Madem ki büyüyorsun, böyle davranmamalısın.Now that you're grown up, you must not behave like that.
Artık büyüdün, bir çocuk gibi davranmamalısın.Now that you are grown up, you must not behave like a child.
Öyle davranmamalısın.You must not behave so.
Bana artık kaba davranmamak için söz verdin.You promised not to be rude to me any more.
Anayasaya aykırı davranmamalıyız.We must not violate the Constitution.
Ona öyle davranmamalısın.You ought not to treat him like that.
Kadınları anlıyormuş gibi davranmam.I don't pretend to understand women.
Diğerlerine samimi davranmamız şart.We are required to treat others with sincerity.
Böyle davranmamalısın.You must not behave like this.
Mary onun erkek arkadaşı gibi davranmamı istedi.Mary asked me to pretend to be her boyfriend.
Tom bana başkalarına karşı saygılı davranmamı söyledi.Tom told me to treat others with respect.
Ona nasıl davranmamı istersin?How do you want me to handle that?
Hızlı davranmamız gerek.We need to act fast.
Birbirimize karşı adil olarak davranmamız gerek.We should deal fairly with each other.
Yine de şaşırmış davranmamamız gerekir.We shouldn't act surprised, though.
Tom ve bana kendimiz gibi davranmamız söylendi.Tom and I were told to behave ourselves.
Herkese adaletli davranmamız gerekiyor.We need to treat everyone fairly.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).We wronged them not, but they were the wrongdoers.
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )Rafiq Tağının qətli haqqında Xədicə İsmayılova ilə müsahibə.
Ona ırkından dolayı kötü davranmamış ve dost olmuştur.He is known for corruption and inmate abuse.
Yani doğaçlama davranmam.That means improvise.
Kendimize davranılmasını istemediğimiz şekilde diğer uluslara davranmamalıyız.We should not treat other nations as we would not wish to be treated ourselves.
Böyle davranmamızı gerektiren bu kraliyet ailesi de neyin nesi?What is so grand about the royal family, that we have to be treated this way?
Onlarla ilgili bilinmeyen bir parçadır bu. Ve biliniyor gibi davranmamalıyız.That is an unknown part of them, and we shouldn't behave as though it is known.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Let me act compassionately.
Farklılıklarımız kısa bir yemek sonrasında buhar olup uçacakmış gibi de davranmamıştık.But we also hadn't pretended that our differences were just going to melt away after a lunch.
En akıllı davranmamız gereken yer neresi?Where would you say we need to be the smartest?
Bizim yaşımızda nasıl davranmamız gerektiğini bilmeliyiz.At our age, we should know how to behave.
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!My mom, aunt and uncle shouldn't have acted that way!
Onlara kutsal şeylermiş gibi davranmamalısınızYou should not treat them as sacrosanct.
Kýçlarýnýzý sallýyordunuz. Beraber davranmamýz gerekiyordu.Com licença... onde é o banheiro?
Yoksa böyle davranmamın sebebi başarılı olmanı istemediğimden mi?Or am I doing this because I don't want you to succeed?
Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin.Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Bu, özellikle AB'nin niçin söz konusu yönde davranmaması gerektiğini açıklayan bir durumdur.This is why the EU, in particular, should not let this happen.
Bu arada hükümet, mahkemeyi demokratik davranmamakla suçladı.The government, meanwhile, accused the court of acting in an undemocratic manner.
Bencilce davranmamalısın.Du solltest nicht egoistisch handeln.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).Sie beschreite dabei aber keine widerrechtlichen Wege.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).Nadie puede verse obligado a aquello que la ley no ordena.
Yürütmeye bağlı olan idare işlem ve eylemlerinde anayasaya aykırı davranmamalıdır.Hace referencia a la actividad que se realiza no debe ser contraria a la ley.
Öyle davranmamalısın.Non devi comportarti così.
Bana nasıl davranmam gerektiğini söyle.Посоветуй мне, как поступить.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).И нет вреда вреда в том, чтобы дать ему разрешение (войти).
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )حرص ولا تخون:أي كن حريصًا، يضرب هذا المثل ليكن الإنسان حريصًا دون أن يفترض في ذهنه خيانة غيره له.
Milo, arkadaşlarını kurtarmak için bencilce davranmaması gerek.Ґендо не знає як йому слід поводитися зі своїм сином.
Ama Doğu Göktürk halkı, Çin'e her zaman zarar vermiş; dürüst davranmamıştır.Thứ nhất, đến gần Hitler không phải là việc dễ dàng; ông luôn được bảo vệ cẩn mật.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).」「依這沒法度沒法度沒法度。
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )揣其意蓋為本朝忌諱,避之以明其敬慎,不知此固背理犯義不敬之甚者也。
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )엄격하고 사납게 대하지 말고 순순하게 교훈하여 순조롭게 되도록 하라.’
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Ale s troma chlapcami máte slušnú pravdepodobnosť, že aspoň jeden z nich sa nebude správať tak, ako by sa mal.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.De három fiú esetében elég nagy az esélye annak, hogy legalább egyikükkel nem nem nagyon bír az ember.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.그러나 남자 아이가 세 명이면, 적어도 그 중 한 명은 반드시 행해야하는대로 처신하지 않을 가능성이 상당히 많습니다.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Maar met drie jongens heb je veel kans dat er minstens één gedrag vertoont dat niet helemaal naar behoren is.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Но с три момчета, има голяма вероятност, че поне един от тях няма да се държи точно така, както би трябвало.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.אבל עם שלושה בנים, ישנו סיכוי סביר שלפחות אחד מהם לא יתנהג בדיוק כמצופה.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.少なくとも1人は 行儀よくせずに ぐずっているのです AV:期待と現実のギャップがどう生まれたのかお分かりでしょう
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!Mama, mãtuºa, unchiul... n-ar fi trebuit sã se comporte astfel!
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!Maman, tata et tonton, ils n'avaient pas le droit de faire ça !
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!Meine Mama, meine Tante und mein Onkel hätten das nicht tun dürfen.
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!Moja mama, ciotka i wujek nie powinni się byli tak zachować!
Annem, teyzem ve amcam o şekilde davranmamalıydı!Η μαμά μου, η θεία μου και ο θείος μου δεν έπρεπε να φερθούν με αυτό τον τρόπο!