -l izbăvească, fiindcă -l iubeşte!`` -
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Všetci, ktorí ma vidia, sa mi posmievajú, otvárajú posmešne ústa, pokyvujú hlavou
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Všickni, kteříž mne vidí, posmívají se mi, ošklebují se, a hlavami potřásají, říkajíce:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Wszyscy, którzy mię widzą, szydzą ze mnie; wykrzywiają gębę, chwieją głową, mówiąc:
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Zanašal se je na GOSPODA! Ta naj ga reši, otme ga naj, ker ima veselje nad njim!
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Ηλπισεν επι τον Κυριον ας ελευθερωση αυτον ας σωση αυτον, επειδη θελει αυτον.
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››Той упова на Господа: нека го избави; Нека го избави понеже има благоволение в него.