Adam silahı alnına dayadı ve tetiği çekti.The man put the gun against his forehead and squeezed the trigger.
Kedi burnunu pencereye dayadı.The cat pressed its nose against the window.
Merdiveni çite dayadı.He placed the ladder against the fence.
Kulağını duvara dayadı.He pressed his ear against the wall.
Hillary merdiveni duvara dayadı.Hillary rested the ladder against the wall.
Tom otuza merdiven dayadı.Tom is going on thirty.
Tom, Mary'nin kafasına bir silah dayadı.Tom stuck a gun to Mary's head.
Tom Mary'nin boğazına bir bıçak dayadı.Tom held a knife to Mary's throat.
Silahı kafasına dayadı.He put the gun to his head.
Silahı onun kafasına dayadı.He put the gun to his head.
Boğazıma bir bıçak dayadı.He put a knife to my throat.
Boğazıma bir bıçak dayadılar ve beni soydular.They put a knife to my throat and robbed me.
Tom bastonunu sandalyeye dayadı.Tom leaned his cane against the chair.
O, kafasına bir silah dayadı ve tetiği çekti.He put a gun to his head and pulled the trigger.
Tom silahı Mary'nin kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to Mary's head and pulled the trigger.
Tom bir silahı kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to his head and pulled the trigger.
Mary başını onun omzuna dayadı.Mary leaned her head on his shoulder.
Tom silahı kendi kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put the gun to his own head and pulled the trigger.
Tom silahını kafasına dayadı.Tom put the gun to his head.
Tom sırtını bara dayadı.Tom leaned back against the bar.
Tom buz torbasını kafasına dayadı.Tom held the ice pack against his head.
Tom burnunu pencereye dayadı.Tom pushed his nose against the window.
Tom kulağını duvara dayadı.Tom pressed his ear against the wall.
Tom bisikletini duvara dayadı.Tom propped his bicycle against the wall.
Tom burnunu cama dayadı.Tom pressed his nose against the glass.
Tom merdiveni çite dayadı.Tom placed the ladder against the fence.
Mary dizlerini göğsüne çekti ve çenesini onlara dayadı.Mary pulled her knees up to her chest and rested her chin on them.
O başını onun omzuna dayadı.She rested her head on his shoulder.
Tom, Mary'nin başına bir silah dayadı.Tom held a gun to Mary's head.
Otuzuma merdiven dayadım.I'm about to turn thirty.
Merdiveni duvara dayadık.We leaned the ladder against the wall.
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veA sergeant comes up to me with a machine gun, puts it to my head, and says,
Rehineleri kapıya dayadım !I'll tie all the hostages up at the door.
Balkona bir merdiven dayadım.I've put a ladder against the balcony.
Orada, yani o anda beni kapıdan çıkardılar, ellerimi araca dayadılar.So they, right there, you know, they took me out the door, they put my hands against the car.
‹‹Sırtını RABbe dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!››"He trusts in Yahweh; let him deliver him. Let him rescue him, since he delights in him."
Kedi burnunu pencereye dayadı.Le chat a appuyé son nez contre la fenêtre.
Elliye merdiven dayadı.Il frôle les cinquante ans.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.Dite piuttosto " Ci sottomettiamo", poiché la fede non è ancora penetrata nei vostri cuori.
O, kafasına bir silah dayadı ve tetiği çekti.Он приложил оружие к своей голове и нажал на спусковой крючок.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.Скажите: „Мы уверовали в то, что ниспослано нам, и то, что ниспослано вам.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.تقبل الله منا ومنكم صالح الاعمال) — Хай прийме Аллах від нас і від вас праведні справи!
Merdiveni çite dayadı.Hän asetti tikapuut aitaa vasten.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.“사실상 우리의 믿음은 하나님께 순종함과 함께 시작하며, 이해를 앞서며, 그런 방식으로 믿음은 확실한 지식에 의해서 우리의 마음을 조명한다.”
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruEla recuou, baixou os braços, pôs as mãos nas ancas, deu meia volta e gritou pela sala:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruHátralépett, leengedte a karját, csípőre tette a kezét, megfordult és átkiabált a termen:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğru그녀는 물러나서 팔을 떨어뜨리고, 엉덩이에 손을 놓고 뒤로 돌아서 소리를 질렀습니다.
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruLei si fece indietro, buttò giù le braccia, le mise ai fianchi, si girò e strillò in mezzo alla sala,
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruOdsunęła się, załamała ręce, wzięła się pod boki i krzyknęła na całą salę:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruVà cô ấy lùi lại, thả tay xuống, chống tay lên hông, quay ra hét với cả lớp,
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruY se apartó, bajó sus brazos, los puso sobre sus caderas, se dio vuelta y gritó en todo el salón,
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruТя се отдръпна назад, простря ръце надолу, сложи ги на ханша си, обърна се и извика през залата:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruוהיא התרחקה, זרקה את הידיים, שמה אותם על המותניים, הסתובבה וצעקה לכל הכיתה
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruفانسحبت .. واخفضت ذراعيها ، وضعتها على خاصرتها ، استدارت واخذت تصرخ في القاعة ،
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğru反対を向き、教室中に響く声で言いました 「この男は筋肉の塊のくせに-
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veEen sergeant komt op me af met een machinegeweer, zet het tegen mijn hoofd en zegt:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veEgy őrmester jött felém fegyverrel, a fejemnek szegezte és azt mondta:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veEin Feldwebel kommt mit einem Maschinengewehr auf mich zu, setzt es mir an den Kopf und sagt:
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı veEn officer kommer fram till mig med ett maskingevär, sätter det mot mitt huvud och säger
Makineli tüfekle bir çavuş bana gedi, kafama silahı dayadı ve병장이 기관총을 가지고 저에게 오더니 제 머리에 겨누고, 말했습니다.