day ile cümle

day kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Geometri noktalar, çizgiler ve düzlemlere dayalıdır.Geometry is based on points, lines and planes.
Ben haşlanmış soğana dayanamam.I can't stand boiled onions!
Tom uyuduğu zaman sırtını dayamak için bir yastık kullanır.Tom uses a pillow to support his back when he sleeps.
Yaşamayı sürdürmek için tek yolumuz insani dayanışmadır.Human interdependence is our only way to survive.
Bu gürültü dayanılmaz.This noise is unbearable.
Kendi çocukluk anılarına dayalı bir roman yazdı.She wrote a novel based on her own childhood memories.
Ellerini duvara daya.Put your hands against the wall.
Senin yüzünü sevmiyorum ve ben artık şirketinize dayanamıyorum.I don't like your face and I can't bear your company any longer.
Boğazıma bir bıçak dayadı.He put a knife to my throat.
Boğazıma bir bıçak dayadılar ve beni soydular.They put a knife to my throat and robbed me.
O film aynı adı taşıyan bir kitaba dayanır.That movie is based on a book of the same name.
Sizin davranışınız dayanılmaz.Your behaviour is intolerable.
Gelecek yıl için bütçenin hesaplanması bu yılın maliyetlerine dayanmaktadır.The calculation of the budget for next year is based on the costs this year.
İhtiyacın olan şey dayanıklılıktır.What you need is staying power.
Yoksun olduğun şey dayanma gücü.What you lack is stamina.
Sen en büyük zayıflığımı keşfettin: dayanılmaz ağrı.You discovered my biggest weakness: excruciating pain.
O sıralarda Tom Boston'daydı.At that time, Tom was in Boston.
Arabana dayanan şu adam kim?Who's that guy leaning against your car?
Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.Tom closed his eyes tightly and endured the pain.
Tom ağrıya daha fazla dayanamadı.Tom couldn't stand the pain any longer.
Tom buna daha fazla dayanamadı.Tom couldn't take it any longer.
Tom bir duvara dayandı ve karşı duvara boş boş baktı.Tom leaned against one wall and stared blankly at the opposite wall.
Tom bastonunu sandalyeye dayadı.Tom leaned his cane against the chair.
Tom dayanılmaz acı içindeydi.Tom was in unbearable pain.
Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.Tom was leaning against the wall near the door.
Tom duvara dayanıyordu.Tom was leaning against the wall.
Biz İtalya'dayız.We're in Italy.
Acı dayanılmaz.The pain is excruciating.
O, kafasına bir silah dayadı ve tetiği çekti.He put a gun to his head and pulled the trigger.
Sen Boston'dayken Tom'un seni görebilmesine memnun oldum.I'm glad Tom was able to see you while you were in Boston.
Onu terk etme düşüncesine dayanamadı.He couldn't bear the thought of leaving her.
Sadece geçen hafta Boston'daydım.I was in Boston just last week.
Tom silahı Mary'nin kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to Mary's head and pulled the trigger.
Tom bir silahı kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to his head and pulled the trigger.
Şu anda Esperanto öğretmek için Güney Amerika'dayım.Now I am in South America to teach Esperanto.
Dayanışma bir silahtır.Solidarity is a weapon.
Evdeki durum her geçen gün daha dayanılmaz hale geliyor.The situation at home is getting more unbearable every day.
Tom ve ben Boston'dayken, Mary'yi ziyaret ettik.When Tom and I were in Boston, we visited Mary.
Boston'dayken Tom'u ziyaret ettim.When I was in Boston, I visited Tom.
Geçen yaz Boston'daydık.We were in Boston last summer.
Tom geçen hafta Boston'daydı.Tom was in Boston last week.
Tom geçen hafta Boston'daydı, değil mi?Tom was in Boston last week, wasn't he?
Tom geçen hafta Boston'daydı fakat hâlâ orada olup olmadığını bilmiyorum.Tom was in Boston last week, but I don't know if he's still there.
Tom o zaman Boston'daydı.Tom was in Boston at that time.
Tom bir yıl önce Boston'daydı.Tom was in Boston a year ago.
Tom'la ilk karşılaşmamız Boston'daydı.It was in Boston that I first met Tom.
Bir yıldan daha fazla süredir Boston'dayım.I've been in Boston for over a year.
Şu anda Boston'dayım.I'm in Boston right now.
Dün Boston'daydım.I was in Boston yesterday.
O olduğunda Boston'daydım.I was in Boston when that happened.
Geçen yazın büyük bölümünde Boston'daydım.I was in Boston most of last summer.
Geçen kış Boston'daydım.I was in Boston last winter.
Geçen ay Boston'daydım.I was in Boston last month.
Ekim ayında Boston'daydım.I was in Boston in October.
Geçen ay birkaç gün Boston'daydım.I was in Boston for a few days last month.
Boston'dayken ucuz bir otelde kaldım.I stayed at an inexpensive hotel when I was in Boston.
Boston'dayken Tom'la tanıştım.I met Tom while I was in Boston.
Gelecek sefer tekrar Boston'dayken seni tekrar görmeyi umuyorum.I hope to see you again the next time you're in Boston.
Boston'da yaşayan bir dayım var.I have an uncle who lives in Boston.
Ben o zaman Boston'daydım.I happened to be in Boston at that time.

İlgili Sayfalar