Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Raja Daud mengumpulkan semua pemimpin Israel, imam-imam dan orang Lewi
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Reunió a todos los principales de Israel, a los sacerdotes y a los levitas
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Und David versammelte alle Obersten in Israel und die Priester und Leviten.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Voordat het echter zover was, riep hij alle leiders van Israël bijeen, evenals de priesters en de Levieten.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Και συνηγαγε παντας τους αρχοντας του Ισραηλ και τους ιερεις και τους Λευιτας.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.И собрал всех князей Израилевых и священников и левитов,
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.И събра всичките Израилеви първенци, и свещениците и левитите.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.ויאסף את כל שרי ישראל והכהנים והלוים׃
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.وجمع كل رؤساء اسرائيل والكهنة واللاويين.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.大 衛 招 聚 以 色 列 的 眾 首 領 、 和 祭 司 利 未 人
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.大 衛招聚 以色列 的 眾首領 、 和 祭司 利未人
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.A Dávid odpovedajúc riekol: Tu hľa, kopija kráľova, nech prejde sem jeden z mládencov a vezme ju.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.A odpovídaje David, řekl: Teď hle kopí královo. Nechť přijde někdo z služebníků, a vezme je.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Daavid vastasi ja sanoi: "Tässä on kuninkaan keihäs; tulkoon joku miehistä tänne ottamaan sen.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David a răspuns: ,,Iată suliţa împăratului; să vină unul din oamenii tăi s'o ia.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David odgovori in reče: Glej, tu je sulica kraljeva, naj pride eden mladeničev sem ter jo odnese.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David répondit: Voici la lance du roi; que l`un de tes gens vienne la prendre.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David respondió y dijo: --He aquí la lanza del rey. Pase aquí alguno de los jóvenes y tómela
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David svarade och sade: »Se här är spjutet, o konung; låt nu en av dina män komma hitöver och hämta det.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David svarede: "Se, her er Kongens Spyd; lad en af Folkene komme herover og hente det.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.David svarte: Se, her er ditt spyd, konge! La en av dine tjenere komme hit over og hente det!
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Davi então respondeu, e disse: Eis aqui a lança, ó rei! venha cá um os mancebos, e leve-a.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Ða - vít nói : Nầy là cây giáo của vua ; hãy cho một gã trai_trẻ của vua đi qua đây mà lấy đi .
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Ða-vít nói: Nầy là cây giáo của vua; hãy cho một gã trai trẻ của vua đi qua đây mà lấy đi.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.És felele Dávid, és monda: Ímhol a király dárdája, jõjjön ide a szolgák közül egy, és vigye el azt.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın."Hier is uw speer", antwoordde David. "Laat één van uw mannen hier komen om hem op te halen.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.다윗이 대답하여 가로되 왕은 창을 보소서 한 소년을 보내어 가져가게하소서
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Rispose Davide: «Ecco la lancia del re, passi qui uno degli uomini e la prenda
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.Και απεκριθη ο Δαβιδ και ειπεν, Ιδου, το δορυ του βασιλεως και ας καταβη εις εκ των νεων και ας λαβη αυτο.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.А Давид в отговор рече: Ето царското копие; нека дойде един от момците да го вземе.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.И отвечал Давид и сказал: вот копье царя; пусть один из отроков придет и возьмет его;
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.ויען דוד ויאמר הנה החנית המלך ויעבר אחד מהנערים ויקחה׃
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.فاجاب داود وقال هوذا رمح الملك فليعبر واحد من الغلمان وياخذه.
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.大 衛 說 、 王 的 槍 在 這 裡 、 可 以 吩 咐 一 個 僕 人 過 來 拿 去
Davut, ‹‹İşte kralın mızrağı!›› dedi, ‹‹Adamlarından biri gelip alsın.大 衛說 、 王的槍 在 這裡 、 可以 吩咐 一 個 僕人 過來 拿去
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.A přešed David na druhou stranu, postavil se na vrchu hory zdaleka; nebo bylo mezi nimi nemalé místo.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David a trecut de cealaltă parte, şi a ajuns departe pe vîrful muntelui, la o mare depărtare de tabără.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David en zijn metgezel beklommen de berghelling tegenover het kamp en stopten op een veilige hoogte.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Davide passò dall'altro lato e si fermò lontano sulla cima del monte; vi era grande spazio tra di loro
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David passa de l`autre côté, et s`arrêta au loin sur le sommet de la montagne, à une grande distance du camp.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn , Ða - vít sang qua bên kia , dừng lại tại trên chót núi , xa trại quân . có một khoảng xa_cách nhau .
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn, Ða-vít sang qua bên kia, dừng lại tại trên chót núi, xa trại quân. có một khoảng xa cách nhau.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.이에 다윗이 건너편으로 가서 멀리 산꼭대기에 서니 상거가 멀더라
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ko pa preide David na nasprotno stran, stopi na vrh hriba oddaleč, da je bila precejšnja razdalja med njimi;
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Kun sitten Daavid oli tullut toiselle puolelle, asettui hän kauas vuoren laelle, pitkän välimatkan päähän.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Potom prešiel Dávid na druhú stranu a postavil sa na temene vrchu zďaleka, takže bolo veľké miesto medzi nimi.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.И перешел Давид на другую сторону и стал на вершине горы вдали; большое расстояние было между ними.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Тогава Давид мина насреща та застана на върха на хълма от далеч, като имаше между тях голямо разстояние,
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.ויעבר דוד העבר ויעמד על ראש ההר מרחק רב המקום ביניהם׃
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.وعبر داود الى العبر ووقف على راس الجبل عن بعد والمسافة بينهم كبيرة
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.大 衛 過 到 那 邊 去 、 遠 遠 的 站 在 山 頂 上 、 與 他 們 相 離 甚 遠
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.大 衛過 到 那邊 去 、 遠遠 的 站在 山頂 上 、 與他們相離甚遠
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.A Dávid spočítal ľud, ktorý bol s ním, a ustanovil nad nimi tisícnikov a stotníkov.
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.David a numărat poporul care era cu el, şi a pus peste ei căpetenii peste mii şi căpetenii peste sute.
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.Davide passò in rassegna la sua gente e costituì capi di migliaia e capi di centinaia per comandarla
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.David inspecteerde zijn troepen en stelde commandanten aan.
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.David mønstret folket som var med ham, og satte høvedsmenn over dem, nogen over tusen og nogen over hundre.
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.David pa sešteje ljudstvo, ki je bilo pri njem, in mu postavi poveljnike nad tisoč in poveljnike nad sto.
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.David pasó revista a la gente que estaba con él, y puso sobre ellos jefes de millares y jefes de centenas
Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.Ða-vít điểm dân sự đi theo mình, rồi đặt ở trước đầu chúng những trưởng của ngàn người, trưởng của trăm người.